Tek derdimiz ülkemiz13 Mayıs 2019, Pazartesi

17 yılda 15. kez sandığa giden bir ülkenin yurttaşlarıyız. Seçim bileşenlerinin ne olduğuna dair sözüm yok, ancak bir de seçimin belirleyenleri var ki ona dair sözüm çok...

            Her gün başka bir itiraz icat ederek ülkenin itibarının sarsıldığını bugüne kadar az mı yazdık, söyledik, dile getirdik, konuştuk.

                 Derdimiz ülke, kaygımız çocuklar, tasamız gelecek olunca sık sık aynı konuların altını çizmemiz bundan

       Önce bulmakla, uygulamakla övünenler, bu kez de  kaldırmakla  övünüyorlar. Acaba  bu kararları verenler  ülkeyi düşünürler mi?

         İstanbul seçimlerinin  iptali  sadece İstanbul’u değil,  tüm Türkiye’yi ilgilendiriyor.

Yine  gündem seçim oldu  ekonomi ve  diğer sorunlar 31 gün daha  rafa kalkacak. Yine olan vatandaşa olacak. Tarım can çekişip, çiftçi iflas ederken, sorun yaşanan her konu içimizi hergün biraz daha acıtırken, bunlar yine görmezden gelinecek.

         Siyasî hareketler için en büyük kayıp seçimlerin değil toplumsal vicdanda ahlaki üstünlüğün kaybedilmesidir. Şimdi yapılması gereken; ülkemize yakışan olgunlukla seçim sürecini yürütmek, gerilim ve kutuplaşmadan uzak durarak demokrasimizin daha fazla yıpranmasına engel olmaktır.

      İşin içinden çıkamayınca önce aklınıza görmeyen, duymayan, konuşmayan ve önemsemeyen çok sayıdaki politik aktörler  geliyor. Sonra da gören, duyan, konuşan, paylaşan, anımsatan sorumluluk sahibi az sayıdaki siyasiler geliyor.

Toplumu susturulmaya, tepkisizleştirilmeye çalışıyorlar

Korku iklimi dört bir yanı sarınca, söz söyleme özgürlüğü de kaybolur.

Toplumları ayakta tutan ise   ‘HAK, HUKUK, ADALET’tir

Bu kavramlar da zedelenince kişi hiçbir şeye güvenemez olur.

Bu sebepten susma değil konuşma  zamanıdır artık!

Susmaya devam edersek,  küçük menfaatlerin adamı olmaya devam ederiz.

Kafamızı  toprağa gömmeye devam edersek bu seferde  karanlık  bizi bir girdap gibi kendine çekecektir.

      Şimdi yapılacak şey; umudu korumak, sonuca katlanmak, değerini- kıymetini bilmek, sayısını artırmak, yapılanları unutmamak, daha çok çabalamak, dersler çıkarmak, bu güzel havayı devam ettirmek için özen göstermek olmalıdır.

 

--------------------------------------------

HER ŞEYE BİR BAHANE BULUYORUZ

Yönetmelikte neymiş,kanunda benim ,kanun koyanda..

Tatbikat yaparız, ama inancımız yoktur. Başımıza hiç gelmeyeceğinden eminmişçesine güvenliği reddederiz.

Emniyet kemeri var ama daraltıyor, aparat alıp alarmı susturup, takmayız,

Yangın merdiveni vardır, ama hep kilitlidir.

Yangın tüpü koyarız, prosedüre uysun diye ama kullanmayı bilmeyiz.

Kaçak kat çıkılır, oh ya imara yutturuldu kılıfına uydurulup,birde varsa bir bürokrat halledilir işi, yönetmeliğe uygun hale getirilir görünüşte. 

Vesaire örnekler…

Kazaların birçoğu evde ve işyerinde meydana geliyor. Bu gidişat ile birlikte, iş sağlığı ve güvenliği son yılların gözde konusu oldu. İş kazası yoktur, tedbirsizlik ve emniyetsizlik vardır.

Bilgilendirmeler yapılsa da, yaptığımız tedbirin bizim güvenliğimizi garantiye aldığına olan inancımız yok. Yâda bilgi yok uygulama sıfır.

Körüz, sağırız velhasıl kelam…

Baştan savma uygulamaları seviyoruz. Her kanuna bir kılıf, her hukuka bir açık bulup yine bildiğimizi okuyoruz.

Bilgisizlik, ihtiyatsızlık, sabırsızlık, inançsızlık. kadercilik, prensipsizlik, işte bizi ölüme götüren nedenler.