HEP KOŞTURUYORUZ23 Eylül 2021, Perşembe

Her insanda olan eksiklikler gibi benimde düzeltmeye çalıştığım bir yönüm var.

Yoğun ve sürekli çalışan, koşturan kişi olmanın bana kazandırdığı olumsuz bir şey var ki; hep tetikte  oturmak ve sabah kalktığım an itibari ile, o gün bir yere yetişecekmişim gibi tetikte olma duygusunu taşımak.

Bu hissiyatı söndürmeye çalışıyorum.

Ama yaklaşık 20 yıllık iş  yaşamımda hep bir koşturma vardı. Alışkanlık oldu.

Bir ayda 14 seminer verdiğim ve aynı günler dolu dolu danışan aldığımı bilirim. Akşama doğru iş yerinde dolu dolu çalışıp, birbirimizi görmekten daraldığımız otobüse biner gece saat aç susuz 1-2  lerde İstanbul’dan  yüksek lisanstan döndüğümü bilirim, hatta ilk yüksek lisansımı da hamile hamile gidip geldiği mi bilirim...Ve daha nice eğitimler, emekler.. O yüzden emeklere saygım çok büyüktür ve burun kıvırmanın gafletine asla düşmem. Çünkü ördek gibi gördüğünüz insanların suyun altındaki ayaklarının yani o göremediğiniz kısımda ki mücadelelerini bilemezsiniz. Ben biliyorum ki şu an bu yazıyı okuyan sizinde hikayesinde mücadeleler var. O yüzden en başta ön yargılı olmayıp birbirimize saygı gösterelim.

Tabi bununla birlikte çevre ve işler ne kadar genişlerse insanın kendisine alanı o kadar dar oluyor.

Geçmişe baktığımda tonla mücadele,  tonla iş  gücü , tonla yapılanlar , emekler var.

Ve gerçekten tüm bedenimi koltuğa yayacağım zamanı bende isterim ama içimdeki vatandaşlık ve milliyetçilik idealistligi ile ben ne katarım naçizane diye kendimce çaba sarf etmekle geçiyor yaşamım.

Bende buyum.

Çalışan,  düşünen,  üretmeyi seçen. Ve yaşamı çok seven..