BU NE ŞİDDET!
Bugünlerde "gazetenin manşet haberi ne olmalı?" konusunda, arkadaşlarımız ile birlikte sıkıntıdayız.
Nedeni, haber yokluğu değil.
Tam tersi, her gün daha çok olay yaşanması.
Cinayetler, silahlı veya bıçaklı yaralamalar, trafik kazaları, patlamalar…
Polisimiz de durmuyor, çalışıyor tabiî ki..
Onların yaptıkları operasyonlar..
* * *
İşte yoğun bir günü geride bırakırken, haber başlıklarına baktığımda yeniden dehşete kapılıyorum.
Bu ne şiddet!
Bu kadar mı sevgisizlik hakim oldu şehrimizin üstüne..
Birbirimizi öldürebilecek, bıçaklayabilecek veya başka şeyler yapabilecek kadar mı nefret ediyoruz?
* * *
Ne anlamı var ki o zaman yaşamamızın, hedeflerimizin.
Sokaktaki adam, sabahtan akşama kadar çalışıyor, gece gündüz demeden uğraşıyor.
Binbir zorlukla çocuğunu okutuyor.
Çocuğu okuyor, doktor oluyor..
Ne önemi var?
Ehliyetsiz ve hatasının farkında bile olmayan bir sürücünün kullandığı araç, bir gün ansızın aracına çarpıyor ve hayatını karartmaya yetiyor.
* * *
Eğer bir yerlere varacaksak sevgili dostlar, ancak birlikte yapabiliriz bunu.
1000 kişi arasında bir kişinin yeterli eğitimi alarak, doktor, avukat olması yetmiyor toplumumuza..
Hepimizin toplumsal şuurumuzu açık tutmamız gerekiyor.
Yoksa hepsi beyhude..
* * *
Eğitimden de çok daha önemli, tüm kötülükleri yok edecek bir mucize ilacımız da var aslında elimizde..
Hem de hiçbir maliyeti olmayan..
SEVGİ'den bahsediyorum.
Sevginin olmadığı her yerde, mutlaka bir sorun var demektir..
* * *
Hırsızlık, gasp, cinayet, tecavüz, adam yaralama!..
İnsanı seven, insana bunu yapar mı?
İçinde biraz olsun sevgisi kalan, başka birinin canını acıtır mı?
* * *
Cinnet getirme noktasına mı geldik nedir?
Yazık bizlere..
Hele ki çocuklarımıza..
Kendimize gelmemiz gerekiyor.
Ve çocuklarımıza en fazla da sevmeyi öğretmemiz gerekiyor..
* * *
Bir insanı sevmek, yaşamayı sevmek, başkalarının haklarına saygılı olabilmeyi sevmek, işimizi sevmek, doğayı sevmek, arkadaşlarımızı sevmek, ailemizi sevmek vs..
Adam olabilmek için SEVME'yi bilebilmek gerekiyor..
BURSA'NIN ULAŞIM SİSTEMİ
Üniversite yıllarımda Bursa'da büyük değişimlerin yaşandığına şahit oldum.
O dönemde de basın sektöründe çalıştığımdan ötürü, ayrıntılarına kadar bildiğim ender araştırma konularımın arasında da Ulaşım geliyordu.
Sakarya'ya döndükten sonra zaman zaman iki şehrin trafik düzenlemeleri konusunda karşılaştırma yapıyor, bunları da sizinle paylaşıyordum.
* * *
Hafif raylı sistem ve metro çalışmalarının en verimli kullanıldığı ve en kısa sürede geri dönüşümü olan Bursa Metrosu'nun işleyişi gerçekten de örnek olacak nitelikteydi.
Hatta oradaki sistemden etkilenerek, Belediyelerin toplu taşıma sistemlerini belirlerken, şehir içinde taksi dolmuş ve minibüs güzergahlarını da dikkate almak zorunda olduklarını, ringleri de kullanarak, hem ucuz hem de rantabl ulaşım yapılabileceğini belirtmiştik.
* * *
Önceki gün Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, Bursa ulaşım sisteminde incelemelerde bulunmuş.
İnşallah ulaşım sisteminde Bursa'yı örnek alır.
Eğer alırsa akıllılık eder.
Sakarya'daki minibüs ve taksi dolmuş esnafı lobisini aşabilirse tabiî ki.
Aksi halde bu sistemi Sakarya'da yürürlüğe sokması çok zor olur.
* * *
Bursa'nın merkezinde bir tane minibüs dolmuş göremezsiniz.
Metro ucuz sayılır.
Dolmuşlar da ancak civardan metro duraklarına kadar yolcu taşıyor.
Şehrin içine ise metro ve belediye otobüsleri işliyor.
* * *
Şimdi siz Atatürk Bulvarı'na tüm taksi dolmuş ve minibüs dolmuşların girmesini yasaklarsanız, sadece sizin ring olarak çalışacak Belediye otobüsleriniz Atatürk Bulvarı'na girebilirse, o hattınız karlı olur mu olmaz mı?
* * *
Sonrasında da "ulaşım şu kadar trilyon zarar ediyor" diye, özelleştirmeye de kalkmazsınız değil mi?
Bilmiyorsanız, bilen bir yerlere giderek, güzel işleyen sistemleri incelemek güzel bir şey.
Bundan dolayı Başkan Toçoğlu ve ekibini kutlamak gerekiyor.
Sakarya'ya daha iyileri lazım.
APEK SEÇİMLERİ
Yarın Adapazarı Pancar Ekicileri Kooperatifinin seçimleri var.
Seçimlerin oldukça hareketli geçmesi bekleniyor.
3 tane liste yarışacak.
Önemli seçim öncesinde Adaylardan Ahmet Aya'yı bu akşam SRT'de konuk edeceğim.
Son Nokta programında, Aya'a merak edilen soruları yönelteceğim.
Sanıyorum program sizlerin de dikkatini çekecektir.
GÜNÜN ATASÖZÜ
Gem almayan atın ölümü yakındır.