BİR ÇÖZÜM VAR AMA!
İl Hıfzısıhha Kurulu toplanıyor.
Doğalgaz abonelerine bacalarınız "standartlara uygun değil" diyor.
Ya bacaları değiştireceksiniz, ya da yeni kombi alacaksınız.
Bir karar ile ortaya 18 trilyona yakın bir Pazar açılıyor.
Peki bu parayı kim verecek.
O bölgede oturan insanlar ayda 250 TL kombi taksitini nasıl ödeyebilirler ki?
Üstelik bu evlerin bir kısmı Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, bir kısmı da Başbakanlık Proje Uygulama Birimi tarafından yaptırılmış.
Kontrolör firmalar da bu projeleri denetlemiş.
Ama projelerde yanlışlık yapılınca, onlar da farkına varamamışlar.
Şimdi burada sorumlu tutulması gereken son taraflar, vatandaşlar değil mi?
İşin hukuki sorumluluğu da var tabiî ki.
Yani konutların çoğunun tapusu halihazırda devletin elinde.
Diğer bir ifade ile mülkler halen devletin.
Ve kendi yaptığı konutların, yine devletin başka bir organı tarafından çıkarılan yeni yönetmeliğe göre uygun olmadığı ortaya çıkıyor.
Vatandaşa binalar yapılırken, seçme hakkı verdiler mi?
Şimdi vatandaş ne yapsın?
Ortaya büyük bir Pazar, büyük bir rant çıkıyor.
Bacaların genişliği 5 cm daha geniş yapılsaydı, sorun belki çok daha ucuza çözülebilecekti.
Ama şimdi apartman sakinleri arasında maliyet bölüşümünden tutun da, bacaların genişletilmesindeki zorluğa kadar bu yöntem pek fazla kullanılmayacakmış gibi geliyor.
Muhtemelen devlet de "Bizim bu binaları yaptığımız sırada standartlar buydu. Yönetmeliğin değişmesinin ardından oluşacak yeni durumdan biz sorumlu değiliz" diyebilir.
İşte bu noktadan sonra vatandaşın hakkını arayacağı günler başlayacaktır.
Ve sanıyorum her zamanki gibi bu konuda da özellikle iktidar Milletvekillerinin desteğini göremeyecekler..
Yani işi siyasi yönden çözme yollarının kapalı olduğunu düşünüyorum.
Benim önerim şu olabilir.
Devlet, eğer sıfırdan bu kombilerin maliyetlerini karşılamayacaksa, en azından 2 bin TL civarında olan kombilerin bedellerini, binanın bedeline eklesin.
Yani senede devlete 900 TL ödeyen hak sahipleri, bu sürenin bitiminde benzer şekilde 2 sene daha taksitlerini ödemeye devam etsinler..
Ancak bu şekilde bir orta yol bulunabileceğini düşünüyorum.
İkinci bir yol daha var tabiî ki.
Konu incelendiğinde burada hukukun vatandaşın lehine işleme olasılığının çok çok yüksek olduğunu tahmin ediyorum.
Yani doğalgazı bu yüzden kesilecek olan bir vatandaş, mahkemeye başvurursa, sanıyorum mahkeme buradaki kusurun vatandaştan kaynaklanmadığına hükmedecektir.
Eldeki tüm bulgular ve mantığımız bizi bu yöne götürüyor.
Şimdi diyeceksiniz ki, bu önerileri kim takip edecek.
Bir milletvekilimiz çıksa da Ankara'da sesimizi duyursa ne güzel olurdu değil mi?
Ama sanıyorum daha çok bekleyeceğiz.
5 iktidar milletvekilimiz bir araya gelse de buna güçlerinin yeteceğini sanmıyorum.
HEPİMİZ EDEPSİZ MİYİZ NE!
Sayın Başbakan Ak Parti yerine AKP diye kısaltma kullananlara "edepsiz" diyor.
Sonrasında görülüyor ki, kendi mahkeme savunmalarında partililer de "AKP" diyerek kısaltma kullanmışlar.
Hadi diyelim Ak Partililer dışındakiler partiye AKP desin..
O zaman toplumun yüzde 60'ı edepsiz oluyor.
Şimdi kalksa MHP Genel Başkanı da partimizin adını "Me Ha Pe diye okuyanlar edepsizdir" dese..
Ardından CHP Genel Başkanı çıksa, partimizin adını "Ce Ha Pe diye okuyanlar edepsizdir" dese..
Edepsiz olmayan, bu konuları çok yakından takip eden yüzde 10'luk kısım kalır herhalde..
Ak Parti'lilerin bu kısaltma işine neden bu kadar takıldıklarını da anlayamadım.
Yani parti, adında AK ifadesi geçirmek ile mi ak oluyor?
Oysa ki her şey, işin özünde değil midir?
Ak Parti'nin veya AKP'nin, buna ihtiyacı olduğunu sanmıyorum.
ENERJİ KESİNTİSİ İNSAN HAKLARINA AYKIRIDIR
Kanun önünde herkes eşittir.
O halde kanunlar uygulanırken, herkese eşit uygulanmalı.
Elektrik dağıtım işinin özelleştirilmesinin ardından, artık bu "özel" firma, kimsenin gözünün yaşına bakmadan elektrik kesintisine başladı.
Bir süre önce bir Belediye'nin enerjisini kestiler.
Şimdi de anlıyoruz ki otoban gişelerinin elektriğini kesmişler..
Kendilerini destekliyorum.
Kesin!..
Sokak aydınlatmalarını Belediyeler ödüyorlar mı?
Ödemiyorlarsa kesin..
Elektrik borcu bulunan hastaneler var mı?
Yoğun bakım ünitesi varmış yokmuş sizi ilgilendirmez..
Kesin!..
Bir fabrika son güne üretim yapmak için bütün gücüyle çalışıyor.
Son gün gidin elektriğini kesin üretim yarıda kalsın…
Kesin!..
Bu bir insanlık suçu.
Elektrik kesmek diye bir şeyin uygulandığı sistemler, bizden çok daha geri kalmış ülkelere layık sistemler olması gerekmez mi?
Sevgili SEDAŞ yetkilileri tabiî ki borçlarını tahsil etsinler..
Kaçaklara çok daha ağır cezalar versinler..
Devlet Büyüklerimiz elektrik çalan, özellikle doğa bölgelerindeki şehirlerde operasyonlar yapsınlar (ağaları kızdırmadan)
Ama enerjiyi kesmesinler..
Borçlarını alsınlar..
Ama hukuki yollardan..
Bütün şirketler borçlarını nasıl tahsil ediyorsa, onlar da aynı şekilde tahsil etsinler..
Enerji kesmen insan hakkına aykırı bir durumdur.
Çünkü enerji bir kamu hizmetidir.
Yani şimdi devlet vergi mükellefi olmayan veya kendisine vergi ödemeyenlerin güvenliğini sağlamasın, onları okullarında okutmasın, sağlık hizmetlerinden faydalandırmasın öyle mi!
Ne fark var arada?..
GÜNÜN ATASÖZÜ
Çamura taş atma üstüne sıçrar.