IŞIKARA'DAN TOKAT
İstanbul Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Eski Müdürü Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara, tokat gibi gelecek bir açıklama yaptı.
Hem de dün.
Hem de Adapazarı'ndaki kat yüksekliğinin artırılması tartışmaları başlamışken..
Hem de Dörtyol'daki Kentsel Dönüşüm Projesi'nde kat yüksekliği 4 kat olarak belirlenmişken.
Prof.Dr.Işıkara, 2003 yılından itibaren Türkiye sınırları içerisinde 6 büyüklüğünde deprem yaşanmamasının endişe verici olduğunu söylüyor.
Gerek Kandilli Rasathanesi'nin gerek ise ABD'de bulunan bir gözlem istasyonunun internet sitesinden araştırdım.
Prof.Dr.Işıkara, çok ciddi bir konuya dikkat çekmiş.
6 Büyüklüğünde deprem sınırlarımız içerisinde yok.
Bir tek Akdeniz'de yaşanmış.
Depremin üzerinden 10 yıl geçti.
Acılarımızı çabuk unuttuk..
Çok katlı binalar tehlike saçmaya devam ediyor diye daha geçen gün sizlerle dertleşmiştik.
Ama nafile..
Daha dünkü yazımızda bu şehrin geleceğine yapılabilecek en büyük ihanetin, bu olduğunu söylememiş miydik?
İşte Işıkara hocanın bahsettiği deprem gerçeği bu yüzden bir tokat gibi geldi bizlere..
"Çok katlı binalarda büyük yapı rantı var"
İyi de hayatta olmadığımız sürece bu rantın kime faydası var.
Yani rant oluyor diye, parası olan bir insan 5 – 6 katlı bina yapsa, bina yıkılsa ve altında kalsa, nasıl bir rant kurtaracak onu merak ediyorum.
Bazı inşaat mühendisleri, "Suyun üzerine bile artık gökdelenler yapılıyor" derken, aslında henüz ulaşamadığımız bir uygarlığa atıfta bulunuyorlar.
Biz suyun üzerine gökdelen yapabilir miyiz?
Japonya'dan ve Dubai'den örnek gösteriyorlar.
Japonlar gibi teknolojin, Duabi kadar paran var mı da kendini onlarla bir tutuyorsun.
Bunlar tuzak ki ne fena tuzaklar..
Sakın düşmeyin dostlar bu tuzakların içine..
67 depreminde ne kadar kaybımız vardı?
Binalar bugünün teknolojilerine göre daha kötüydü.
Eski sistemler kullanılıyordu.
Ama ölü sayısı o kadar azdı ki!
Nedeni kat yüksekliğinin şimdiki kadar fazla olmamasıydı.
Rantabl oluyor diye Sakarya'da 5-6 katlı binalar yapan başta TOKİ olmak üzere, onunla birlikte ve diğer büyük müteahhit firmalarla 5-6 katlı toplu konutlar yapan bazı Belediyelerimiz, bir sonraki depremin ardından nasıl hesap verecekler merakla bekliyorum.
Bir insan ve bir bina, hayatında ortalama 3 deprem görürmüş.
Allah ömür verirse, sizler de, bizler de, o binaların yapımında emeği geçen herkesler de bir sonraki depremi görecekler..
İşte o zaman görüşeceğiz..
Bugün yazdığımız bu yazıları bir bir arşivimizden çıkaracağız.
GÖSTERMELİK ÇALIŞMALAR
İlimizden bir grup, Sakarya'nın teşvik kapsamına alınması için Ankara'ya gidiyor.
Bırakın teşvik kapsamına alınmamızın mümkün olmamasını, iş işten geçtikten sonra göstermelik Ankara turları ile kendimizi de rezil ediyoruz.
Teşvik paketi açıklanmadan önce bu sütunlarda yazdık, uyardık.
"İllerin tamamına yakını Ankara'da kamp kurdular, çalışıyorlar, siz de gidin hakkımızı arayın" dedik.
Ama nafile..
Şimdi kalkıp gidiyorsunuz..
Zoraki bir temas trafiği gibi..
Neden?
"Bir şey yapmadılar, gidip görüşmediler bile" demesinler diye..
Şimdi görüşseniz ne olacak.
İş çoktan bitti.
Zamanında gitmezseniz Sakarya daha çok sürünecek..
KURTULUŞ ŞENLİKLERİ
Artık kurtuluş günü gibi kutlamalar, bayramlar ve festivallerin yerel yönetimler tarafından bir angarya olarak algılandığına daha fazla kanaat getirir oldum.
Dün Adapazarı Belediyesi tarafından organize edilen Adapazarı'nın kurtuluşunun 88'inci yılı programı kamuoyuna açıklandı.
İlk gün, Kurtuluş yürüyüşü ve Mehter konseri var.
İkinci gün Sakarya tanıtım filmi (Kültür Bakanlığı'nca 2 sene önce yaptırılmıştı), Bando Konseri, Sakarya Üniversitesi'nden halk müziği topluluğu konseri ve SAÜ Türk Güneşi Dans Gösterisi var. Ardından da TRT sanatçılarının Türk Halk Müziği konseri ve Sanat Müziği konseri yapılacak.
Havai fişek gösterileri de olacak tabiî ki.
Programı görünce tam bir hayal kırıklığına uğradım.
Karasu, Ferizli gibi belediyeler geçen senelerde festivaller yapmış, birbirinden ünlü sanatçıları getirmişlerdi.
Üstelik Belediyenin kasasından da tek kuruş para çıkmadan.
Gerçi bir işi başarabilmek için istemek gerekiyor.
Zorunda olunduğu için yapılan işlerden hiçbir fayda gelmez.
İşte Adapazarı'nın kurtuluşunun 88'inci yıldönümü kutlamalarında hayal kırıklığı yaşadığım nokta bu.
Bu organizasyon için bir gün telefon trafiğinde bulunmak ve 2-3 yere resmi yazıyla müracaat etmek yeterli olacaktır.
Sabahta ararsınız Kültür Bakanlığı, TRT ve Sakarya Üniversitesini, öğleden sonra resmi talep yazılarınızı yazıp gönderirsiniz iş biter..
Açıklanan programa şahsen bir itirazım yok.
Çok kaliteli sanatçılar ve SAÜ'den muhteşem bir dans gösterisi olacak.
Ama bana göre Adapazarı'nın Kurtuluşunun 88'inci yıldönümü etkinlikleri için çok yetersiz kalacak bir program bu..
GÜNÜN ATASÖZÜ
Çürük iple kuyuya inilmez.
sene 1999 büyük bir deprem vuruyor hayat duruyor sakarya adeta bir enkaz şehri haline geliyor çok doğru bir söylemin gerçekleştiği gözler önüne seriliyor deprem değil binalar can alıyor peki o günden bu güne kadar bu şehirde neler değişiyor geçici olarak yapılan prefabrik okul binalarında hâla eğitim öğretim devam ediyor şehir toparlanmaya çalışıyor toparlanıyor fakat o felekati unutuyoruz hasarlı binalar kullanıyor içinde insanlar yaşıyor... uzmanlar bas bas bağırıyor deprem bekliyoruz diye fakat nerdee hani çıkardığımız dersler hani Allah yardımcımız olsun!