TELEVİZYON İZLEYEMİYORUM
Televizyonu açıyorsunuz.
Haberler başlıyor.
İlk haber Başbakan'ın konuşmaları..
Bağırış, çağırış.
Ardından Ana Muhalefet Lideri'nin konuşmaları..
Hakaretler, bağırışlar…
Nerede bir siyasi haber görsem, hemen zaplıyorum.
Herhalde hiçbir ülkede, bizim ülkemizdeki kadar bir Başbakan televizyonlara çıkmıyordur.
Ve hiçbir ülkede olmadığı kadar gazetecileri fırçalamıyor, hemen her açıklaması bu kadar sert ifadelerle geçmiyordur.
Amerikan taktiği ile son yıllardaki siyasi oluşumları hayretle izlemekteyiz.
Amerikan taktiği nedir?
Bir düşman yarat, karşısında duracak bir birlik oluştur.
AK Parti'nin siyasi rakibi kim?
CHP..
CHP'nin siyasi rakibi kim?
AK Parti..
O halde birbirlerine vurdukça, onlar eriyor muradına..
Bizler ise film izler gibi, Hacivat ve Karagöz seyreder gibi birbirlerine kafa atmalarını izliyoruz haber bültenlerinde..
Hatırlayın lütfen..
Sayın Başbakan Sakarya mitingine geldiğinde, burada da CHP'ye çatmıştı.
Oysa ki Sakarya'daki rakipleri CHP değildi ki!
Sakarya'da AK Parti'nin rakibi, her zaman bir sağ parti olmuştur.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da aynı şekilde, Sakarya'nın özel sorunlarına değinmek yerine, laiklik ve Cumhuriyet söylemleri ile mitingi bitirmişti.
Hani Amerikan Modeli'nden bahsetmiştik ya!
Dünyaya hakim olabilmek yolunda bizim gibi ülkeleri saflarına çekebilmek için, komünist Rusya ile mücadele etti senelerdir.
"Ben sizi korumazsam, komünistler ele geçirir sizleri" dediler.
NATO'yu kurdular.
Bir çok ülkeye NATO üsleri de kurarak, hakimiyeti ele geçirdiler.
Rusya liberal ekonomiye geçti.
Ekonomisine katkıda bulunan ülkelerin başında geldi ABD.
Neden?
Çünkü "karşı tarafta bir düşman kesinlikle olmalıydı"
Yoksa nizam, düzen nasıl devam ederdi ki!
Bu seferki düşman "Terör" olarak açıklandı.
11 Eylül bunun başlangıç noktasıydı.
Terör bahanesiyle Afganistan, Irak ve Ortadoğu fethedilmiş, ABD'nin ve İsrail'in ulusal hedeflerine bir adım daha ilerlenmiş olmuştu.
Bu artık bir çok kişi tarafından okunabilen basit bir taktik.
İşte bunu siyasete uyarlayan AK Parti ve CHP, son yıllarda başarılı olmuş siyasi partilerimizdir.
Suçlu da olsa, suçsuz da olsa, karşındakini düşman olarak göster, böylelikle taraf edinilmiş olursun.
Futbol taraftarları gibi, çoğu zaman sana oy verenler, neden verdiklerini bile bilemezler.
Ama her geçen gün daha kötüye doğru gidiyoruz.
Şiddetin artmasında televizyonlarda her geçen gün izlediğimiz cinayet, tecavüz, darp, gasp haberlerinin mi etkisi var.
Peki siyasetçilerimizin ve devlet büyüklerimizin hiç mi etkisi yok.
Artık aile içinde bile herkes birbirine bağırıyor.
7'sinden 70'ine..
Başbakan'ından, en küçük memuruna kadar..
İşte sevgili dostlar.
Ben bu yüzden artık televizyonda Sayın AK Parti Genel Başkanı'nı ve Sayın CHP Genel Başkanı'nı ve diğer kaba üslubu kendilerine kılavuz edinen siyasetçilerimizi dinlemeye tahammül edemiyorum.
Bağırış sesleri kulaklarımda artık o kadar kötü yankılanıyor ki..
Açıyorum interneti, neler demişler okuyorum.
Sadece o kadar..
SAYGISIZLAR
Dün binlerce öğrencimizin hayatlarını değiştirecek bir sınav vardı.
ÖSS sınavı yapılıyordu.
Tonlarca parasını dershanelere, özel derslere ayıran veliler de merakla kapıda bekliyorlardı.
Her türlü uyarılara rağmen, daaat daaat! korna sesleri ile konvoyla şehir içinde tur atıyorlardı.
Bir sokak ötede de "ovarlokçu" açmış minibüsünün hoparlörünü dolaşıyordu.
Sabah saatlerinde simitçilerin yerini onlar almıştı.
Seyyar manav arabaları da dolaşıyordu.
Bas bas bağırıyorlardı.
Okul bahçelerinde velilerin çırpınışlarını gördüm.
Sokakta konvoylara tepki gösteriyorlardı.
Okulun özel güvenlik elemanları da aynı şekilde.
Ama sırıta sırıta direksiyonun başına geçmiş, dalga geçer gibi klaksona basa basa yol alıyordu konvoy.
Saygısızlık diz boyu.
"Bu kadar da olmaz" diyeceğiz ama nafile..
Utanma arlanma yok ki..
GÜNÜN ATASÖZÜ
Tok ağırlaması güçtür.