DÖRT ARKADAŞIN BAŞARI HİKAYESİ
Okul arkadaşları olan Fatma Esan, Elvan Karasu ve Ebru Gündüz bir araya gelip Su Sanat Atölyesi'ni kuruyorlar. Daha Tahsin Korkmaz'ın da atölyeye katılmasıyla yola devam ekip yaptıkları seramik ürünleri İstanbul'da satıyorlar. İşte dört arkadaşın seramikteki başarı hikayesi…
Dört arkadaşlar… Sakarya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi seramik bölümünü bitirip Su Sanat Atölyesi'ni kuruyorlar. Bir yıldır atölyede çalışıyorlar. Sakarya'yla sınırlı kalmayıp İstanbul'a açılmayı düşünüyorlar. Tahsin Korkmaz, Fatma Esan ve Elvan Karasu ile sohbet ettik; fakat şu anda şehir dışında olduğu için röportaja katılamayan Ebru Gündüz adında bir sınıf arkadaşları daha var. Birlikte atölyede seramik ürünler yapıp satıyorlar. Ayrıca otel ve kafe gibi binalara resim çiziyorlar. Yani kendi ürünlerinin yanı sıra özel siparişler de yapıyorlar. Atölye için her şeyi kendi kısıtlı imkanlarıyla gerçekleştiriyorlar. Bugün biz de onları ve atölyeyi tanıyoruz. Bilmek isterseniz adresleri; F. Benli Caddesi Küpeli Sok. No: 7/A. Onlara ulaşmak isterseniz de Fatma Esan; 0555 837 41 95, Elvan Karasu; 0555 712 86 23.
Öncelikle kısaca sizleri tanıyalım…
Tahsin Korkmaz
Sakarya doğumluyum. Karasu'dan geldim. 1993'ten beri buradayım. Ortaokul, lise ve üniversiteyi burada okudum. Güzel sanatları bitirdim. Bölümüm seramik üzerine. Endüstriyel seramikten olarak mezun oldum. Ozanlar Şehit Mustafa Özen İlköğretim Okulu'nda öğretmenlik yapıyorum. Öğlene kadar okuldayım. Öğleden sonra dersim yok ve buraya geliyorum. İşlerimizde, farklı bakış açılarıyla düşünerek farklı insanların hissettiği duyguları vererek orijinal bir şey ortaya çıkarmaya çalışıyoruz.
Fatma Esen
Bandırma doğumluyum. Liseye kadar Bandırma'da okudum. Ondan sonra Akdeniz Üniversitesi muhasebe bitirdim. 3 yıl muhasebe geçmişim olduktan sonra isteğimin bu olmadığına karar verdim ve sınava girdim. Kısmet burasıymış. Burada güzel sanatlar seramik bölümünü bitirdim. Böyle bir şey yapabilmek hep hayalimdi zaten. Biraz zorluklarla da olsa hayalimizi gerçekleştirdik. Ben de ilkokulda öğretmenlik yapıyorum. Hacıköy İlköğretim Okulu'nda teknoloji tasarım, görsel sanatlar ve ekstradan müzik dersi veriyorum.
Elvan Karasu
Sakarya doğumluyum. Ali Dilmen Lisesi sanat bölümünden mezun oldum. Sakarya Üniversitesi güzel sanatlar seramik bölümünü bitirdim.
Su Sanat Atölyesi nasıl kuruldu?
Elvan; Açarken şöyle düşündük, kendi işimiz olsun. Mezun olduktan sonra sanat adına iş imkanı var ama kısıtlı. Sakarya'da böyle bir şeye cesaret eden hiç kimse yok. Bazı hocalarımızın atölyeleri var; ama onlarda hoca olup belli bir birime sahip olduktan sonra cesaret etmişler. Öğrencilikten direkt iş tecrübesi olmadan atölye işine girişen ilk biziz.
Zor oldu mu?
Elvan; Maddi anlamda zor oldu. Hepimiz memur çocuğuz. Atölyeyi kısıtlı imkanlarla ikinci el eşyalarla kurduk. Eşyaları toparlamamız, ihtiyacımız olanları almamız çok zor oldu.
Masraflı bir iş mi bu?
Çok masraflı. Çamurun torbası zaten 30 lira.
Torba dediğiniz ne kadar?
Tahsin; 25 kilo. Zaten bu işte seramik yapabilmek için ustayım diyebilmek için kendi malzemenizi kendiniz üretmeniz gerekiyor. Bunun için belki demirci dükkanına bile gerek duyuluyor. Demirden malzemeleri kendisi geliştiriyor. Her bir usta yapacağı işe ekstradan kendine kolay yeni bir malzeme ürütebiliyor. Yani standart malzemesi vardır; ama standardın yanında ondan daha fazla insan yapımı malzemeler var. O malzemeleri temin etmek veya yaptırmak da ekstra bir ücret.
Yine çamur şekillendirip bunu seri üretime adapte edebilmek birçok yollardan geçiyor. Kalıplama sistemlerine girmesi gerekiyor. Kalıplama sistemine girebilmesi için kalıpla ilgili aparatlar almanız gerekiyor. Bizim okulla gelen alet takımlarımız vardı; ama ekstradan çamur karıştırıcı ve fırın almak zorunda kaldık. Çünkü fırın ve karıştırıcı olmadan seramik atölyesi yok gibi bir şey. Çömlekçi tornası da ekstradan bu işlerin başında geliyor. Tabi biz ikinci ellerden aldık. Bizimki devir ayarlı değil; ama ayakla devrini ayarlayabiliyorsunuz. Bunlarda zaten atölyenin olması gerekenlerinden.
Fatma; televizyonlarda belgesellerde hep vazo, çanak çekerler. Genelde insanların dikkatini hep o çekiyor zaten. Seramik çok fazla bilinmiyor açıkçası. Yani tabak çanak olarak biliniyor; ama bir sanat olarak bilinmiyor. Aslında baya belirgin bir sanat. Birçok sanatçıların olduğu, sergilerin açıldığı bir sanat…
Tahsin; Seramik aslında bizim haberimiz olmadan hayatımızda olmazsa olmazlardan.
Elvan; Aslında kullandığımız her şey. Çay içtiğimiz bardak, yemek yediğimiz tabak…
Tahsin; Hiçbirini kullanmasak, hepsini metalden almış olsak bile, lavaboyu kullanıyoruz. Bunlarda seramik ve seramik en hijyenik malzeme. Belki de camdan bile önce gelebilir.
Seramik bir hayat aslında o zaman…
Elvan-Fatma; Evet doğru.
Tahsin; Evet kendi çapında hayat ve 100 yıl sonra bile deforme olmayacak bir malzeme.
Peki, neler üretiyorsunuz?
Fatma; Pano yapıyoruz. Biblolar yapıyoruz. Abajur tarzı şeyler yapıyoruz. Onun dışında bisküvi ürünlerimiz var. Vazo tarzı şeyler yapıyoruz. Tabak, bardak yapıyoruz. Aslında seramikten çok fazla şey yapılabilir. Mesela takı yaptık. Kolye yapıyoruz. Sehpa ayağı bile yapılabiliyor.
Bunları satıyor musunuz?
Fatma; Evet.
Elvan; Sakarya'da olmak bu anlamda çok zor. Kimse pek bir şey anlamıyor, değer verilmiyor.
Satışı burada mı yapılıyor?
Elvan; Satışı burada pek gerçekleştiremiyoruz. O yüzden İstanbul'a götürüyoruz. Orada satıyoruz. Bir de kafelere, otellere duvar panoları, resimler yapıyoruz. Ana okullarına yapılabiliyor.
Tahsin; Heykel yaptık. Mesela bir fotoğrafçı dükkanına fotoğraf çeken Çarli Çaplin heykeli yaptık. Özel siparişler olduğu zaman onları yapıyoruz.
İstanbul'da nerede satıyorsunuz?
Tahsin; Kadıköy Moda tarafından arkadaşlarımızın dükkanı var. Orada ürünlerin satışı yapılıyor. Siparişe göre gönderiyoruz.
Fatma; Yavaş yavaş İstanbul'da yer bulmaya uğraşıyoruz. Zaman alıyor tabi… Çabuk olan bir şey değil seramik. Seri üretim olması için ilk önce modelini yapıp sonra kalıp alıp kalıba döküm yapıp iki kez fırınlanması gerekiyor. Bisküvi pişirim diyoruz, ham halinden sertleşmesi için. Renklenmesi için pişirim yapıyoruz. Çabuk olan bir şey olmadığı için biraz zaman alıyor.
Ortalama boyuttaki bir ürünü ne kadar zamanda yapıyorsunuz?
Tahsin; Ürün aslında fark etmiyor. Aşamaları hepsinde aynı. Sadece yaptığın ürün çok büyük olduğunda kuruması daha geç oluyor. Kurumayı baz alırsak, kuruması bugün olursa ertesi gün bisküvi olur, diğer gün ise fırınlanmış olur ve üç günde halledilir; ama kuruması bir hafta sürerse bu 8-10 güne çıkabilir.
Fatma; Yaptığımız işle alakalı. Mesela bir pano yapıyorsak bunun seri üretimi yoktur. Onun çamuru da farklı. Tek yaptığımız için… Seri üretim yapacaksak, bardak, tabak, biblo tarzında bir şey yapacaksak farklı. Onun için kalıp almamız gerekiyor. Döküm yapılması gerekiyor. Dökümün kuruması gerekiyor. Kullanılan malzeme farklı oluyor.
İleride seri üretime geçmeyi düşünüyor musunuz?
Fatma; Tabiî ki. Şu anda da az da olsa yapıyoruz.
Elvan; Şuradaki (ürünlerin yer aldığı vitrini gösteriyor) objelerin hepsi seri üretim. İstenildiğinde bin tane bile yapılabilir.
Tahsin; İstek arttıkça kalıplama sistemini çoğaltıyoruz. Endüstriyele geçiyoruz. Seri üretime geçmiş oluyoruz.
Fatma; Kişiye özel bir şey yapılacaksa onu tek yapıyoruz.
Gelecekteki hedefleriniz nedir?
Fatma; Sakarya'da pek olmuyor. Burada alanı yok açıkçası. Başka şehirlere gitmek zorundayız. Sanatsal her türlü faaliyet İstanbul'da.
Tahsin; Sanat atölyesi olarak yaptığımız işlerle sağlam bir altyapıya ulaştığımızda zaten bizim yerimiz o kadar önemli olmayacak. İnsanlar gördükçe, duydukça, tanıdıkça bize ulaşacaklar. Bu da belli bir zaman alacak.
Fatma; İşin çok başındayız. Biraz iş yapıp kendimizi biraz daha tanıtmalıyız.
Elvan; Bizim için üretim sorunu yok. Her türlü panolar, objeler üretebiliyoruz. Sadece pazarlama sorunumuz var. O yüzden diğer büyük şehirlere açılmayı düşünüyoruz.
Fatma; Sakarya'nın bir avantajı var; İstanbul, Bursa, İzmit gibi büyük şehirlere yakın. Merkez gibi…Ama ümitliyiz. Çünkü bu işe başladık ve severek yapıyoruz. Günün birinde bir yerlere geleceğiz. En azından seramik sanatçısı unvanına kavuşmayı umuyoruz hepimiz.
Kendi içinizde bir bölümüz, alanız var…
Tahsin; Evet
Fatma; Evet. Ben ayriyeten biraz muhasebeyle ilgileniyorum. Muhasebe mezunu olmaktan kurtulamadım hala. (Gülüyor)
Sakarya için ne düşünüyorsunuz?
Fatma; İlk geldiğim yıla göre düşünüce gelişiyor. Gelişmekte olan bir yer; ama bizim alanımıza baktığımızda, biraz daha sanatsal düşündüğümüzde Sakarya'da bu tür etkinlikler yok açıkçası. Üniversiteden de mezun olduktan sonra biraz daha kapandık. Öğrencilikte de biraz sıkıntı çekmiştim. Öğrenciye çok da iyi bakılmıyor. Sonuçta burasını yine de bir şekilde seviyoruz; ama işimiz açısından düşündüğümüzde burada çok bir yer edinemeyiz. Şu anda adımızı duyurmak için bir avantaj. Burada da yapabildiğimiz her şeyi yapmaya uğraşacağız.
Tahsin; Okulumuzun kampuste olmaması bizim için hem avantaj hem de dezavantaj. Avantaj çünkü merkeze yakın; ama kampuste olsaydık oradaki diğer öğrenci ve hocalarla diyaloglarımız fazla olabilirdi. Oradaki insanlar belki atılımcıydı; ama bizim olduğumuzu bilmiyorlardı. Görselerdi illa ki atılım yapacak yada bir hocayı tetikleyecek bir sürü şey çıkabilirdi.
Fatma; Mesela kampuste bir çok kişi güzel sanatlar fakültesi olduğunu bilmiyordu. AFA Kültür Merkezi'ydi çünkü. Biz oraya gittiğimiz zaman ‘a burada güzel sanatlar fakültesi mi var?' diyorlar. Onun dışında mesela okul yönünden de eksiklik var. Bir sergi açıp, kampuse taşıyıp bir etkinlik düzenleyip tanıtmıyorlar. İş yapıyoruz, yaptığımız işler okulda kalıyor. Mezun olunca alıyoruz, koyuyoruz bir kenara. Yani biraz daha faaliyet olması gerekiyor diye düşünüyorum. Çok büyük bir kampusümüz var; ama hiçbir şey yapılmıyor. Birinci sınıfta bir kere sergi yaptık. Onun dışında hiç sergi yapmadık.
Tahsin; Serginin dışında Eskişehir'de Muammer Çakı seramik yarışmasına birkaç iş gönderdik. Benim bir arkadaşım orada bir ödül almıştı. Bizim için bir gurur oldu. Okulumuzda bir kişi ödül almış oldu.
Fatma; Bizim de işlerimiz katalogda yer almıştı.
Tahsin; Böyle etkinlikler arttıkça daha çok tanınmış olacağız.
Elvan; Bir Marmara Mimar Sinan gibi değil.
Siz kendiniz sergi açmayı yada benzer etkinlikler düzenlemeyi düşünüyor musunuz?
Elvan; Sergi açmayı düşünüyoruz. İlk başta sergi açıp, yarışmalara işler yollamayı düşünüyoruz. Bu sene belirli bazı şeyleri yerine oturtmaya çalıştık. Bundan sonra çeşitli etkinlikler düzenlemeyi düşünüyoruz.
Sizin gibi atölye açanlar var mı?
Fatma; Okuldan bu yıl mezun olan arkadaşlardan birkaç kişiden duyduk; ama bu anlamda yok. İlk cesaret edip yapabilen sizsiniz diyorlar.
Elvan; Zaten kısıtlı imkanlarla bir şeyler yapmaya çalıştığımız için hem bizim için çok değerli hem de ilk olduğu için bizim için çok önemli. Okulda söylüyorlar sizin gibi biz de açmayı düşünüyoruz diye.
‘KENT PARK'A HEYKELLER YAPILABİLİR'
Ürünlerin fiyatları nedir?
Fatma; Ürünlerin boyutuna ve kullanılan malzemesine göre değişiyor. 5 TL'den başlıyor mesela. 30-40-50'ye kadar çıkıyor. Bir pano yapılacaksa yerin boyutuna ve yapılan şekle göre özel siparişlerde değişiyor tabi.
Tahsin; İşçilik arttıkça zaman da artıyor.
Fatma; Standart bir fiyat koyamıyoruz yani.
Elvan; Ama şunu söyleyebilirim bu işe yapanlara göre çok daha uygun yapıyoruz.
Fatma; İstanbul'da olsaydık bir panonun metre karesine 400-500 milyon alıp, hatta daha fazla alıp milyarlar alıp yapabilirdik. Burada insanlarda biraz da şu var; para verip resim çizdirmek istiyor, her yere bir şey yaptırıyor. Her yeri doldurayım mantığı var.
Elvan; Mesela bir yere manzara çizdik. İki tane ufak duvar boş kaldı. Buraya da güvercin çizin dedi. İşi bilenler olarak çok dolar, boğar burayı, yapması sorun değil ama kötü durur dedik. ‘Para verdik, buraya bir şey çizelim' dedi. Çizdik bizde. (Gülüyor)
Fatma; İki üç katlı yere mesela duvar resmi yapılacak. İki üç milyar para diyorsun ve insanlar direkt duruyor düşünüyor. Yok diyorlar. Orada o kadar emek var, normal boya yaptırmıyorsun…Gerçekten bunun değerini anlamıyorlar. İstanbul'da olsan çok iyi paralar kazanabilirsin; ama burada biraz daha böyle sıradan bakıyorlar. Değer verilmiyor.
Tahsin; İlk adım olsun, tanıtım olsun diye uygun yapıyorsun; ama bu sefer herkes öyle isteyecek.
Elvan; Hiçbir yerde heykel yok. Güzel heykeller yapılabilir. Sakarya güzelleştirilebilir; ama uğraşmıyorlar.
Fatma; Mesela Kent Park'a güzel heykeller yapılabilir. Şu anda biraz daha kesin işlere gitmek zorunda olduğumuz için onlarla pek ilgilenemiyoruz ama böyle bir istek gelirse kesinlikle yaparız.
Projelendirip yetkililere siz sunsanız…
Fatma; Yeni faaliyete geçtik. Şu anda istek olan şeyleri yaptık. Mesela ana okullarını gezdik Sakarya'daki. Seramik kursu verebiliriz öğrencilere dedik hem de okula resim ihtiyacınız varsa bunları yapabiliriz dedik; ama bunda bile kolaya kaçmaya çalıştılar. Bir öğrenci yaptığı bir çalışmayı fırınlayıp ömrünün sonuna kadar saklayabilir.
DESTEK BEKLİYORUZ
Tahsin; Teşvik etsinler. Mesela dışardan gelindiğinde Sakarya'yı tanıtıcı bir şey göremiyorsunuz. Elle tutulur bir şey yok.
Elvan; Sakarya'yı güzelleştirmek amacıyla heykeller süslemeler yapılabilir. Destek gelirse biz elimizden geleni yaparız.
‘Seramik biraz da ekip işi'
Birlikte mi devam edeceksiniz?
Fatma; Geçen yıl mezun olduk. 5 yıldır hep birlikteyiz. İnşallah… Gelecekte ne olacağı belli olmaz; ama seramik biraz da ekip işi. Zorlu bir iş. Tek kişiyle olmuyor, zor oluyor. Devam edebiliriz.
Tahsin; Bende onlara yardımcı olmak için geldim ve kaldım. Çünkü bende seviyorum. Alçıdan şekillendirmeyi daha çok seviyorum; ama çamurda da mutsuz değilim.
Fatma; Tahsin endüstriyel mezunu, ben teknoloji mezunuyum. Elvan ve Ebru artistik mezunu. Atölyede bunu düşünerek ayrılmıştık zaten.
biz seramik boyama kursu öğrencileri olarak
sakaryada seramik obje bulmakta zorlanıyoruz,irtibat kurabilirsek sevinirim
samekte semra hanıma ulaşırsanız sanırım sınıf olarak ürün temin edebiliriz sizlerden...