CHP İl Başkan adayı Yüksel Büyükakten: "Biz buradan milletvekilleri göndereceğiz ve CHP iktidara yürüyecek." diye konuştu.
Bu hafta CHP İl Başkan adayı Yüksek Büyükakten ile sohbet ettik. BKM'de bir araya geldiğimiz Büyükakten'le adaylık sürecini, CHP'nin dününü, bugününü ve yarınını konuştuk. Büyükakten neden böyle bir muhalif hareket başlattıklarını açıklarken, CHP'de kavganın olmayacağının altını da çiziyor. İşte, ‘hedefimiz milletvekili değil, milletvekilleri göndermek' diyen Büyükakten'in düşünceleri, hedefleri ve projeleri…
Neden böyle bir hareket başlattınız?
Temel nedeni şu; biz 1,5 yıl önce Serdivan İlçe Başkanı olarak görev üstlendik. Daha öncede CHP'de 90'lı yıllarda il yönetiminde 2 yıl çalıştım. Bir sıkıntımız var; Sakarya'dan 30 senedir milletvekili gitmiyor. İnsanlar, ‘CHP neden burada başarılı değil?' diyor. Dönüyorsunuz öbür tarafta insanlar, dertlenirken ‘ya şu CHP'liler birbiriyle kavga etmekten ne zaman kurtulacaklar?' diyor. A milletvekili aday olmuş B'dekiler oy vermemiş. B milletvekili aday olmuş A'dakiler oy vermemiş. ‘Bunu ne zaman aşacaksınız, ne zaman birbirinizi kucaklayacaksınız?' diyorlar.
Serdivan'da çok programlı bir çalışma yapma adına yola çıktık. Keyiflice çalışma yaptık. 600 kişilik bir ekiple uğraştık; ama seçim sonucunda istediğimiz başarıyı yakalayamadık. Ekip çalışmasından orada çok keyif aldık. 10 kişilik ilçe yönetimi, destek verenler, sandık bazında örgütlenme… Sonuçta 600 kişilik bir ekiple çalıştık; ama yetmiyor. İl genelinde de böyle bir kültür olmalı. Partinin isteği, tüzüğü genelinde çalışmalar yapılması gerekiyor. İnsanlardan ‘ne zaman milletvekili gidecek, ne zaman siz kavga etmeyeceksiniz?' gibi tepkiler alınca Cafer Şen'le ikimiz, ‘bu ilçe yönetimini genç bir ekibe devretmeliyiz ve biz ilde bu yönetime talip olmalıyız' dedik.
İlçelerle oturup hiç olmazsa her ay bir toplantı yapılmalı. Divan toplantıları olmalı. İnsanlarla paylaşılmadıkça bu iş gitmez diye ısrar ettik. Ama bir gördük ki mevcut yönetim, ‘yok biz biliyoruz, ne yaptığımızın farkındayız, biz partiyi böyle yönetiriz' diyor. O da onların hakkı, seçimle gelmişler. O zaman biz Cafer Şen'le muhalif hareketi başlatmalıyız diye düşündük. Biz insanların istekleri doğrultusunda çaba harcamalıyız diye yola çıktık. Son yapılan ilçe başkanları toplantısında il başkanımıza ‘ben Yüksel Büyükakten olarak sizin yaptığınız yönetim biçimini içime sindiremiyorum. Partinin, partililerin beklentileri var. Onun için biz sadece eleştirmek için değil, elimizi taşın altına koymak istedik ve bu yönetime talibiz' dedik. Sağ olsun il başkanımızda hoş gördü ‘yolunuz açık olsun' dedi ve başladık. Önce bütün ilçe başkanlarına, ‘mevcut bu şekliyle olan yönetimden rahatsızlıklarınız varsa bir araya gelin, nasıl bir il yönetimi istiyoruz onu planlayalım' dedik. Üç dört toplantı sonra yaklaşık 10 ilçenin de desteğini alarak nasıl bir il yönetimi istiyoruz onu belirledik.
Nasıl bir il yönetimi?
Tüm ilçelerde sandık bazında örgütlenecek, her sandıkta alınan oy sayısının en az onda biri kadar üye kaydedilmesi gerektiğini belirttik. Bunun yanı sıra ilin maddi kaynaklarını yada genel merkezden gelen paraları ilçe yönetimlerine seçimlerde alınan oylar veya ilçe nüfusu oranında pay edilmesi, ilçe yönetimlerinin görüşleri ciddiye alınacak periyodik toplantılar yapılması, partiye şimdiye kadar hizmet etmiş, il ve ilçe yönetimlerinde görev almış insanlardan oluşacak bir danışma kurulu periyodik toplanacak ve görüşleri alınması, tüm üyelere yönelik parti politikalarının anlatıldığı aylık periyotlarla eğitim seminerleri düzenlenmesi, il başkanının milletvekili seçimlerinde aday olmamasını belirttik.
Şu da çok önemli, önümüzdeki genel seçimlerde milletvekili adayları sıralamasının genel merkezin tavrı ne olursa olsun ön seçimle belirlenecek. Kurultay delegelikleri her yirmi il delegesi için bir kurultay delegesi olacak şekilde ilçelerden belirlenecek. Milletvekili adaylarının, şimdiden parti içinde oluşturulacak komisyonlarda aktif görev almaları, kamuoyunda Sakarya'nın sorunları ve çözüm önerilerini bilen biri olarak il yönetimine destek sağlamaları halinde seçim sürecinde desteklenecek. İlçeler çok önemli; ilin sahibinin ilçeler olduğunun bilincinde olunacak.
‘CHP'DE ARTIK KAVGA YOK'
Röportajın başında siz de bahsettiniz CHP'nin içinde yaşan küskünlükler, kavgalar var. Bir yönetim seçildiğinde diğer yönetim arkasını dönüyor. Bunun kaynağı nedir sizce? Ve siz seçimi kaybederseniz nasıl bir tavır sergilersiniz?
Şu anda CHP'de dahil, hiç kimsenin ne küsmeye ne de küstürmeye hakkı yok. Bu o kadar zor bir iş değil. İnsanlar kırılabilir, alınabilir; ama il kongresinin bittiği gün biz CHP'liyiz. Bu bir yarış. Bu yarışta karşının beğenmediği tavırlar olabilir. İnsanlar kırılmış da olabilir; ama ertesi gün bütün CHP'lileri ve bütün Sakarya'yı kucaklamak zorunda. Ben şu anda ‘moralim yerinde ben bu seçimi alacağım' diyorum. Vahit Serbes'e de ertesi gün hürmette kusur etmem. Ola ki Vahit Serbes aldı, ben 15 mart günü ona şunu demeliyim; ‘ne grev veriyorsan yapmaya hazırım.'
O bakımdan artık kimse CHP'de kavga beklemesin. Bizim yönetime gelmemiz durumunda da beklemesin. İl kongresi bitinceye kadar da kavga beklemesin. Ondan sonrası için bizden olmaz ama herkes bekliyor. Tahrik de ediyorlardır, kaşıyorlardır; kavga edin, şunu yapın, bunu yapın gibi durum da oluyordur. Peki bizdeki kavga kimin işine gelecek? AKP'nin, MHP'nin işine gelecek. Onun için boşuna umutlanmasınlar. CHP'de artık kavga yok. Hedef aynı, insanlar burada aynı amaç için uğraşıyor, aynı partilisiniz. Milletvekilliği Hendek'e kadar gider ama Hendek'ten döner diye takılıyorlar. Yani bunlar yaşanmamalı. CHP'nin iktidara yürüyüşü Sakarya'dan başlayacak. Biz buradan milletvekilleri göndereceğiz ve CHP iktidara yürüyecek. Aynı şey bütün iller için geçerli.
Bugüne kadar da amaçlar hep aynıydı. Partililerin hepsi CHP için çalışıyordu; ama bugüne kadar o yakalanamamıştı. Bundan sonra ne olacak da sizin bahsettiğiniz o durum-imkan yakalanacak?
Bizim buraya gelmemiz bugüne kadar ki sıkıntıları birikiyor birikiyor bir bardağı son damla taşırıyor. Biz kavgalılara ‘kusura bakmayın siz şöyle kenarda bir durun. Bize danışmanlık edin, ağabeylik edin; ama kavga edecek bir yönetime artık partinin tahammülü yok' diyoruz. Yani etmişsiniz etmişsiniz bu noktaya kadar gelmiş. Birbirimizi yemişiz, milletvekili gönderememişiz. Bütün insanlar ‘artık gözümüz açık gidiyor' diyor.
Taraklı'da 86 yaşında Hüseyin Doğan diye bir amcamız var. Zor konuşuyor. ‘Gözüm açık gidecek, öleceğim ya şuradan milletvekili gönderin' diyor. Bu insana borcumuz var. Bunu ödememiz lazım. Kavga yok artık. Şimdiye kadar belki kavgacı olanlar öne çıkmış. Onlarda biz bir şey yapalım diye uğraşmış; ama gördük ki 30 yıllık bir sonuç almışız. Aynı şeyleri yaparsak aynı sonucu alırız. O zaman kusura bakmayın biz de diyoruz ki yeni bir ekibiz. Biz aynı şeyleri yapmak istemiyoruz. Bizim kavgayla işimiz yok. Beni herkes iyi bir koordinatör olarak, iyi bir programcı olarak iyi bir örgütçü bilir. Bunu burada gerçekleştirmek istiyoruz.
Peki şansınızı nasıl görüyorsunuz?
Herkes kendini çok iyi görüyor. Şu anda bütün ilçe kongreleri bitti. Delegelerin üzerinde sayılara baktığımızda ben 15-20 delege öndeyim. Diğer adaylar için de aynı şeyler geçerli olabilir. Onun için her şey bıçak sırtıdır; ama bir şeye inanıyoruz; CHP'li delegeler oturup düşmeli ve sağduyulu bir karar vermeli. Hiç kimse ne onun askeri ne bunun askeri... Artık CHP'de onun adamı bunun adamı yok. CHP'de CHP'liler var. Buna rağmen bu kuralları düşünmeyen 3-5 delege çıkmaz mı? Çıkar. O da olacak. İşimiz zor ama niyetimiz iyi. Şu ana kadar geldiğimiz noktada 16 ilçe kongresi yaptık. 16'sında insanların bizi sahiplendiğini gördük. Bu şansımızın iyi olduğunu gösteriyor. Ama şunu da bilmek lazım. Bir ilçede 27 delege var. 25 tanesi imza atmış ‘Yüksek Büyükakten'i destekliyorum' diyor. Buna bizim vefa borcumuz var. Ama bir başka ilçe de ‘merak etme oyum senin; ama şimdilik çok açık davranmak istemiyorum' diyor. Sandıktan çıkmadan bizim oyumuz olduğunu söylemek mümkün değil. Şu anda il başkanına adaylığımı açıklayabilmem için 48 imza geriyor. Onun katı katı imza çıktı. Ama bütün bunlara rağmen garanti ‘il başkanıyım' deme şansım yok. Sandık açılacak, sayılacak, orada görülecek. Seçim 1 oyla da kazanılır, 50 oyla da kazanılır. ‘Merak etmeyin çok iyi gidiyorum' demek yanlış. Öyle gözüküyor; ama sandıktan ne çıkacağı belli olmaz.
Seçildiğinizi düşünürsek, göreve geldikten sonraki çalışmalarınız neler olacak?
Biz ili 15 kişilik il yönetimi ile ve 40 – 50 kişilik bir ekiple, komisyonlarla yöneteceğiz. Her hafta il yönetimi, ayda bir ilçe başkanları ile 3 ayda bir divan kurulu ile toplanacağız. İli birlikte yönetmekten yanayız. Bireysel başarılar önermiyoruz. Ekip çalışması, iyi bir planlama ve sonuçların paylaşımını savunuyoruz. Tüm ilçelerde, mahalle sorumluları belirlenecek, sandık bazında örgütlenecek, CHP'ye oy verilmiş her sandıkta üye kaydı yapılacak. Göreve geldiğimizde kaç üyemiz olduğunu, aylık periyotlarla nasıl değiştiğini aylık bültenlerle tüm üyelerle paylaşacağız. Genel merkezin maddi desteği, ilçelere üye sayıları ve aldıkları oylar oranında banka hesaplarına yatırılacaktır.
Ayrıca tüm üyelerin yasal sorumluluklarının yerine getirilmesi istenecektir. Üyelere güven veren bir yönetim aylık 1 – 5 TL aidatlarını rahatlıkla tahsil edebileceklerdir. Bizim dönemimizde görünen, görünmeyen olmayacak, hepsi görünecek ve ilin mali durumu her ay ilçe başkanları ile yapılacak toplantılarda sunulacaktır. İlin sahibinin ilçeler olduğunu her fırsatta söylüyoruz. Yapılan her şeyden haberleri olacak, onlarla her şeyi paylaşacağız. Şeffaf yönetim anlayışımız budur. Mahalle delegeleri seçiminden, milletvekili adaylarının sıralanmasına kadar tüm işlemler parti tüzüğüne uygun olarak yapılacaktır.
Her zaman üyelerin önüne sandık konulacak ve oradan çıkacak sonuca saygı gösterilecektir ve adayların arkasında durulacaktır. Her seçimde adaylar arkalarında güçlü bir il desteğini hem maddi hem de manevi olarak hissedeceklerdir. Her seçim sonrasında alınan sonuç ne olursa olsun ilgililerin tümüyle bir araya gelip sonuç değerlendirilmesi yapılacak, hazırlanan raporlar ilgililerin bilgisine sunulacaktır. Sorumluluklar da, başarıda herkesle paylaşılacaktır. Başarısızlıklar genel merkeze yada adaylara yüklenmeyecektir. Seçim sonucu ne olursa olsun sorumluluğunu üstleneceğiz ve tüm üyelere hesap vereceğiz. Seçimin ertesi gününde de partinin kapısı herkese açık olacak.
Tüm ilçelerin kendi parti binalarında faaliyet göstermeleri için genel merkez nezrinde çaba harcanacak, kira ödeyen ilçelerde belirli oranlarda kira desteği sağlanacaktır. İl yönetiminin oluşturulmasında ilçelerle sürekli iletişimi sağlayacak ve ilçelerin önerileri doğrultusunda adaylar belirlenecektir. Kadın ve gençlere yer verilecektir. Her ilçeden ilk 3 aylık sürede Kadın ve Gençlik Kollarını oluşturmaları ve yeteri kadar üye kaydetmeleri istenecektir. Tüm eski ve yeni partililer kucaklanacaktır. CHP'de insanlar birinin adamı olarak değil CHP'li olarak adlandırılacaktır. İl Yönetimi Eğitim Sekreterliği parti politikalarının anlatıldığı seminerleri her ilçede düzenleyecektir.
İlin gündemi CHP tarafından oluşturulacaktır. Tüm ilçelerin desteği ile sorunlara çözüm önerileri kamuoyuna sunulacaktır. Halkın sorunlarını meydanlara taşıyacağız, onların sorunlarının arkalarında olduğumuzu hissettireceğiz, çözüm önerilerimizi söyleyeceğiz. CHP'nin onlar için UMUT olduğunu her fırsatta dile getireceğiz. Sendika yada sivil toplum kurumlarının yönetimleri nasıl davranırsa davransın CHP'nin tüm emekçilerden yana tavır sergilediğini, toplumun yanında olduğunu, sosyal projelerin üretim merkezi olduğunu herkesin kabul edeceği bir çalışma sergileyeceğiz. Fakirleşen bir tane AKP yöneticisinin olmadığı ülkede işsizlerin ve yoksulların sesi olacağız.
‘Ben il başkanlığına adayım, milletvekilliğine değil'
İnsanların önüne 30 yıldır ön seçim sandığı koyulmamış. Hep merkez yoklaması yapılmış. Genel merkezimiz de bunun farkında olduğu için bu yıl ön seçmen delegelerini seçtirdi. Onların da böyle bir eğilimi var. Genel merkezden seçim öncesi Sakarya'da ön seçim istiyoruz. Bu talepte bulunulmalı. Milletvekili sıralamasını ön seçimle üyeler, ön seçmenler yaparsa o sıralamayı kendileri yaptıkları için sahip çıkarlar ve seçilmesi için çaba harcarlar. Yoksa ‘ben oturayım kendimi başa yazayım' demekle olmuyor. O zaman kimse oy vermiyor. Onun için biz bu yanlış uygulamayı ortadan kaldırmak istedik.
Ben il başkanlığına adayım, ama milletvekilliğine aday değilim. O arada bir yönetim boşluğu oluşmayacak. Bu benim için geçerli. Yönetimdeki arkadaşlar için böyle bir bağlayıcı bir karar almadık. İl başkanı yine görevinin başında olacak. 2011'de yada olası erken seçimde biz bu ekiple bu seçimi yapacağız. Ben milletvekilliğine aday olsam bir tane milletvekili olurum; ama eğer ben milletvekilleri gönderebilirsem o zaman çok daha onurlu bir iş olur. Bizim amacımız bu.
İlçelere de şu hedefi koymak lazım; siz 3 aylık süre içinde kadın kollarını, gençlik kollarını kurun. ‘Herkes kadın kollarımız, gençlik kollarımız yok' diyor. İl olarak da buna destek sağlanmalı. Bir ilçede 10 kişilik gençlik grubu olur, birinde 20 kişiyle olabilir; ama 16 ilçeyi göz önüne aldığınızda Sakarya'da 500 kişilik bir gençlik grubu 500 kişilik bir kadın kolları başarı sağlar. Sorunlara sahip çıkacaksın. 500 kişiyle meydanlara inersen sahip çıkarsın. Tepki koymak onurlu bir iş. Gençlerimiz Tekel işçilerine destek verdi. Biri eleştirebilir ‘ya orada 30 kişi vardı' diyebilir. İster 30 kişi olsun ister 300 kişi olsun. Bu bir tepkidir ve onurlu bir davranıştır. Bu ne zaman ki 300 kişiyle yapabilirsiniz ne zamanki insanlarla sorunlarla beraber bu yolda çaba harcarsınız o zaman çok daha verimli olur.
Bir başka sıkıntımız var; CHP'ye oy çıkmış her sandıkta mutlaka üye yapılmalı. Üye sayısını 100 kişiyle, 200 kişiyle, 600 kişiyle sınırlı tutmanın bir anlamı yok. En azından 10 kişiden 1'i üye olmalı. Bu da o kadar zor bir şey değil. Hangi sandıkta CHP'ye oy çıkmışsa orada CHP'ye üye istiyoruz, veya belirli hedefler koyacağız. Geri dönüşümlü olmalı bu işler. Performans değerlendirmesi yapılmalı. Destek sağlanmalı. O zaman Sakarya'dan milletvekilleri gidecektir. Gidenlerden de iş yapmaları istenecektir.
Sadece CHP'den değil, her yerden giden AKP'nin milletvekillerinden, MHP'nin milletvekillerinden iş üretmeleri istenecektir. Biz de çözüm önerileri koymalıyız. Sakarya'nın sorunlarına da siz çözüm önerileri koymayıp sadece ‘Toçoğlu şunu yaptı, bu yanlış' demek olmaz. Bu kentin ulaşım sorunu varsa ben onun için çözüm önerilerimi sunmalıyım. İnsanlar buna inanmalı ve sahiplenmeli. Orada oturan insanlar da ‘toplu taşımacılık diyorlarsa raylı sistem öneriyorlarsa bende bir oturup düşüneyim' diyecek. Yoksa hiç kimsenin ‘ben sizi duymazlıktan geliyorum' deme şansı yok.
AKP'yi nasıl değerlendiriyorsunuz?
AKP'liler ülkeyi kendilerinin bu mantıkla yönetilmeyeceğinin farkına vardılar. Şimdi kırıp döküp kaçmak istiyorlar. İktidarı teslim etmek istiyorlar. Ama bu şaşkınlıkla, bu telaşla yazık olacak. Yani yargıya saldırırsanız, orduya saldırırsanız, ‘ben açılım yaparım' diye saçılım yaparsanız böyle olur. İnşallah sağ duyulu davranırlar, biraz daha sakince davranırlar. Bir seçime gidiliyor. İnsanlar artık AKP'nin tükendiğini hissediyorlar. Elim kırılsaydı da oy vermeseydim diyorlar. Bu çoğaldı.
Tabi yüzde 40'lar-50'lilerle gelmiş birinin yüzde 20'lere doğru gerilemesi onları telaşlandırdı. Telaşla da ‘saldırabildiğimiz kadar saldıralım' diyorlar. Tamir edilmesi güç noktalara doğru gidiyor. Onun için AKP'nin geleceği kötü. Fırsatları olsa ‘partiyi kapatıp biz de kurtulduk' diyecekler. Ama buna fırsat vermemek lazım. Camı çerçeveyi kırıp, ortalığı dağıtıp gitme şansınız yok. Bu ülkenin sahibi var. ‘Meydanı o kadar da boş görmeyin' demek lazım. Bütün çabamızda o zaten. Geleceklerini kendileri açısından da iyi görmedikleri için öyle bir telaş içindeler.
Peki CHP'yi nasıl değerlendiriyorsunuz? Seçimde şansını nasıl görüyorsunuz?
CHP iktidara yürüyor. Bu işin artık tereddüdü kalmadı. ‘İktidara yürüyoruz' demekle iktidar olunmuyor. Sakarya'da, AKP'ye en yüksek olduğu 2007 seçimlerinde 52 bin kişi oy vermiş. Eğer kavga etmezseniz, insanların önüne ön seçim sandığını koyarsanız, insanları kucaklarsanız bu 52 bin kişi -Sakarya'da milletvekili sayısı 7'ye çıktığı için- bir milletvekili garantileyecektiniz. Bir sürü kararsız insan var. Bir sürü AKP'ye oy verip de elim kırılsaydı diyen insan var.
Sizin bu işte istekli olduğunuzu, hak ettiğinizi görmeleri lazım. Hak etmek için de çaba harcamak gerekir. İktidar olmayı istiyoruz. Hak edeceğiz. CHP'nin geleceği iyi. Bu AKP'yi daha da çok telaşlandırıyor; ama bütün bunlar içinde insanların sandığa gidip oy vermesi, bu ülke bizimdir diyip sahip çıkması gerekiyor. Gitmezseniz, oy vermezseniz, ‘benim bir oyum ne olacak?' derseniz o zaman bu sonuca da katlanmak gerekiyor. Halbuki bu ülkenin artık katlanacak hali kalmadı. O bakımdan CHP'de Sakarya'da da umut. Sadece CHP'lilere umut olmak yetmiyor. AKP'den rahatsız olan insanlara umut olmak zorundayız. Bunu lafla söylemek kolay. Eğer bunu insanlara hissettirebilirsek iktidara yürüyoruz.
**************
KAPILARI TUTUN
Genel başkanımızın Bolu il kongresinde yaptığı konuşmada çok iyi bir tespiti var. AKP gidiyor. Telaş içinde. Ama bu ülkede oylarını kaybettiğini düşündükçe etrafı, sağı solu camı çerçeveyi kırıp kaçmak istiyor. İşte orduya sataşıyor, yargıya sataşıyor. Ona sataşıyor, buna sataşıyor. Daha sonra tamir edilmesi zor alacak bir noktadalar. Bunlar, ‘kırayım dökeyim ondan sonra da kaçarım' diyor; ama biz CHP olarak kavgadan yana değiliz. Bu AKP'de olsa kavga etmemeliyiz. Fakat genel başkanımızın bir uyarısı var; kapıları tutun. Bu çök önemli. Yani ben her tarafı kırar dökerim; ama hiç hesap vermem noktasına gelmemesi gerekiyor. Tamam iktidardasın, seçimle geldin, şu anda koltuğunda yerin doğru. Ama ‘canım ne isterse yaparım, kırar dökerim' deme hakkın yok. Bunun hesabı sorulur.
Bu ülke şu anda Kurtuluş Savaşı günlerindeki gibi belki daha da feci sona götürecek insanların kafalarının içinde başka hayaller var. Atıyorum; adamın aklında şeriat varsa bizim bugün en az Kurtuluş Savaşı'ndaki gibi bu ülkeyi savunmamız gerekir. Bunun için yapmamız gereken nedir? Göreve talip olacaksınız, yapacaksınız, yanlışları insanlarla paylaşacaksınız. Onun için yola çıktık. Biz diyoruz ki, kimseyle kavgamız yok. Ama hesap soracak noktası da olmalı.
Kiminle karşılaşsanız size şunu soruyor; ‘siz il başkanlığına aday mısınız?' İl başkanlığına değil, önce nasıl bir il istediğimizi kararlaştıralım. Ondan sonra bu yönetim birini çıkartır. Nasıl bir il yönetimi istediğimize karar verdikten sonra ‘aday kim olacak?' dediler. Kim il başkanı olmak istiyorsa gelsin dedik. O ara Şanlan Bayhan arkadaşımız adaylığı için bir çalışma yapmıştı. Sonradan ‘ben vazgeçiyorum' dedi. Cem Hatunoğlu'nun ismi geçti. O da ‘benim böyle bir niyetim yok' dedi. Kim istiyorsa, varsa talip gelsin, bu bir ekip çalışması olacak dedik. O arada arkadaşlar benim bu işin kaptanlığını yürütmemi istediler. Ben de ‘varım' dedim; ama bu bir ekip çalışması… Biz hiçbir zaman ‘ben' diye yola çıkmadık. Öyle olursa bir anlamı olur.
CHP'nin sahibi ilçeleridir. En az 2 ilçeden bir tane temsilci olmak üzere il yönetiminde 8 kişiyi ilçeler önerecek. Böyle bir oluşum sürdü. O oluşumu il başkanlığına adaylığımı ve yönetimi 2 martta açıklayacağız. 15 kişilik yönetim içerisinde 8 kişi ilçelerin önerdiği insanlar olacak. O insanlar ilçelerle iletişimi sağlayacaklar. İli birlikte yönetmekten yanayız diye yola çıktık. Kalan öbür 7 kişi de buradan bu işe gönülleri, tecrübeleri olan insanlarla yola çıkacağız. Sakarya'dan milletvekili değil, milletvekilleri göndermek gibi bir amacımız var. Yola çıkmamızın asıl nedeni şu; Sakarya'dan milletvekili değil, milletvekilleri göndereceğiz. CHP'de herkesin, rakiplerimizin beklediği gibi ‘bunlar kavga ederler, biz de bu arada malı alır götürürüz' yok. CHP'de artık kavga yok. 15 mart il kongresinin ertesi günü biz bütün CHP'lileri kucaklayacağız. Seçim öncesi nerede olursa olsun.