Türk Kadınlar Birliği Sakarya Şube Başkanı Tevhide Yağan: "Önce kız çocuklarını eğitmek lazım. Çünkü onlar geleceğin anneleri." dedi.
Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü.
Bugüne uygun olarak Türk Kadınlar Birliği Sakarya Şube Başkanı Tevhide Yağan'la sohbet ettik. Kadını, toplumdaki yerini, eğitimini konuştuk.
Kadını da erkeği de yetiştiren yine kadınken neden kız ve erkek çocuklarını bu kadar ayrı yetiştirir?
Neden eşit olmayı düşünemeyiz?
Bu konuda kadına da erkeğe büyük ‘düşünceler' düşüyor.
Evet, önce bakış açımızı, düşüncemizi değiştirip, kendimizi geliştirirsek bunu hayatta da uygularsak bazı şeylerin çok daha kolay olacağını fark edeceğiz.
Kadına yönelik eşitsizliğin, şiddetin, eğitimsizliğin olmadığı bir dünya umarak tüm kadınların Kadınlar Günü'nü kutluyorum.
TEVHİDE YAĞAN KİMDİR?
‘Hayatımın 23 yılı sivil toplum örgütlerinde çalışmakla geçti' diyen Tevhide Yağan, Yardımsevenler Derneği, TEMA Vakfı, Cumhuriyet Kadınlar Derneği, Eğitim Gönüllüleri Derneği, Türk Kadınlar Birliği ve Atatürkçü Düşünce Derneği'nde çalıştı. Evli ve 2 çocuk annesi olan Yağan, 10 yıldır Türk Kadınlar Birliği Sakarya Şube Başkanı.
Neden Türk Kadınlar Birliği başkanlığı?
Ben köyde yetişmiş bir ailenin çocuğuyum. Genç kızlığım süresince kadınlarımızı, annelerimizi gözlemledim. Tarlada, bahçede, ahırda çalışan kadınları gördüm. 5-6 tane çocuk doğurmak zorunda olan kadınları…
Doğurmak zorunda olan dediniz…
Evet, öyle. Doğurganlığı tükeninceye kadar doğum yapmak zorunda olan kadınlar var. Hep bir başkalarının söylediklerini yapmak zorunda olan kadınlarımız… Oyunu bile eşinin istediği partiye veren kadınlar var. İşte bunun için kadın derneğindeyim.
Kadının eğitimi konusunda neler düşünüyorsunuz? Dernek olarak bu yöndeki çalışmalarınız nedir?
Aile içi eğitim seminerlerinin düzenlenmesi gerektiğini söylüyorlar; ama ben buna pek katılmıyorum. Önce kız çocuklarını eğitmek lazım. Çünkü onlar geleceğin anneleri. Bu nedenle en başta okumak gerekiyor. Sivil toplum örgütü düzeyinde baktığımızda 10 yıldır birçok çalışmamız oldu. En çok önem verdiğimiz ise okuma yazma kursularımız… Kursa katılan kadınlarımız ilkokul diploması yerine geçen belge alıyorlar. Bunun yanı sıra çocuk ve hasta bakıcılığı, ilk yardım, bilgisayar, dikiş-nakış, boyama kursları açıyoruz.
Okuma yazma oranı nedir?
Türk Kadınlar Birliği olarak bütün çalışmalarımızı alan çalışması kapsamında yapıyoruz. Kapı kapı gezip tespitler yapıyoruz. Anket çalışmalarımız oluyor. Okuma yazma oranı bazı yıllar düşük, bazı yıllar ise yüksek oluyor. İnsanlar değişiyor. Genel olarak Sakarya'da okur yazarlık oranı yüzde 90 diyemem.
Dernek çalışmalarından biraz bahseder misiniz?
Eğitim, sosyal yardım, kültür, sağlık komisyonlarımızın çalışmaları var. Çalışmalarımızı köyler, ilçe ve beldeler ile il olmak üzere üç ana bölge üzerinde yürütüyoruz. Yaptığımız anketlere göre çalışmalar yapıyoruz. Okullarımızda Atatürk köşesi, kütüphaneler oluşturuyoruz. Bir okulda okuma odası açtık. Aile planlamasına yardımcı olmak amacıyla Karapürçek'te sağlık taraması yaptık. Genç kızların evlilik öncesi eğitimi, aile planlaması, bebek sağlığı ve gelişimi, gençlerin eğitimi ve ruh sağlığı, dengeli beslenme, menopoz öncesi ve sonrası bilinçlendirme, bulaşıcı hastalıklardan korunma gibi eğitimler düzenledik.
İş imkanı sağlıyoruz. Öğrencilere burs veriyoruz. Öğrencileri dershanelere gönderiyoruz. Okuma yazma kursları düzenliyoruz. Amacımız nikahsız kadınların yaşamamasıdır. Bunlara devam edeceğiz. İnsanların beslenme alışkanlıkları değişti. Bundan sonraki çalışmalarımız çevre ve beslenme üzerine olacak. Sokak çocuklarına yönelik çalışmalarımız olacak. Emniyetle birlikte yürüttüğümüz çalışmalar devam edecek.
Sakarya'da kadın sığınma evinin olmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kanunda, 50 bini aşan her ilde kadın sığınma evi açılabilir deniyor. Adapazarı'nda yok. Prefabrik bir kadın sığınma evi vardı. O da daha sonra kapatılmak zorunda kaldı. Bize şiddet gördüğü için başvuran kadınlar var; ama ne yazık ki sığınma evi yok. Bize ancak 3 gün barınabileceklerini söylüyorlar. Bu Sosyal Hizmet İl Müdürlüğü'nde de var. 3 gün sonra başının çaresine bak diyip sokağa bırakılıyorlar. Acilen sığınma evi istiyoruz.
Keşke hiçbir zaman sığınma evine ihtiyaç olmasa…
Hiçbir kadın boşanmak için evlenmez. Bu zorunluluktan kaynaklanıyor. Hiçbir kadın istemez bunu, biz de hiçbir yuva yıkılsın istemeyiz; ama ne yazık ki var. Bunu da erteleyemeyiz.
Kadınlar size daha çok hangi sebeplerle başvuruyorlar?
Eşlerinin işsizliği, aldatma, şiddet… Ki şiddet gören kadın evliliğini son radde kadar bozmamaya çalışıyor.
***********
‘Erkekler ellerindeki gücü başkasına kaptırmak istemezler'
İnsan hakları derken kadın ve erkek diye ayırmamak lazım; ama bir taraf farklı yaşıyorsa bu noktada pozitif ayrımcılık yapmak zorundayız. Ortaya çıkan sorunları aşmak zorundayız. Kadınlar sivil toplum örgütlerinde ve siyasette son derece yetersiz. Siyasette bir sene gördüğümüz kadını diğer sene görmüyoruz. Kadın sorunlarının çözüm noktası da siyasi partilerdir. Kadınlar siyasi partilerde karar mekanizmalarında olsun istiyoruz.
İl başkanı, ilçe başkanı olsun istiyoruz. Hizmet anlamında baktığınızda ise en çok hizmeti veren kadınlardır. Kadınlar daha aktif olmak istiyorlar. Onların talebi var; ama bu erkeklerin hiçbir zaman isteyeceği bir şey değil. Ellerindeki gücü bir başkasına kaptırmak istemezler. Kadın için, yüzde 30 kota diyoruz. Siyasi partilerin tüzüğünde bunun olmasını istiyoruz. Siyasi partilere baktığımızda kadın erkek arasında fark var. Pozitif ayrımcılık olsun istiyoruz.
**************
‘Eşim demokrat biri bu da benim şansım'
Peki, eşiniz size destek veriyor mu?
Ben mücadele veren, bu çemberi kırmaya çalışan bir genç kızdım. 30 yaşında evlendim. Eşimle arkadaşlığım oldu, birbirimize karşı sevgimiz saygımız oldu. Evlenirken, eşime ‘nikah akdinde ne diyorsa onu uygulayacağız' dedim. Buna da uydu. En azından uymaya çalıştı. Eşim çok demokrat biri. Bu da benim şansım. Bu vesileyle eşime çok teşekkür ediyorum.
************
‘Siyasete devam etmeyeceğim'
Seçimlerde CHP'den Arifiye Belediye Başkan adayı olmuştunuz. Siyasete devam edecek misiniz?
Kadınlar mutlaka sosyal hayatın içinde olmalı. Ben sivil toplum örgütünü tercih ederim. Burada mutlaka çözüm noktasına ulaşıyorum. Siyasete devam etmeyeceğim. O bir görevdi. ‘Hadi kadınlar siyasete girin' diyen bir başkan olarak benim yapmam gerekirdi. İyi ki de aday olmuşum.
Bunu söylemenizin özel bir nedeni var mı?
Bugüne kadar kadınlara sivil toplum örgütü gözüyle baktım. Aday olduktan sonra bir de siyasi açıdan baktım. Kadınların bakış açısını gördüm. Aradaki farkı gördüm. Kadınlarımız kadını siyasette görmek istiyorlar. Kadına daha fazla güveniyorlar. Siyaset yapan kadınların yanında olmak zorundayız. Listelere konu mankeni gibi konulanları değil ama seçilebilir sırada olanları desteklememiz lazım. Mücadele çok önemli.
Yazınızı-röportajınızı okudum.Güzel buldum.bir kadın olarak benim sesimi buldum.eğitim kız çocuklarından başlamalı ve kadın eğitimli olmalı.Ancak kadını eğitelim,eşit kılalım,modernleştirelim derken soydular,bedenini pazara serdiler,meze yaptılar,ar ve hayasını,onurunu,namusunu,iffetini,şahsiyetini ayak altı ettiler,ticari meta,reklam aracı,cinsel obje ve tatmin aracı yaptılr.batıya özenerek paçavraya çevirdiler.oysa kadına en büyük değeri İSLAM verdi.Cenneti ayakları altına koydu.yuvanın temel taşı yaptı.çocuklarının muallimi yaptı.kadın çalışşın dediler ama evi,çocukları ihmal edildi.artık Hz.Ayşeler,Haticeler yetişmiyor.Nene Hatunlar,Kra Fatmalar,kısaca asil kadınlar yetişmiyor.bunlara da değinirseniz severek okur,bir güzel yorumlarız.