Bir bilim adamı çıkıp açıklama yapıyor.
"Sakarya'da deprem olacak"
Anlamsız buluyoruz doktoru.
Bunu hepimiz biliyoruz.
Deprem olacak tabiki..
Ama ne zaman?
* * *
Buna da bir cevap veriyorlar aslında.
"Her an olabilir."
Başımıza gelene kadar hep savsaklarız ya!
Pek inandırıcı gelmez bize.
Ne zaman bizi donduran o sallantı başlar.
O zaman anlarız depremin geldiğine..
"işte o an geldi" deriz.
* * *
Çoğu zaman iş işten geçmiş olur.
Halbuki bir gün önce gerekli önlemleri almış olsak!
Belki deprem pek de zarar vermeyecek bizlere..
* * *
Bilim adamları yeniden uyarıyor.
Sakarya'da büyük depremlerden etkilenecek.
Halen uyanmıyoruz uykumuzdan.
Halen yüksek katlı binalarda ikamet ediyoruz.
Bırakın yüksek katlı binaları, orta hasarlı binalarda binlerce vatandaşımız halen ikamet ediyor.
* * *
Kanunen oturmaları yasak aslında.
Elektrik, su, doğalgaz gibi hizmetlerin verilmemesi gerekiyor.
Ama bu yasağı takan da yok.
"İnşallah deprem olmaz" diyemiyoruz çünkü mutlaka olacak.
İşte olduğu zaman bilime aykırı bir şekilde yapılaşmaya göz yuman ve ikamet edilmesi yasak olan binalarda oturulmasına göz yuman, kent yöneticilerimiz ile buna seyirci kalan hukukçularımızın vay haline.
Bunun hukuki ve vicdani sorumluluklarından nasıl kendilerini soyutlayacaklar doğrusu merak ediyorum.
* * *
Deprem Allah'tan gelen bir doğa olayı.
Ama afetler, insanların yaptıkları nedeniyle oluyor.
Ve depremi afet yapan da bizleriz.
Bugün kerpiç binalar olarak karşımıza çıkıyor afet, yarın çok katlı binalar olarak.
Çürük zemine yaptığımız, kalitesiz yapılar olarak çıkıyor kimi zaman da..
* * *
Elazığ'da olan deprem bir kez daha hatırlattı bize.
Deprem aslında o kadar da uzak değil bizlere.
Her an, gece veya gündüz karşımıza çıkabilir.
Önemli olan buna hazırlıklı olmamız.
Ama maalesef, hangi yönden bakarsanız bakın buna hazır değiliz.
DOĞAL BESLENME
Bütün hastalıkların sebebi az çok belli.
Doğru ve yeterli şekilde beslenememek.
Ve binlerce yıllık genetiklerimizin alışkın olduğu besin çeşitlerinin dışına çıkmak hastalıklara neden oluyor.
* * *
Ülkemiz ve bölgemiz sürekli sanayileşiyor.
Fakat Sakarya olarak farkına varamadığımız bir şey var.
Geleceğin bir numaralı sektörü tarım olacak.
Tarım üretimine hakim olacak devletler, dünya ekonomisine de hakim olacaklar.
* * *
Dolayısıyla tarım arazilerinin korunması, ülkemizin geleceği açısından da çok önemli.
Doğal beslenmenin kaynağı, doğal ürünler üretmek.
Sakarya bu açıdan düşündüğümüzde bir cennet.
Kıymetini bilmesek de..
* * *
Sanayi kadar yönümüzü bu konuya da çevirmemiz gerekiyor.
Büyük bir fırsat var aslında ayaklarımızın dibinde.
Bunu değerlendirmemiz gerekiyor.
FIKRA
Temel ile Dursun birlikte sinemaya gitmişler…Filmdeki bir at yarışı sahnesine kadar, hiç seslerini çıkarmamışlar…Tam yarış başladığında Temel, Dursun'a dönmüş.
-Uşağum, gel seninle bir bahse girelim. Ben derim ki beş numaralı at kazanacaktır…
Dursun :
-(Peki), demiş ve iddiayı kaybetmiş.
Film bitip,dışarı çıktıklarında Temel bir itirafta bulunmuş:
-Ula uşak, ben sana bir oyun oynamışim…Daha önce bu filmi gördüğümden, beş numaralı atın kazanacağını biliyordum…
Dursun, pek şaşkın bir halde cevap vermiş:
-Uşağum, benimde bu filmi ikinci kez görmüşümdür… Ama ben ne bileyum ki aynı at iki kez kazansın yarışı…
GÜNÜN ATASÖZÜ
İki testi çarpışınca biri kırılırsa biri de çatlar.