Başbakan Sakarya ziyareti sırasında söz veriyor.
"Adapazarı Şeker Fabrikası'nın kotası artırılacak. Eskişehir Pancarının getirilmesi ile ilgili sıkıntı giderilecek"
Talimat veriyor Başbakan.
Aradan haftalar geçiyor.
Tık yok.
* * *
Mecliste Grup konuşması sırasında Adapazarı ve Eskişehir'den giden Pancar Ekicileri Kooperatifi ve Ziraat Odası Başkanı, sorunun çözülmediğini söylediklerinde şaşırıyor Başbakan ve yeniden talimat veriyor.
Sanayi ve Ticaret Bakanı'nı çağırıyor.
Yurt dışında olduğu ortaya çıkınca, "Beni görüştürün" diye talimat veriyor.
Aradan birkaç hafta daha geçiyor.
Tık yok.
* * *
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, bürokratlarına konunun çözümünü soruyor.
Bin bir mazeret ve zorluk çıkarıyorlar karşısına.
Kendisinin de bu sorunu çözme konusunda kesin iradesi ve kararlılığı olmayacak ki, "Başbakan'ın talimatı vs. hak getire.."
* * *
Oysa ki bir Bakan talimat verir, emir verir.
Bürokratlar da bu emiri, talimatı, kanunlara, yönetmeliklere uygun hale getirirler.
Yeter ki bürokratlar sorunu çözme konusunda niyetli olsunlar.
Aksi halde yandınız.
Başbakan bile talimat verse sorun çözülmez.
* * *
Ankara böyle bir bürokrasi cehennemine dönüşmüş durumda.
Çeşitli nedenlerle "Adapazarı Şeker Fabrikası'nın sorununu çözmeme niyetinde, gayesinde ve inadında olan şahıslar" ile Başbakan'a rağmen mücadele etmeye güçleri yok siyasetçilerimizin.
* * *
Aslına bakacak olursanız ben bu konuda siyasetçilerimizi de tam kararlı görmüyorum.
Bir şehrin 2,5 aydır tartıştığı ve konuştuğu en ciddi meselelerine rağmen bu adar pasif kalabilen siyasetçilere "pes doğrusu" demek kalıyor.
Başbakan'ın talimat vermesine ve ellerini rahatlatmalarına rağmen, sırf takipte sorunlar çıktığı için sorun çözülemiyorsa, işte o zaman ortaya üç ihtimal çıkıyor.
Ya beceriksizlik var ortada..
Ya vurdumduymazlık ve isteksizlik.
Ya da bürokratlara iş yaptıramayacak kadar güçleri yok..
* * *
Başbakan'ı bu şekilde zor durumda bırakmaya hiçbir bürokratın hakkı yok.
Hiçbir Bakan'ın, hiçbir milletvekilinin hakkı olmamalı.
Başbakan, Yürütme organının başı, vatandaşın yüzde yüz haklı olduğu bir konuda "bu sorunu çözeceğiz" diye söz verecek.
Ardından talimat verecek ama siz çözmemek için elinizden ne geliyorsa yapacaksınız.
Peki yarın Başbakan'ın diğer sözlerine vatandaş nasıl inanacak?
* * *
Bu iş sadece Adapazarı Şeker Fabrikası'nın meselesi olmaktan da çıktı.
Bu durum Sakarya'nın onuru ile Başbakan'ın talimatına rağmen ayak diremeye devam eden rant çevrelerinin mücadelesidir.
Maalesef farkında olmadan bazı siyasetçilerimizin de bu ayak diremeye, bürokratların taraflı yorum ve eylemlerini dinleyerek, destek verdiğini görüyoruz.
Sakarya ve Eskişehir'e yazık oluyor.
* * *
Sakaryalıyız ve bu konu bizi çok yakından ilgilendiriyor.
Yüzden yüz haklı olduğumuz bir konuda bile hakkımızı alamamak insanın içine oturuyor.
Umarız siyasetçilerimiz artık bir şeyler yaparlar.
Umarız iktidardaki partinin mensubu, Bakan ve Milletvekilleri ve onların atadıkları bürokratlar, partinin isminin açılımının ne anlama geldiğini unutmamışlardır.
Umarız, yaptıkları bu işlemlerin halkın karşısında söz veren bir Başbakan'ı ne kadar zor durumda bırakacağının da farkındadırlar.
Ve yine umarız ki hak yerini bulur ve Sakarya, Eskişehir ve civardaki illerde pancar üreten binlerce çiftçiye maddi ve manevi destek sağlanmış olur.
* * *
Çünkü bu yöre çiftçileri için Adapazarı Şeker Fabrikası, siyasetçilerin anlayamayacağı kadar önemli bir kurum.
Anlasalardı zaten sorun çoktan çözülmüş olurdu.
REKABET GÜCÜ NE OLDU?
2005 yılı öncesiydi sanırım.
Sakarya'nın rekabet gücünün belirlenmesi konusunda Sakarya Valiliği ve Sakarya Üniversitesi önderliğinde, önemli bir çalışma başlatılmıştı.
Bu çalışmalar kapsamında, ciddi sonuçlara da ulaşıldı.
Bir kitap da hazırlandı.
Bu önemli çalışma, Sakarya'nın geleceği açısından bilimsel verilerin ışığında hedefler sunuyordu.
* * *
Sonrasında ne olduysa bu çalışma bir tarafa bırakıldı.
Binlerce saatlik çalışma, raflarda kalmaya mahkum oldu.
Yeniden başa dönüldü.
Elde kaldı "sıfır"
* * *
Sakarya olarak kaybedecek bir günlük bir zamanımız yokken, yeniden başlamak ne kadar kötü!
Rekabet gücünün belirlenmesi ile ilgili yapılan çalışmalar ele alınıp, revize edilebilir ve bu çerçevede şehrimizin ana bir stratejik planı hazırlanabilir.
Bu stratejik plana göre de Belediyeler, Sakarya Üniversitesi, Sivil Toplum Kuruluşları, kendi stratejik planlarını yeniden ele alabilirler.
GÜNÜN ATASÖZÜ
Cami ne kadar büyük olsa imam bildiğini okur.