Elazığ'da 6.0 büyüklüğünde meydana gelen depremde şimdiye kadar ellinin üzerinde vatandaş hayatını kaybetti.
5 köy yerle bir oldu.
Evler kerpiçten yapılma.
Çağ atlayan, 21.nci yüzyıl Türkiye'sinde yaşamın nasıl olduğunu ortaya çıkartan bir gerçek.
Bu evler yapılırken belediye göz yumdu.
Muhtar göz yumdu.
Elektriği, suyu verenler göz yumdu.
Sonuç.
Hepsi yıkıldı ve bir çok can kaybı oldu.
Kerpiç evler gibi Anadolu'da daha kötü şartlarda yaşam süren bir çok insanımız var.
Derme çatma evlerde yaşam savaşı verenler var.
Bırakın Anadolu'yu büyükşehirlerde, metropollerde aynı şartlarda yaşayan insanlar görebilirsiniz.
Kuvvetli bir lodosta çatısıyla birlikte uçan bir çok ev olduğunu biliyoruz.
Nerede görmesi gereken gözler?.
İşte o görmesi gereken gözlerden bir tanesi çıktı dedi ki;
"İstanbul'un yenilenmesi için kentsel dönüşüm için adımlar atarken ana muhalefetin söylemeleri vatandaşı korkuttu.
Dediler ki; 'buraları peşkeş çekecekler'.
Destek vermeleri gerekirdi.
Ama maalesef birçok yerde Kartal'da, Maltepe'de, Sarıyer'de vatandaşa 'sizi buradan çıkaracaklar, buraları peşkeş çekecekler' dediler.
Siyasiler bunu siyasi menfaatleri için kullandılar."
Şayet Topbaş kentsel dönüşüm diyorsa önce İstanbul'u gecekondulardan temizlesin ve kentsel dönüşümü oralardan başlatsın.
Seçim zamanı göz yumdukları gecekondu sayısını acaba biliyorlar mı?
Onların kentsel dönüşüm dedikleri gecekondu alanlarının yeniden yapılanması değil ki.
Sanayi alanlarının, getirisi olan yerlerin kentsel dönüşüm altında tekrar yapılması ve satılması.
İlimizde de Kentsel dönüşüm aynı şekilde olmuyor mu?
Neden Roman vatandaşlarımızın Erenlerde oturdukları alan kentsel dönüşüme tabi olmuyor?
Oradaki vatandaşlarımızın yaşam şartlarını gördünüz mü?
İnsani şartlarda mı hayatlarını idame ettiriyorlar?
Rant getirisi olan yerler kentsel dönüşüm alanlarına giriyor.
Ama gecekondu alanları, kötü görüntülü yerleşim alanları ne yazık ki kentsel dönüşüm alanları içinde yer almıyor.
Örneğin; Van mahallesine gidin ve yaşama şartlarını görün.
Şimdi Toki gidip orada ev yapar mı, yapmaz mı siz karar verin.
Veya Büyükşehir orayı Kentsel Dönüşüm alanı içine sokar mı?
Şu bir gerçek ki ülke olarak afetlere hiçbir zaman hazırlıklı olamadık.
Son 1999 Marmara depreminden sonra mecburi olan dask sigortasını acaba kaç hane yaptırdı?
Acaba evlerini gerçekten sağlıklı olarak güçlendiren kaç kişi var?
Deprem zamanında tufandan yararlanan bir çok sahtekar müteahhit türemedi mi?
Herkes kendi menfaatlerinin peşinde koşarsa sonunda bu acıları yaşamak zorunda kalıyoruz.
El oğlunun binaları 8.0 büyüklüğündeki deprenme dayanıyor.
Bizimkiler ise 6.0'da yıkılıyor.
Aradaki farkı bulma görevi benim değil sorumlularındır.
GÜZEL SÖZLER
Kendine güvenen herkes, dünyayı idare edebilir.
Voltaire
GÜNÜN FIKRASI
Bir adam çiftliği için inek almaya gidiyormuş. Yolda arkadaşını görmüş.
Arkadaşı:
- Hayırola nereye böyle?
Adam:
- Benim çiftlik için inek almaya...
Arkadaşı ise:
- Neden öyle diyorsun? Allah'ın izniyle desene...
Adam:
- Ne gereği var canım? Cebimde para var mı? Var... Gideceğim yer belli mi? Belli... Eeee?
Bir süre sonra gelirken de arkadaşı tekrar adamı görmüş, ama eli boşmuş.
Arkadaşı sormuş:
- Ne oldu? Alamadın mı ineğini?
Adam da:
- Allah'ın izniyle paramı çaldırdım