ÇOCUK YAPIP SOKAĞA BIRAKMAK
2002 seçimleri öncesi.
Yer Gar Meydanı..
Ak Parti'nin görkemli mitingi.
Başbakan'dan önce Sakarya Milletvekilleri çıkıyor platforma.
"Şeker Fabrikası'nın bacasını tüttüreceğiz!"
Ardından Başbakan da teyit ediyor.
"Göreceksiniz, Şeker Fabrikası'nı tekrar bu şehrin ekonomisine kazandıracağız"
* * *
Ardından şehirde adeta bir kampanya başlıyor.
Bizler her gördüğümüz siyasetçiye, Şeker Fabrikası'nı soruyoruz.
Ersin Taranoğlu ile MHP'li il yöneticileri, "Şeker Fabrikası bu şartlarda açılamaz. Zarar eder" şeklindeki sözleri nedeniyle sandıkta cezalandırılıyordu.
Yeni biri iktidar geliyordu.
* * *
Uzun süre ses seda çıkmadı Şeker'den.
Ardından formüller aranmaya başlandı.
60 bin Pancar çiftçisi, kendisinin yönetmediği, devlet yöneticilerinin beceriksizlikleri nedeniyle oluşan zarara ortak edildi.
Bedel olarak hisselerini kaybettiler.
Sonrasında özelleştirme yapıldı.
45,7 milyon dolara APEK aldı fabrikayı.
* * *
Çalışmaz bir durumdaki fabrikaya verilen 45,7 milyon dolar..
* * *
AKP'li milletvekilleri bununla övünüyorlardı.
Halbuki yapılan yarısı çiftçinin olan bir malın, çiftçinin hakkının gasp edilerek, çiftçiye yüksek paralarla satılmasından başka bir şey değildi.
TZDK da acaba bu şekilde mi özelleştirilmişti?
* * *
Şeker Fabrikası Devletin ve milletvekillerinin bedeli en ağır olan kazığıydı Sakaryalı pancar çiftçisine..
Sonrasında malum gelişmeler..
Çeşitli iddialar.
Yönetimle ilgili çeşitli çekişmeler vs..
* * *
Bir türlü belini doğrultamadı Şeker Fabrikası.
İşini çok iyi bilen ve Fabrika'nın başına gelen en iyi şey olan Genel Müdür Ayhan Teke ise şimdi çırpınıp duruyor.
Eskişehir'den pancar ekim izni konusunda, fabrikanın hakkının yenildiğini iddia ediyor.
Kesinlikle haklı.
Peki bu hakkı kim arayacak?*
* * *
Hakkı arayacak olanlar ortalıklarda yok.
Hani sokaklarda dolaşan çocuklar vardır.
Halk arasında, çocukları ile ilgilenmeyen ebeveynleri şu sözlerle eleştirilir hep:
"Çocuk yapıp sokağa salıyorlar"
* * *
Adapazarı Şeker Fabrikası da o misal.
Siyasi yönden ne sahipleneni var, ne de ilgileneni.
Milletvekili Recep Yıldırım bir süre ilgilenmeye kalktı, az kalsın milletvekilliğinden de oluyordu.
Bakan kadar gücü olan bir milletvekilimiz yok ki.
Ya da Kayseri Şeker Fabrikası'na, başka yerlerden şeker almasına izin verdirten ekili bir lobimiz..
* * *
Sakarya'dan ilk dönem 6, ikinci dönem de 5 iktidar partisi milletvekili seçildiğinde, biz ısrarla "5 milletvekilimiz olacağına, bir bakanımız olsun daha iyi olur" dememiş miydik?
Önemli olan sayısı değil, işleviymiş değil mi?
* * *
Milletvekilleri "Burası artık özel bir fabrika" diyerek işin içinden sıyrılamazlar.
Şeker Fabrikası'ndaki sorun tamamen siyasi iradeden kaynaklanan bir sorundur.
Ve bu sebeple çıkan sorunlar, yine siyasetçiler tarafından temizlenmelidir.
Çünkü 60 bin civarındaki pancar çiftçisinin vebali vardır.
DEVLETİN TRİLYONLARI UÇUYOR
Çok iyi hatırlıyorum.
1,5 sene kadar önce Sakarya'daki bazı su firmalarının, kendilerine tahsis edilen miktardan çok daha fazlasını çektiğini iddia etmiştim.
Bunun tespitinin de çok daha kolay olduğunu söylemiştim.
Su firmalarından ruhsat problemleri olanları da var.
Ama çoğu da fazla su çekiyor.
Hatta artezyenden su alındığı da söyleniyor.
Artezyen suda arsenik miktarı çok önemli.
Bunun ölçümü dahi yapılmıyor.
* * *
Ve nedense! denetime giden ekipler, gerçeği bir türlü tespit edemiyorlar.
Sadece bir vana gösteriliyor kendilerine.
Diğer vanalardan haberleri bile yok.
Ve bizler demiştik ki aylarca, kaynağından tespit edemiyorsanız, sondan başa doğru gidin.
* * *
Yani su firmalarından çıkan tırlar dolusu suyun irsaliyelerini kontrol etseniz ve ne kadar su satışı yapıldığını görseniz, ondan sonrası ilkokul çocuğunun hesaplamasına kalıyor.
Bir bakıyorsunuz güya adam 1,5 litrelik izin almış.
Ama fabrikadan çıkan suların miktarlarını hesaplıyorsunuz, en az 4-5 katı.
Çok mu zor bunları tespit etmek.
Eğer beceremiyorsanız, ben bir ilköğretim okulu öğrencisi bulurum.
Toplama çıkarmayı bilsin yeter.
Ama gerekli yetkileri vereceksiniz kendisine..
* * *
Devletin trilyonları işte böyle su olup akıyor.
Kimlerin cebine?
Bunları herkes biliyor.
"Devletin malı deniz" ifadesi son yıllarda..
"Devletin malı kaynak suyu" şekline dönüştü.
Üstelik yetmiyormuş gibi artezyenlerden de takviye yapıyorlar.
* * *
Bundan önceki makalemde de bir sahipsizlikten bahsettik ya..
İşte bir başka örnek sahipsizliğe..
Yok mu bu şehrin bir sahibi..
Hesap sorucusu?..
Günün Atasözü
Umut, fakirin ekmeğidir.