SRT Yayın Akışı - 18.11.2019
Son Dakika

17 AĞUSTOS SABAHI16 Ağustos 2019 - 07:17, Cuma


Zemine YILMAZ İŞÇİ

Resmi rakamlara göre 17 bin 480 kişinin yaşamını yitirdiği 23 bin 781 kişinin yaralandığı 17 Ağustos Marmara depreminin üzerinden 20  yıl geçti.

20 yıl önce, 17 Ağustos 1999 sabahı saat 03 de  korkunç bir sarsıntı ile uyandı herkes. Yer yerinden oynuyordu ve dehşet verici bir uğultu.

Ne olduğunu anlamaya çalışarak, ayakta bir yerlere tutunarak 45 saniye

boyunca sarsıntının bitmesini beklediler .

Işıklar sönüktü  karanlıktı. İnsanlar  merdivenlerden kendilerini  iç çamaşırları ve

geceliklerle dışarı attı.

Bütün apartmanlar boşalmış insanlar şaşkın sokaklarda birikmişler birbirlerine nerede deprem olduğunu sorarak bir haber almaya ya da araba radyolarından haber dinlemeye çalışıyorlardı.

Telefonlar kilitlendi,  yakınlarımızdan haber almaya çalışıyorduk ve ulaşamıyorduk. Herkes bir birine öğrendiği haberi aktarmaya başladı.. Sakarya bölgesi Adapazarı merkez çökmüş, yerle bir olmuş.  Yıkılan evler, ölümler varmış.  Bölge bir enkaz yığını halindeymiş.

Gün ağarınca her şey ortaya çıktı. Yaşanan 100 yılın felaketi idi. Televizyonlar deprem ölçeğinin 7, 4 olduğunu söylediler.

Binlerce  ölüm, bir o kadar yaralı veya kayıp, enkaz başında yakınını arayan insanlar, enkaz altından çıkarılmaya çalışılan insanlar.

Her çıkan canlı ile sevinen insanlar, ağlayanlar, susup acı çekenler, annesiz ailesiz kalan çocuklar, yakınlarını hangi hastaneye götürdüler diye koşturan arayan insanlar, hikayeler, hikayeler…

Hafızalara enkaz üzerinde arama çalışması yapan ekiplerin ‘Sesimi duyan var mı?’ görüntüleri ile kazınan depremin acıları hâlâ sürüyor.

Neler yaşandı, ne acılar çekildi ama ders aldık mı diye sorarsak hayır sadece

korkmakla yetindik. Hep bir muhtemel Marmara  depreminden bahsedildi. Tedbirimiz

var mı? Sanmıyorum… Biliyoruz ki öldüren deprem değil, binalar.

Çeşitli yetersizlikler ve ihmallerin binlerce insanın canını aldığı Marmara depreminin üzerinden geçen 20  yılda, şimdi merak edilen ve endişelendiren soruların başında “İstanbul ve Türkiye yeni bir depreme ne kadar hazır?” sorusu geliyor. Yıllardır meslek odalarının ve uzmanların altını çizdiği önlemlerin yetkililer tarafından ne kadar dikkate alındığı ise tartışma konusu.

Bugün sadece anmakla yetiniyoruz. Travma devam ediyor aslında. Unutmak mümkün mü? Deprem hayatımızın bir anına karşılık gelen tesadüfi bir olay değil gerçeğidir.

20 YILDIR AYNI ŞEYLER SÖYLENİYOR

17 Ağustos 1999’da yaşanan büyük depremin ardından tam 20 yıl geçti. Ne kadar da uzun bir zaman dilimi değil mi? Deprem gerçekleştiği yıl doğan bir çocuk şimdilerde üniversiteye gidecek yaşta.

17  Ağustos’tan  sonra binlerce kişinin hayatı sonsuza kadar değişti. Sevdiklerini, arkadaşlarını, ailesini kaybedenlerin içinde koca bir boşluk kalırken yine birçok insanın içi büyük bir korkuyla doldu. Her gece deprem olur korkusuyla uykular kaçtı, kaçmaya devam ediyor. Peki korkmak mı çözüm? Elbette değil. Önlem alıyor muyuz? İşte en acı cevap bu soruda.

20 yıldır aynı şeyleri tekrarlıyoruz ve bu büyük bir üzüntü veriyor.

Çünkü 20 yıl önce söylediklerimizle bugün söylediklerimiz arasında temel olarak hemen hemen hiç bir farklılık yok.

Uzmanlar özellikle son dönemde yapılan yapıların bir kısmının deprem güvenliği açısından son derece olumsuz koşullara sahip olduğunu belirtiyorlar.

1999 sonrası yapılan yapıların depreme dayanıklı olduğunu iddia etmek mümkün değil. Bu konudaki lafların tamamı havada asılı kalıyor.

Sakarya  deprem riskiyle karşı karşıya olan bir il

Burada gerçekleşecek olan bir depremin hem insanlar açısından hem ekonomi açısından hem de hayatımız açısından son derece olumsuz sonuçlara yol açması söz konusu olacak.

Onun için detayları bir tarafa bırakıp önlemlerin peşinde koşmamız lazım. Hem kişisel olarak hem toplum olarak hem de yerel ve merkezi yönetimler olarak bu konuda son derece aktif ve hızlı davranılması lazım.

Öncelikle neler yapmalıyız

Deprem riski taşıyan yapıların güçlendirilmeli veya yıkılıp yeniden yapılmalı.

Meslek odalarının yetkilerinin ellerinden alınması değil, yetkilerinin çok daha fazla artırılması gerekir.

Bürokrasinin,  yandaş olanlardan değil, gerçekten liyakat sahibi olanlardan oluşturulması gerekir.

Deprem riski taşıyan yapı sahiplerini “kadere” ve müteahhitlerin insafına  bırakmak yerine, yerel ve merkezi iktidarın desteğine bırakmalıyız.

Meslek odası, yerel yönetimler ve üniversitelerin iş birliği yapmalarını sağlayacak çaba ve çalışmaların olması gerekir.

Bugüne kadar oldu ama en azından bundan sonrası için önlemlerimizi alalım

DEPREM KAÇINILMAZ……

Bu yazı toplam 828 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

KÖŞE YAZARLARI

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


Evren TV Programlar