SRT Yayın Akışı - 27.06.2022
Son Dakika

AİLE YETEMİYOR18 Nisan 2022 - 00:00, Pazartesi


Semiha Özgür SEZER

‘’Toplumsal değerlere sahip çıkalım’’ cümlesi klişe gibi görünse de, değerlerin yok oluşu ile ortaya çıkan problemleri birebir yaşamaktayız.

Bunlardan biri de, genç evlatlarımızla yaşadığımız problemler. Ne deseniz tersine gidilen, ne deseniz reddedilen, ne deseniz boşa saran iletişimsizlik ebeveynler için fena yorucu oluyor.

Ebeveynler kendi kendine düşünüyor; ‘’Ben bu kadar özene bezene çocuğumu yetiştirmişken, nerede hata yaptım, neyi atlamış olabilirim ki, çocuğum kurallarımızı, kültürümüzü, aile geleneğimizi reddediyor? ’’

Bende danışanlarımda bunlara şahit ola ola, uzman olarak atladığım ne var diye sorguluyorum; Evet dedim! Evet aile yetemiyor dedim sonunda. Aileden daha etkili olan bir çevre, toplum dinamiği var. Değişen toplumsal değerler, aileler ne kadar doğrusunu aşılamaya çalışsa da toplumsal kirlilik çocuklarımızın da kafasını karıştırıyor halde. Sanki çocuğu aile kendi eğitmemiş, bambaşka bir kimlik, aidiyet künyesine sahip.

SORGULAYAN

Şu bir gerçek; sorgulayan bir nesil var. Asıl tehlikede bu noktada başlıyor. Sorgulamak güzel, ancak aile içinde oturtulmamış, boş bırakılmış alanlar; çevrenin cevapları, çevrenin öğretileri ile tamamlanıyor.

Şimdi sorsam size, evinde çocuğu  ayrı odada bilgisayar başında olmayan var mı? Çocuklar kendilerini reel dünyadan soyutlayıp kendi kurdukları yapay ortama adapte oluyorlar.

Markete gidelim; Hayır.

Yemeğe gidelim değişiklik olsun; Hayır siz gidin.

Tatile gidelim, siz gitseniz olmaz mı? Ben evde yalnız kalabilirim.

Hayır da hayır! Çocuklar anne babaları ile birlikte zaman geçirmekten keyif almıyorlar. Almadıkları gibi de planları alt üst edecek bir direnç gösterisi yapıyorlar.

AĞAÇ YAŞKEN

En güzel çözümü; kesinlikle 2 yaşından itibaren çocukların kontrolünü ele almak ve 2-12 yaş arasında ilmek ilmek işlemek. ‘’Öz’’ o kadar mühim ki.

Maalesef şu sistem yok mu? Akademik başarı için çocukları robota çeviren hırslı aileler, eğitim hayatı.

Ne ders içeriklerinde değerler, ne akran ilişkilerinde değerler var. Çünkü somut bilgi peşinde koşturuluyor çocuk. Üstelikte ezbercilik ve beş şık ile. Düşünce alışverişinin olmadığı, kompozisyonu bir cümle ile bitiren ilerisine gidemeyen, yazısı okunaksız, fikir yürütmede zayıf nesillerden bahsediyorum.

En basit örnek; eskiden divit kalemleri ile güzel yazı yazmak bile manevi bir anlam taşırdı. Yazıyı güzelleştirmek, yaptığın işin güzel olması için bir imajdı bir nebze.

Eğitim sisteminde bu yanlışlar düzelmedikçe, toplumsal değerler çocukların yaşamlarının her alanına entegre edilmedikçe, değerden bi haber çocuklar yetişmeye devam edecek. Ve sizin öğretmek istediğiniz her doğru, özümsemedikleri için yadırganacak ve dayatma gibi görülecek. O sebeple toplumsal hareketlilik ile aşılabilecek sorunlardır yeni nesil sorunları.

Mimar Sinan, Selimiye Cami karşısında oynayan çocukların yanından geçerken küçük bir çocuğun arkadaşına:

"Şu minare eğri yapılmış.." dediğini duymuş.

Mimar Sinan hemen küçük çocuğa: "Göster bakalım hangi minare eğri olmuş" deyince, Küçük çocuk eliyle işaret ederek "Şu sağ taraftaki minare eğri" diye göstermiş.

Koca Sinan ustalara: "Bize bir halat getirin.." demiş. İşçiler halatı getirerek bir ucunu minareye bağlamışlar.

Koca Sinan küçük çocuğu yanına çağırmış ve "İşçiler şimdi halatı çekerek minareyi düzeltecekler. Minare düzelince sen tamam diyerek bizleri uyar.." demiş..

İşçiler halatı çekmeye başlamışlar ve biraz sonra küçük çocuk haykırmış: "Tamaaam düzeldiii.."

Koca Sinan çocuğa: "Şimdi tamamen düzeldi mi?” diye sorunca, çocuk: "Evet düzeldi, şimdi daha güzel oldu, bak.." diye cevap vermiş.

Ustalar bu olanlara anlam veremeyince, mimarbaşımız, sen herkesten iyi biliyorsun ki, minarede eğrilik falan yok O halde niçin düzeltmeye kalkıştın?

Mimar Sinan ustalara dönerek şöyle demiş:

"Bu küçük çocuğun kafasındaki minarenin eğriliğini düzeltmeseydik, çocuk caminin yanından her geçerken güzelliğini görmezdi, kafasındaki minare eğriyken.. Önlem alınmazsa, dedikodular aslı astarı olmasa bile iz bırakırlar.. Böylece caminin adı da eğri minareli cami olarak yayılırdı.."

Mimar Sinan'ın cevabı inceliğin, anlayışın, hoşgörünün simgesi idi:

Bu yazı toplam 171 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
KÖŞE YAZARLARI

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


Evren TV Programlar