SRT Yayın Akışı - 16.10.2019
Son Dakika

AK Parti İstanbul seçimini niçin kaybetti2 Temmuz 2019 - 10:00, Salı


İsmail MÜFTÜOĞLU

Allah buyurur ki; 
“İnsanları uyarın” (Müddesir/2), “Her türlü pislikten uzak durun” (Müddesir 4-5), “Kur’an’la öğüt verin” (Ala/9), “Rabbinizden size indirilene uyun” (Araf 3), “Allah’tan başka dostlar edinip, peşlerinden gitmeyin” (Araf/3), “Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın” (Araf/56), “İyiyi ve güzeli emredin” (Araf /199), “Harcamalarda orta yoldan ayrılmayın” (İsra/29), “Kibirlenip böbürlenmeyin” (İsra/37), “Barışı hep birlikte gerçekleştirin” (Bakara/208)

Bu ayetlerin ışığı altında, Ak Partinin İstanbul BBB seçimlerini kaybetme sebeplerini sıralayacak olursak;
1- Tekebbür 
İktidar partisinin yöneticileri, tavandaş olarak, vatandaşın beklentilerine cevap verme yerine, tekebbüre önem verdiler. Böylece milletin istekleri yerine, kendi mevkilerini, makamlarını düşündüler. Mali açıdan istedikleri seviyeye ulaştıkları için, bunun verdiği şımarıklıkla, halkı rencide edici konuşmalar yaparak, nefret uyandırdılar.
Oysa Allah buyurur ki; “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.” (İsra/37) Bu ilahi ikaza ve toplumun oturmuş etik ve estetik kurallarına aykırı davrandıkları için, 23.06.2019 tarihli seçimler sonucu büyük bir hezimete uğradılar. Keşke tekebbür yerine mütevazı davranılsaydı. Malum tevazu, gururun perhizidir. Aklı başında olan herkes, alçak gönüllü olmalıdır. Yaptığı güzel işlere bakıp, kendini beğenmemeli ve şımarmamalıdır.
2- Ötekileştirme 
Devlet başkanından tutun, sahibi selahiyet olan Ak Partili herkes, milleti bütünleştirici, kucaklaştırıcı konuşmalar yapacakları yerde, ötekileştirme yanlışlığı ile büyük bir yekûnun iğbirarını çektiler. 
Aslolan bölmek değil, düşman saflarını ortadan kaldırarak, kardeşlik anlayışını sağlayacak konuşmalar yapmak iken, onlar siyasetlerini beğenmeyenleri zillet ittifakı gibi, Sisi yandaşı gibi, Yunan taraftarı gibi ithamlarla aşağılayıcı konuşmalar yaparak, milletin sinir uçları ile oynadılar. Yani kendilerinin safında olmayan herkesi suçladılar. PKK ile aynı safta olduklarını ileri sürdüler. Muhalifleri zımnen de olsa vatan haini ilan etmeye çalışarak, bardağın taşmasına sebebiyet verdiler.
3- Rivayetler 
Diğer bir husus, maddi imkânları muayyen şirketlere, partidaşlara ulufe dağıtırcasına vermeleridir. Ak Parti yöneticilerinin çok büyük bir bölümü maddi refah içinde yüzerken, vatandaşların kuru ekmeğe muhtaç bırakılması, onlardan bazılarının büyük deniz şirketlerine sahip olduğu rivayetlerinin dolaşması, diğer bazılarının da gizli ortaklar eliyle zenginleştiği düşüncesinin tabanda makes bulmasıdır. 
4- Ekonomi 
Ekonomi çıkmaza doğru gittiği halde, yalan ve esası olmayan konuşmalarla vatandaşın kandırılması. Vatandaş geçim sıkıntısı içinde kıvranırken, sadece Ak Parti sempatizanlarının ekonomik açıdan rahat nefes aldıkları, asgari geçim içinde olanların kıvranmalarına önem vermemeleri. Verdikleri ikramiyelerin, maaş artırımlarının son derece az, buna mukabil yapılan zamların asap bozucu noktada olduğunu görmek istememeleri. 
Dış ve iç borçlanmanın her gün biraz daha ziyadeleştiği, üretimin sıfırlandığı, ithalatın zirveleştiğini gören milletimiz, Ak Partiye önce sarı kart, 23.06.2019’da da kırmızı kart göstermiştir.
5- Dini ve ahlaki yozlaşma
Bunlar yetmiyormuş gibi, dini yozlaştıracak kuruluşlara cemiyet kurma hakkının verilmesi, Avrupa Birliği uyum yasalarına uyum mantıksızlığı ile aileyi meflüç hale getiren zina suçunun serbest bırakılması, Türk Medeni Kanununda yapılan değişikliklerle Müslüman Türk ailesini çizgisinden uzaklaştırıcı düzenlemeler yapılması AK Parti iktidarına karşı hoşnutsuzluğun yayılmasına, din bezirganlarına, klik ve meşreplere milletin haberi dışında rant sağlamaları da nefretin doruklaşmasına sebebiyet vermiştir. 
6- Dış politika
Dış politikamız evlere şenlik. Zira ‘sıfır sorun’la işe başlayan Ak Parti iktidarı, bugün tüm komşu ülkelerle düşman haline gelmiş durumdadır. Müttefik kurgusu ile ülkenin paylaşım noktasına geldiğini, Akdeniz’de yalnızlaştırılan bir ülke haline getirildiğini herkes görmekte ve bilmektedir. 
Artık sırtımızı dayayacak komşumuz, müttefikimiz kalmadı. Kala kala Rusya kaldı. Onun ipine sarılmış durumdayız. Oysa ‘gavurdan dost, ayıdan post olmaz.’
Sonuç olarak;
• Keşke yetkililer her zaman mütevazı davransaydı. 
• Keşke yetkililer aklı başında olan herkes gibi yaptığı işlere bakıp, kendini beğenmese, topluma beğendirseydi. 
• Keşke saraylar, kasırlar yerine daha mütevazı konaklar inşa edilseydi ve oralarda yaşansaydı. Derler ya; “Elin süslü sarayından bizim körhanemiz iyi. Elin türlü taamından bizim tarhanamız iyi.” Bu anlayışla mütevazı davranılsaydı.
• Keşke israf ve tantana yerine, tutumlu bir ekonomik anlayış sergilenseydi.
• Keşke AB uyum yasalarına uyum yerine, milli ve manevi değerler ihya edilseydi.
• Keşke dış politikada şahsiyetli davranılsaydı, güçlülerin gölgesine sığınılmadan, komşu ülkelere hoşgörü ile yaklaşılsaydı. 
Selam doğru yola uyanlara olsun.

Bu yazı toplam 1070 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

KÖŞE YAZARLARI

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

----

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


Evren TV Programlar

okur