SRT Yayın Akışı - 28.10.2020
Son Dakika

BAHANELERİ HEP AYNI27 Temmuz 2020 - 02:59, Pazartesi


Zemine YILMAZ İŞÇİ

Ne yazık ki, her gün kadına yönelik şiddet ve kadın cinayeti haberleri almaya devam ediyoruz.

   Kadınları çok çile çekti.  Adı ister toplumsal baskı, ister mahalle baskısı, ister siyasal baskı, ister erkek egemen baskı, ister geleneksel baskı olsun bu gerçek değişmiyor. Kadınlar ölmeye devam ediyor

Baba feryat ediyor “ Kızımı teşhis edemedim”

  Bu ülkede neredeyse her gün çocuklar annesiz kalıyor, acılı anne babalar kızlarını toprağa veriyor. 

    Defalarca yazdık,  Çok sevdiğim için öldürdüm! Kıskançlık krizine girdiğim için yaktım! Cinnet geçirdiğim için boğdum! Barışma teklifimi kabul etmediği için öldürdüm, ama pişmanım! Beni tehdit ettiği için camdan ittim! Para istediği için üzerine benzin dökerek yaktım! Daha ne kadar bu ve benzeri bahanelerle  yüzleşeceğiz?

Israrla kadın ve erkeğin eşit olmadığı söylemlerinin kullanılması, kadınlara şiddet, işsizlik, yoksulluk olarak dönüyor.

   Son yıllarda artan şiddet eğilimi, cinayet, yaralama, taciz ve tecavüz olaylarının hepsinin temelinde yıllardır şiddeti öven ifadelerin olduğu, yadsınamaz bir gerçek.

    Dünyada kadına karşı hızla yükselen şiddete ilişkin eylem planları tartışılırken, şiddeti önleme ve cinsiyet eşitsizliği bakımından toplumsal bir dönüşümü esas alan ve imzacı devletlere somut görevler veren İstanbul Sözleşmesinin önemi daha da ortaya çıktı.

   Her gün kadına yönelik şiddet haberi aldığımız, faillerin cezasızlık güvencesiyle şiddeti artırdığı ülkemizde kadınları ve kadın haklarını koruyan İstanbul Sözleşmesi' niye sorgulanıyor.

Türkiye’de  sözleşmeyi uygulamak bir yana, sözleşme ‘aile yapısına atılan bomba’ olarak tanımlanarak hedef tahtasına konuldu.

    İstanbul Sözleşmesinin imzalanması akabinde düzenlenen 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunla kadınlara fazla haklar verildiği tartışması yürütüldü.

    Tek amacı kadını korumak ve kadına yönelik şiddete son vermek amacı taşıyan İstanbul Sözleşmesi'nden geri adım atılmamalı.

Toplumsal yaşamda eşitsizlik, şiddet ve ölüm olarak kadınlara geri dönüyor. Buna  ses çıkaran, itiraz eden her kesim ise düşmanlaştırılarak  karşısına aile yapısının ‘kutsallığı’ ile örf ve adetler çıkarılıyor.

   O nedenle bu erkek şiddeti vakasında da sorulması ve sorgulanması gereken kadının kararları ve hayat tarzı veya başkaca cinsiyetçi basmakalıp yaklaşımlar değil! Nasıl engellenebileceği ve neden engellenmediğidir.

Yaşam ve korunma gibi en temel yurttaşlık haklarının kadınlar için amasız, fakatsız uygulanmalıdır.

İstanbul Sözleşmesi şiddetin önlenmesi konusunda iyi bir ilerlemedir. Bundan vazgeçmemeliyiz.

   Sözleşme aileyi dağıtmıyor, evlenmeyin demiyor, boşanın demiyor. Bundan geri adım atılamaz. Devlet bu sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirdiği takdirde kadına yönelik şiddetin azalacağına inanıyorum.

   Bakın bu sözleşmenin amacı neymiş aynen aktarayım:

Kadınları her türlü şiddete karşı korumak, aile içi şiddeti önlemek veya ortadan kaldırmak!

Kadınları güçlendirmek, kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak! Mağdurları korumak, politik tedbirleri tasarlamak!

Uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak! Kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamak…

Sözleşme bunları içerirken, bunun neresi yanlış ,Ne rahatsız ediyor sizi.

 

ATATÜRK’ÜN YERİ TÜRK

 MİLLETİ'NİN KALBİDİR

Acaba gündemi hızlıca  değişiyor,  yoksa biz mi  gündemi değiştirmek istiyoruz.  Tüm sorunların üstünü kapatarak sadece bir konu  üzerende odaklanarak  gerçeklerle yüzleşmemize engel olunmak mı isteniyor.

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u 1453 yılında fethedip camiye çevirmesinden yüz yıllarca yıl sonra Ayasofya, Mustafa Kemal Atatürk döneminde 1934’te müze yapılmıştı. Bu tarihi miras, 1991 yılında Turgut Özal döneminde ise hem müze ve cami olarak, minarelerinden ilk defa ezan okunduğu, ikindi namazlarının kılındığı ve Kur’an-ı Kerim okunduğu bir mekan olmuştu.

   Danıştay 10. Dairesi Ayasofya’nın  camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Diyanet'e devredilen Ayasofya'da ilk namaz  Cuma günü kılınmıştı. Ayasofya'nın müzeye dönüştürüldüğü Bakanlar Kurulu kararında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk ve dönemin bakanlarının imzası da bulunuyordu.

   Ayasofya’da sanki ilk kez ezan sesi duyulmuş  gibi  algı oluşturulmaya çalışılıp   ülkenin kurucu liderine hakaret etmeyi marifet sayanlar bir kez daha gerçek yüzlerini ortaya koydular.

 Ayasofya’nın tümünün  ibadete açılması herkesi sevindirmiştir. Ama bunu ayrıştırıcı bir dil kullanarak  konuşmalar yapanlar bu ülkeye  iyilik değil  kötülük yapmaktadırlar.

  Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ayasofya'da okuduğu cuma hutbesinde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmi sitesinde yayımlanan cuma hutbesinde, “Fatih Sultan Mehmet Ayasofya'yı cami olması için vakfetti. Bizim inancımızda vakıf malı dokunulmazdır, dokunanı yakar! Vakfedenin şartını çiğneyen lanete uğrar” dedi.

    Erbaş'ın bu ifadeleri Ayasofya'yı müze yapma kararı alan Atatürk ve Cumhuriyetin kurucularını hedef aldığı şeklinde yorumlandı.

Atatürk bu ülkeyi Osmanlı'dan devir almadı.

   Atatürk bu ülkeyi savaşarak kurdu. Atatürk, 1919'da Samsun'a doğru yola çıkmasaydı, bir kurtuluş destanı yazıp işgal altındaki topraklarımızı kurtarmasaydı Ayasofya’da ezan sesi değil  kilise  çanı  duyacaktınız.

   Erbaş’ın  bu açıklamasına hiç şaşırmadım!

   Kurucu liderlere hakareti alışkanlık haline getirenler, unutmayın  ki  Atatürk’ün yeri

Türk Milleti'nin kalbidir. Bu topraklarda ezanlar özgürce okunuyorsa, işgal sona ermişse Atatürk sayesindedir.

Bu yazı toplam 704 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
KÖŞE YAZARLARI

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


Evren TV Programlar