SRT Yayın Akışı - 24.02.2020
Son Dakika

Beklenen Hikâye 18 Ocak 2020 - 07:53, Cumartesi


Murat Beyaz

Takvim denilen sayaç 23.07.2015’i gösteriyordu.

“Çıkmalı” dedi. “Çıkıpta hava almanın tam zamanı.”

İkindi ertesi gelen serinliği kucaklamalı, yalnız bırakmamalıydı.

Doru bir atın eyerine yerleşircesine “engelli akülü aracı”na binerek, deresi-tepesi olmasa da toplumsal yaşam engelleri olan “dışarıya”, yollara revan oldu.

Yangın mağduru, ata mirası Kapu Camii’nin kesme taşlı gölgesinde çay içmek için tekerini sürterek ilerledi. Terzi Süleyman Amca başta olmak üzere çarşı eşrafı ve “meczup”lar ile hasbihal ona hep iyi gelirdi. Yol alırken keşke diyerek iç geçirdi. “Keşke her yer; manevi-tarihi atmosferi ile bizi dinç tutan ve engele maruz bırakmayan kutsi ve de beşeri münasebetlere her dem müsait olan mekan gibi olsa.”

Demeye kalmadan, kaldırımda ilerlerken; durdu, durakladı, duraksadı.

Kaldırıma geçiş rampasının tamamını kapatarak park edilmiş <Bekleyen> hususi araca-engeline-düşünce engelli bireyin yeşil oyuncağına rastladı.

Renginden olsa gerek, “fıstık gibiyim” edası ile içi boş-umarsız-duyarsız bir duruşu vardı. Beklediği “sahibinin” niteliklerini özümsediği ne kadar da aşikardı.

Sağına soluna bakındığında, aylar önce kazaya maruz kaldığı noktanın merkezinde olduğunu fark etti.

Saat: 18:13

İlkin durumu belgelemek amacıyla durumu fotoğrafladı. Sonrasında “ilgili merci” yi aradı. Plaka ve konum bilgilerini verdi.

Beriki kaldırımda, kendisine uygun bir yer edindi.

“İlgililer” gelecekti.

Bekledi.

Bu süreçte, hususi aracın engel olduğu yayaları izledi.

İki koltuk değneği ile yürümeye çalışan amcayı, bebek arabaları ile yürümekte olan aileyi, gençleri-adamları-kadınları. İzledi. Onları ve “fıstık gibi” olduğu zannına kapılan aracın önünden “saygı ve huşu ile” geçiş törenlerini…

Bekledi.

Saat: 18:53

Tekrar “ilgili merci”yi aradı. “İlgililer”in gelmediğini belirtti ve sokak numarasını bildirdi.

Bekledi.

Bekledi.

Saat: 19:00

Aracın “sahibi” geldi. O da “Bekledi”. Ailesini.

Şems-i Tebrizi’nin “İlim üç şeydir: Zikreden dil, şükreden kalp, sabreden beden.” sözünden hareketle sinirlerine hakimiyet göstererek hiç laf etmedi. An be an “İlgililer”in gelebileceğini düşündü.

Araç bütün yüzsüzlüğü ile meydan okurcasına hareket ederek uzaklaştı.

Artık; atı alan Üsküdar’ı geçmiş, engel ortadan kalkmıştı…

Bekledi.

Saat: 19:07

Bekledi.

Saat: 19:10

Bekledi.

Saat: 19:15

Bekledi.

Saat: 19:20

Üstadın “konuşmak değil, dinlemekten yorulurum” sözünü hatırladı. Yoruldu… BekleMEDİ..

Ardında bir bekleyen bıraktı.

Kaldırımda ona yarenlik eden, beklemeye alışkın genç ağacı.

Ağaç; ağaç kesildi. BEKLEDİ…

Not: Gerçekte yaşamış olduğum ve her dem yaşanabilir olan durum konu edilmiş olup bu hikâye Maarifhane Dergisi’nin  5. sayısında yer almıştır.

Teker üzerinden selâmlarımla.

Bu yazı toplam 2270 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

KÖŞE YAZARLARI

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


Evren TV Programlar