SRT Yayın Akışı - 02.04.2020
Son Dakika

“BİZ” DİYEMEYEN, “BİZİM” DİYEBİLİR Mİ?17 Şubat 2020 - 10:24, Pazartesi


Zemine YILMAZ İŞÇİ

Mümkün olan şu ki; “Biz” diyemeyen, “bizim” diyebilir mi? “Ben ne dersem o!” diyen halkın tümünü kucaklayabilir mi?  Gerçekleri atlamadan, konuları adım adım mercek altına almadan, nedenleri ve sonuçları masaya yatırmadan sorunlar çözülür mü?

Toplumun ayarı öylesine bozuldu, ya da bozdular ki! Dengeler öylesine alt üst edildi, daha doğrusu ettiler ki! İnsanların sağlığını öylesine olumsuz etkilediler ki! Sonuçta zıtlaşmalar, kutuplaşmalar tırmanışa geçti.

İçimize kötülük tohumları ekenler keşke birazda güzellik ve kardeşlik tohumları ekse, biraz da bu konularla ilgilense bazı şeyler değişirdi belki. 

 

 Hayatımızın son yıllarının ‘en’lerine bakınca  eleştirme, yaftalama, saldırma, sözle- bakışla dövme, linç etme, cinayetler  sanki bizim yaşam tarzımız oldu.

 

Toplumsal vicdanı böylesine paramparça eden nedir? Bu tip bir sorunun tek bir cevabı yok elbette.

Ancak ülkemizde siyaset oldukça karmaşık bir toplumsal zemin ve güç dengeleri üzerine oturdu.

Çünkü biliyoruz ki   siyasetin  nefret dili günbegün toplumsal vicdanı parçalayarak ülkenin ortak geleceğini tahrip ediyor.

Politik atmosferine hakim olan buyurgan üslup, toplumsal vicdanın parçalanmasına ve güç nesnesine yönelerek adalet ve hak duygusundan uzaklaşmaya neden oluyor. 

Siyasetçi, bu karmaşıklığı aşmak için siyasetin türünü değiştirerek polemiği zaman zaman doğruların önüne geçirip gerçeklerin kavranmasını zorlaştırıyor.

Çünkü iktidarın başarısızlığı devletin zaafı, milletin kaybıdır. Heba edilen zaman ve kaynak hükümetin değil milletindir. İçerideki mücadele partiler ve iktidarlar arasında olsa da o mücadele gelip geçicidir.

 Eleştiriden önce uyarıya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

Böyle bir ortamda insanları birbirinden biraz daha uzaklaştıracak, biraz daha kutuplaştıracak üsluptan öncelikle siyasetçilerin, özellikle de yönetim kademesindekilerin kaçınması gerekiyor.

Halk, siyaseten ne olmaması gerektiğini bilir, ne olması gerektiği hususunda ise “hisleri” vardır; hislerini politik dile tercüme etme zorluğu içindedir; bu işi politik aktörler yapar ve eğer bu tercüme işini iyi yaparlarsa halkın temsiliyetini de üstlenirler.

Klişe tabirle iğneden ipliğe, gerçek anlamda her şeye zam geldi mi? Evet. Kuru fasulyeden nohuda, mercimekten pirince, çaydan şekere, peynirden zeytine, ekmekten yağa, etten tavuğa, benzinden motorine, doğalgaz dan, elektriğe   her şey arttı mı? Arttı.

Bunun adı zam değil fiyat ayarlaması dese de ben cebimden çıkana ve boğazımdan artık geçmeyene bakıyorum .

Kendi pozisyonuna değil, toplumun önderliğine göre belirleyen, farklılıkları değil birliktelikleri dile getiren, yeni ortak değerler üreten politikacılar ve entelektüeller, böylelikle halkta var olanı açığa çıkartacak ve Türkiye’nin sesi olacaklardır.

Önemli konular, çözülmeyen sorunlar, yanıtsız sorular, acınası durumlar, havada kalan tartışmalar sürerken bile, “her şey yolunda demek” ancak eyvah diyerek karşılanacakken, hiçbir şey olmamış gibi davranmak nasıl bir ruh halidir diye merak ediyor insan…

Bu yazı toplam 1449 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

 

KÖŞE YAZARLARI

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


Evren TV Programlar