SRT Yayın Akışı - 25.09.2020
Son Dakika

BİZ UNUTSAK DA O BİZİ UNUTMUYOR10 Şubat 2020 - 08:14, Pazartesi


Zemine YILMAZ İŞÇİ

Hiç aklımızın ucunda yokken, günlük hayatımıza devam ederken en önemlisi de unutmuşken  bin anda Elazığ ve Malatya’da yakalandık.

Biz unutuyoruz o kendini hatırlatıyor, biz görmezden geliyoruz o ‘ben buradayım’ diyor.

Unutmak istediğimizden mi yoksa elimizden bir şey gelmediği için mi bilinmez. En iyi yaptığımız şeyi yapıp görmezden geliyoruz.

Yüreğimiz Elazığ ve Malatya depreminin sarsıntısını yaşarken; her kafadan  sesler gelmeye devam ediyor.

Biz şimdi yeni depremler beklerken bile gerekli önlemleri almıyoruz. Herkes yeni

bir İstanbul ve Marmara depremi olduğu takdirde başımıza neler geleceğini kara

kara düşünürken deprem bu kez farklı illerden vuruyor

Ne zaman nerede bir depremin olacağını kestirmek güç olsa da, her an ülkemizin herhangi bir yerinde orta büyüklükte veya yıkıcı nitelikte bir depremin olma olasılığı çok yüksektir. Orta büyüklükte meydana gelen depremlerin bile kırsal alanda bulunan yapı stokunda oldukça büyük oranda hasar meydana getirdiği gerçeği ortadadır.

 

Depremleri ciddiye almak ve ona göre de hazırlıklı olmak durumundayız.  Elazığ ve Malatya’da  yaşanan deprem sonrası bu konudaki yanlışlarımızı ve eksiklerimizi gördük. Bundan sonra neler yaşanabileceğini işin uzmanları anlattı. Yetkililer gereken dersi çıkarıp, önlem almak için çalışmalara başladılar mı bunu da tam olarak bilemiyoruz.

Deprem batılı, gelişmiş ülkelerde öldürmez, tedbir almayan gelişmemiş ülkelerde büyük can kaybına yol açar.

Uzmanlara göre önlem alınması şart olan bazılarına göre “depremle yaşamaya alışmak zorundayız  şeklinde yorumlar yapılmaya devam ediyor.

Nice canlar verdik, nice hafızalara acı hatıralar ekledik ama deprem olduğunda ne yaparız? İşte tam bir soru işareti ile baş başayız.

 1999 depremini yaşamadım ama  yaşayanları dinledim. O insanların  anlattıkları hala kulaklarımda.

 Felaketi yaşayanlar, kendilerinin neyin beklediğini biliyor da geri kalan herkes bu unutulan çaresizliğin farkında bile değil. Hangimiz deprem anında yapılması gerekenleri harfiyen yapabiliyoruz.

Mesela evinden çıkabildiğinde evine yakın toplanma alanını biliyor musun? Ya da öyle bir toplanma alanı var mı? Toplanma alanlarının öneminin ne kadar farkındasın?

Hiç merak edip araştırdın mı?  Tabiî ki Hayır. İnanın bu deprem de   bir ay  sonra unutulmuş olacak. Biz yine yeni bir deprem olana kadar unutularak çözüm bulamadığımız deprem gerçeğini gündemimizden kaldıracağız.

Depremin siyasetten uzak bir mesele olduğunu belirterek üzerine basa basa hepimiz, tüm devlet büyüklerimiz bu konuda birlikte hareket etmeliyiz. Bu toplum deprem bilincine sahip hale getirilmelidir.

 Eğitimleri  tatbikatları daha da artırarak özellikle okullarda izdiham olmadan nasıl tahliye edileceğini öğretmeliyiz.

Aile afet planı olmalı, her odada güvenli yer neresi belirlenmeli ve depreme yakalandığında kişi neredeyse orada çök- kapan- tutun yapmalı.

Elazığ ve Malatya’daki 6.8’lik deprem için, 81 ilden yardım istenmeden yardıma koşarak  Türkiye tek bir vücut oldu. Bu depremle bir kez daha; Yorgun binaları gündeme geldi.

 Tüm  belediye meclislerin de deprem gerçeği konuşuldu.  1999 Marmara Depremi'nde Sakarya en çok zarar gören kentlerden biriydi. Sakarya genelinde binaların hâlâ büyük bölümünün deprem yönetmeliğine uygun olmadığı ortaya çıktı. İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şube Başkanı Hüsnü Gürpınar, “Sakarya'da 7 bin bina deprem yönetmeliğine uygun değil, güvenliği sağlamıyor” dedi.

Biz bunlar için ne önlem alacağız. Binalar  yıkılacak mı, kentsel dönüşüm yapılacak mı bunları yaşayıp göreceyiz. Yoksa  unutacak mıyız?

Depremle iç içe yaşamak zorunda olduğumuz ülkemizde; doğa olaylarının afete dönüşmemesi, toplumsal acıların tekrar yaşanmaması için, daha önce defalarca belirttiğimiz bazı konuları bir kez daha hatırlatmak istiyorum

Depremleri önlemenin mümkün olmadığını, ancak zararlarını azaltmanın uygun yer seçimi ve güvenli yapılar yapılarak mümkün ve bizim elimizde olduğu hususunda toplum bilinçlendirilmelidir.

Doğal olan depremdir, doğal olmayan ise afettir. Depremleri önlemek mümkün değildir, ancak zararlarını ortadan kaldırmak veya azaltmak mümkündür ve bizim elimizdedir. Bu doğa olayı, bilimden, akıl ve teknikten uzak uygulama sonucunda birer afete dönüşmektedir.

Deprem öncesi hazırlık çok önemli!.. İnsanı deprem değil,içinde yaşadığı bina öldürüyor!.. Yapıların kalitesi can kurtarıyor.

Bu nedenle yapıların denetlenmesi lazım..

Yer seçimi, yapı tasarımı, üretimi ve denetimi aşamalarında mühendislik biliminin, bilgisinin gerekleri tam olarak yerine getirilmediği sürece, meydana gelecek depremlerde ciddi mal ve can kayıplarının yaşanacağı unutulmamalıdır.

Oysa şu gerçek artık çok iyi anlaşılmalı!..  Nasıl olur bilmiyorum ama  depremin bu ülkenin, bu şehrin  bir gerçeği olduğu bilinciyle  önemseyerek tedbir alarak yaşamamıza devam etmeliyiz.

İçinde yaşadığımız durumu görmezden, yoğun gündem nedeni ile de depremleri görmezden gelemeyiz.

Son derece ciddiye aldığımız deprem gerçeğini unutmamız gerektiğini bugün yine kalınca altını çizerek anımsatmak istedik.

Bu yazı toplam 1772 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
KÖŞE YAZARLARI

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


Evren TV Programlar