SRT Yayın Akışı - 26.01.2020
Son Dakika

BÜYÜK ŞEREFSİZ GÖREV BAŞINDA 9 Ocak 2020 - 08:10, Perşembe


Halil MÜFTÜOĞLU

ABD Başkanı Donald Trump, dönemin deccalı gibi görev yürütmektedir. Gerçi ABD’nin tüm başkanları, kendi zamanlarında, aynı görevi yerine getirmiştir. Bunların tamamının sadece kendi ülkelerini ve kendi milletlerini düşündüğü, yaptıkları icraatlarından bilinmektedir. Sosyal refahlarını artırmak için devamlı geri kalmış ülkelere saldırılarda bulunmakta, onların yer altı ve yer üstü tüm zenginliklerini apararak, kendi ülkelerine aktarmaktadırlar. Bunlar için bahane bulmak son derece kolaydır. Herkesin hoşuna giden demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları kavramlarını gündem konusu yaparak ülkeleri kandırmakta, maalesef ülkelerin birçoğu da buna inanmaktadır. Böylece ABD’nin oyununa gelmektedir.

             Condoleezza Rice, ikiz kulelerin vurulmasından sonra, 7.8.2014 tarihinde Washington Post gazetesinde, 22 İslam ülkesinin yeniden dizayn edileceği açıklamasını yapmıştır. ABD, işe Tunus’tan başlayıp, Arap Baharı sloganı ile devam eden bir anlayışla Mısır devletini dalgalandırmış ve Mısır’da iktidar değişikliği yaptırmış, Abdülfettah es-Sisi’ye sahip çıkarak, binlerce Müslüman’ın öldürülmesine sebebiyet vermiştir. Daha sonra 46 milyar varil petrol rezervi bulunan Libya’nın NATO güçleri tarafından vurulması sağlanmış, Türk dostu Kaddafi öldürülmüştür. Irak ise çok daha önceden vurularak, mevcut 115 milyar petrol rezervine de, böylece sahip olunmuştur. Sudan’ı ikiye ayırmış, Yemen’i alt-üst eden iç savaşa sürüklemiştir. Daha sonra Büyük Ortadoğu Projesi nam altında, Suriye de tarumar edilmiştir. Yani Condoleezza Rice’ın açıklamasında belirttiği dizayn işlemleri devam etmektedir. Malum olduğu gibi ABD, ayrıca Suriye petrollerini de kendi lehine koruma altına almış durumdadır. Zaten Ortadoğu’nun her ülkesi (İsrail hariç) tarumar edilmiştir.

                         ABD’nin bu girişimleri, İsrail’in önünü açarak, İran’la savaşma planından ibarettir. Şimdi de, İran’ın önemli bir generali olan Kasım Süleymani’yi öldürtmesi ile İran için savaşın fitilini ateşlemiştir. Bu hal, bizim için son derece endişe vericidir. Zira ABD’nin yaptığı planlara göre, İran’dan sonra Türkiye’miz hedeftedir. Onun için idarecilerimiz mutlaka dış politika çizgilerini yeniden gözden geçirerek, yeni hedefler belirlemelidir. Tavırlarını Deccaldan yana değil, İslam ülkelerinden ve tarafsız ülkelerden yana koymalıdır. Çünkü deccaldan bugüne kadar fayda gördüğümüz söylenemez. Nitekim en haklı meselelerimizde bile, bize her zaman köstek olmaya çalışmıştır. Mesela, 1963 yılında Kıbrıs’taki katliamları önlemek için harekete geçen Türk Silahlı Kuvvetlerinin önünü kesmek için, Johnson 5 Haziran 1964 tarihli mektubunu İsmet İnönü’ye yollamış ve neticede başarılı da olmuştur. Ayrıca 20 Temmuz 1974 tarihli Kıbrıs Barışı Harekâtını önlemek için de envai çeşit diplomatik oyunlar tertiplemiş, zamanın Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’i devreye koyarak, merhum Bülent Ecevit’i etkilemeye çalışmış, başarılı olamayınca da Kıbrıs Barış Harekâtını önlemek için deniz filolarını Kıbrıs’ın etrafında konuşlandırmıştır. Bütün bunlara rağmen Kıbrıs Barış Harekâtını önleyememiş ama harekattan sonra silah ambargosu koyarak, Türkiye’den taviz koparmaya çalışmıştır. Ancak buna da muvaffak olamamıştır. Zira içinde bulunduğumuz hükümetimiz tarafından, ambargoya misilleme olarak, ABD’nin Türkiye’deki İncirlik, Elhac gibi tüm üstlerine el konulmuş, bu husus 26 Temmuz 1975 tarihli gazetelerde yer almıştır. Çaresiz kalan ABD, ambargoyu kaldırmak mecburiyetinde kalmıştır. Böylece milli irade tecelli etmiştir.

                         Bütün bunlar olmamış gibi, ABD ayrıca, 1991 yılında, Turgut Özal döneminde ‘Çekiş Güç’ nam altında bir gücü ülkemize yerleştirerek, PKK’yı başımıza bela etmiştir. Bütün bunlar yaşanmamış gibi, ABD’nin tezgâhladığı Büyük Ortadoğu Projesi ile Sayın Tayyip Erdoğan da ikna edilerek, Büyük Ortadoğu Projesine eşgüdüm başkanı yapılmıştır. Maalesef, ABD, hâlâ dış politikamızda müessir görünmektedir. Bu durumlar ve onlarla dostluğumuz, bize faydadan ziyade zarar vermektedir. Nitekim Devlet Başkanı Tayyip Erdoğan’ın gayreti ile Rusya’dan temin edilen S 400’ler üzerine ABD tehditlerine başlamıştır. Ayrıca bunlarla yapılan tüm ikili anlaşmalar bizim zararımıza düzenlenmiştir. Bunlara dahi hâlâ dokunulamamaktadır. Deccalın İran’a karşı son tavrı ise, İslam dünyasını bölme amaçlıdır. Büyük İsrail’in kurulmasına başlangıçtır. Zira Suriye meselesi çözülünce, İsrail ile İran’ın çatışması mukadderdir. Onun için bizim ülkemize ve hükümetimize büyük görev düşmektedir. ABD’nin oyunlarına gelmemesi gerekir. Çünkü gavurdan dost olmaz ama “Müminler ancak kardeştir.” (Hucurat/10) Allah’ın birliğine, Hz. Muhammed’in Peygamberliğine ve Kur’an’a inanan herkese, bu husus yön tayini için yeterlidir. Anılan sebeplerle mezhebi açıklamalar yapmak yerinde değildir .Saygılarımla( Cuma geceniz ve yarınki CUMA BAYRAMIMIZ mübarek olsun)

Bu yazı toplam 391 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

KÖŞE YAZARLARI

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


Evren TV Programlar