SRT Yayın Akışı - 21.09.2020
Son Dakika

CEK 14 Eylül 2020 - 04:51, Pazartesi


Semiha Özgür SEZER

Sakarya bana en çok -cek , -cak , -cez, -caz lardan soğumayı öğretti. Edebiyata gelince mangalda kül bırakmayacak kadar Necip Fazıl kılığına girenlerin, icraata gelince soyadının Kısakürek olmadığını anlıyorsunuz.

Şehrin değerli büyükleri, gazetelerde, düğünlerde, cemiyetlerde, nikahlarda boy göstermek, ona gidildi, buna gidildi diye sosyal medyalarda rapor vermek icraat değildir. Yorgunluklarınıza yazık. Çok yorulmak; ‘’kaliteli hizmet sundum, şehire şunu yaptım anlamı taşımıyor.’’ Ama öyle bir algı yönetimine sığınılmış ki, cemiyet faaliyetlerini;  bak durmuyor, boş zamanı yok denilmesi, hizmet gibi sunuluyor. Bu yorgunluğunuz sizlerin çocuğunuz, eviniz, ailenizden aldığınız zamanlarınız. Ziyaretlerde gönül alma işidir. Gönüllere yapılan iş, ‘yapmış olmak işine’ dönüşüyorsa, yahut resim çekilme faaliyeti olmasa cemiyet ziyaretlerinizin sayısı düşecekse…. Onu da geçtim buna kendimi de zaman zaman yönetim faaliyetlerinde olan biri olarak katıyorum, hayatınız yıpranıyor. Zaman kısa, ömür geçiyor. Her bulunulan zamanı doğru ve dolu değerlendirmek o kadar mühim ki. Hakikatten ayrılıp işin zahirine götüren bir akış var. Fakat işte marifet burada, bu akışa kapılmamak. Hizmet anlayışı zahiriye dönüşünce kendi kendine mitomani (yani nazikçe açıklayayım, olmayana inanmak)yaşanıyor.

Nereye gitsem, cemiyet resimlerinden başka şeyler görmek isteyen eleştirilere şahit oluyorum. Bu sistemin içerisinde olan aktif çalışmış biri olarak düşüncem borcumdur, kulaklarımızı kapatmaya devam ettikçe halkın sesini duyuracağı zaman destek istemeye yüzümüz olmayacak.

Allah şahit ya her dakika beynimde ne yapılabilir? Şu sorunlar nasıl çözülebilir? Baktığım yere pohpohlamak amacıyla değil, gerçekten daha nasıl güzel olur gözüyle bakıyorum. Bu tarafsızlık inanın çok zor. Bu bakış açısı ile şu sistem içerisinde çelme takılmadan, dövülmeden, itibarınız zedelenmeden durmak çok zor. Ama insanın tek hesap verdiği yer vicdanı olunca kendi dünyasında huzurlu oluyor bu noktada.

Sürekli, birileri sizleri pohpohluyorsa gerçek dostlarınız, dostluğu geçtim işi konuşalım; gerçekten iyi niyetli insanlar yoktur çevrenizde. Tek dertleri sizin makam sahibi olmanızdır. Dolayısı ile makam elden gidince bakın karınca gibi yığınla nasıl kaçacaklar. İşte bunlar çok üzücü, neden mi? Kişilere kendisine verdiği emek, çevresine verdiği emek, şehrine verdiği emek, eserleri için saygı ve minnet duyulmuyor.

Mesela kırk yaşıma gelsem de, emekli olmuş üniversite hocamı gördüğümde, öğrenci gibi süzülen birine dönüşebilirim. Ünvanı gitmiştir, ama benim gözümde emeklerinden dolayı o kadar farklıdır ki eli öpülesidir. Aynı şekilde bu zamana kadar çalıştığım, yaşları benden küçük-büyük kaç olursa olsun farketmez, iş arkadaşlarımdan daire başkanlarımdan, müdürlerimden emeğini gördüklerimle oturup sohbet ederken o iş yerlerinden velev ki ayrılmış olayım, yine aynı personel olabilirim. Ne kadar iş başarmış olayım, statü sahibi olayım olmayayım hiç problem değil. Benim ölçütüm bu değil işte. Kişilerin etrafında lütfen dönmeyin şehrimin insanları. Üzücü bu tablo . Yalakalık diyorlar biliyorsunuz buna. Menfaatinizde ne varsa lütfen aklınızı, fikrinizi, zikrinizi, yüreğinizi koyun. Bakın inanın emek karşılıksız kalmaz. Kullardan her nankörlüğü görürsünüz, ama dönüşümünü mutlaka alırsınız, alıyorsunuz da. Bakın sizler hataya sebebiyet oluşturuyorsunuz. Kıymetli insanları kıymetsizleştirmeye çalışıyor, kendi elektrik trafolarınızı kişisel hırslarınız, nefretiniz, kişilere olan öznel duygularınıza bağlıyor, laf taşıyor, yanlış yorumluyor olmayanı olmuş gibi göstererek yetkin olanların iyi niyetini dostane sinsice kullanıyorsunuz. SEDAŞ ı bile geçtiniz.

KIYMETSİZLEŞTİRME

Ben genel bir eleştiri, fakat asla bunu yıkıcı olarak söylemiyorum. Ama o kadar şaşırdık ki doğruları yıkmadan nasıl ileteceğimizi.  Çünkü niyet okuyucuları var etrafta. Kurumsallaşmadan habersiz, kurumun geçmiş emektarlarından habersiz, hatta projelerle değil şahıslarla uğraşan, projelerden bahsedince Doçent unvanına inandığınız çaylakların alık alık baktığı  ve yetkinleri bocalatan… üzücü, yahut ciddi bir yara oluşturan fakat güzelliklere gölge düşürenlere dair bir cümle yazacağım burada. Dillerde çok konuşulan ama maalesef iletilmesi nedense zor olan.

Sayın bizlerin dağ taş gezerek, çocuğumuzdan zaman ayırarak seçtiğimiz yetkinimiz, öncelikle sizin için harcanan emekler için eşimiz, ailemiz, çocuklarımız ile helalleşmenizi nasıl yaparsınız bilmiyorum. İkinci olarak kıymetli bazı arkadaşlarımızın, çocuklarını gece gündüz görmeden sırf işlerine sıkı sıkı sarılarak şehir için yaptıkları işler bir kalemde silinerekn, iş bilmez kişilerin sağdan soldan vasıfsız söylemlerinden, hatta iftiralarından oluşan raporları ile o arkadaşların mezarlıklar müdürlüklerine tüm kendi tırnakları ile elde ettiklerini ellerinden alıp dört köşeli bir masaya el ayak çektirip nasıl oturtulduğuna üzülerek bakıyoruz. Şu an bir sürü insanın iş yerlerinde otun böceğin yanında fotoğraf vererek, boş oturmalarına fırsat sunarken,yapılan işlerin üstüne koyacağız, kimseyi dışlayamayacağız, sözleri nereye gitti. Oysa tüm emekler hiçe sayılıp, sıfırlandı. İş bilenleri, mutfağında pişmişleri kenara çekip, iş bilmeyenleri getirerek; kasaba çanta, öğretmene bıçak, şoföre imza yetkisi ile Allah yardımcımız olsun. Bu insanlar neden pişti peki. Komşu teyzelerin, amcaların yengelerin kurumlara karışma, orda burada iş insanlarını eleştirme hakkını, kurumsallaşmayı çalışmayı pilav karıştırma sanmaları ayrı bir dram. Asıl üzücü olan masadaki bu ablaların kaşık sesleri emekçilerden daha çok ses çıkarıyor.

Dışlanan kıymetli insanlara, emeklere sahip olunması umuduyla diyorum. Arkadan eleştirenlere gelince, ‘’adalet herkese lazım olacak’’ bu sözümü yazın. Çünkü insan milletini sevmeli, şehrini sevmeli. Sen çocuğun yanlış yaparken doğru yaptın diyebilir misin, üzülür diye pohpohlar mısın? Yanlışa susan dilsiz şeytansa haksızlıklara susanda yapan kadar suçludur.

Bu yazı toplam 457 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
KÖŞE YAZARLARI

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


Evren TV Programlar