SRT Yayın Akışı - 17.01.2019

İNTİHARLAR3 Ocak 2019 - 09:45, Perşembe


Semiha Özgür SEZER

İntiharların bu kadar artmasına ne diyorsunuz? Klasik bir cevapla; ekonomi,yalnızlık vs.. sayabilirsiniz. Dünya Sağlık Örgütü,dünyada her 40 saniyede bir intiharın, her 3 saniyede ise bir intihar girişiminin gerçekleştiğini, son 45 yılda intiharların %60 civarında arttığının ve intiharın tüm dünyada ilk on ölüm nedeni arasında yer aldığını bildiriyor. Ülkemizde ise bu oran biraz daha düşük olmakla beraber, TÜİK’in verilerine göre son yıllarda % 50 artış göstermiş durumda.

TÜİK yanında Sakarya profilinde,gelen  danışan vakalarında, son dönemlerde 45 yaş üstünde  ve özellikle erkeklerde daha fazla yaşandığını kabataslak bir analizle söyleyebilirim.

DERKİ ;

‘’ İlk terapistim bana "Senin için daima bir umudum olacak." derdi.. Neden böyle söylediğini anlayamazdım ama şimdi bu sözün ne kadar faydalı olduğunu anlıyorum. 

O zamanlar sürekli "İyi, çok güzel. Benim için umudun varmış, ne güzel. Umutlu olmaya devam et, ben burda kendimi öldürmekten bahsediyorum. Sense benim için umudun olduğunu söylüyorsun. Devam et, sen umutlu ol, bense bir ölü. Harika!" diyordum. 

Sonrasında, o malum olayı gerçekleştirmeden, kulaklarımda terapistimin bana söylediği cümle yankılandı: "Umudum var. Umudum var." Sonra kendi kendime düşündüm ki, "Bunun ne anlama geldiğini bilmiyorum ama şu şeyi 1 saat, 2 saat, 1 gün, 1 hafta, ne kadar olursa işte; ertelecek kadar önemli olmalı.." İşte böyle yankılandı kulağımda..Neden bilmiyorum’’.

Umudun bittiği en son noktada kişi intihara başvuruyor.Borç batağına düşmek,yalnızlık,amaçsızlık,umutsuzluk,değersizlik hissi.. en önemli nedenler arasında.

Çoğu toplum bilimci ne kadar bireysel psikolojik nedenlere dayalı gibi görünse de intiharın toplumsal bir olgu olduğunu söyler.Durkheim “İntihar” adlı eserini konuya ilgi duyanların okumasını tavsiye ederim. Ona göre toplumda mekanik ve organik dayanışma vardır. Mekanik dayanışmaya sahip toplumlar bireyselliği överken, organik dayanışmanın egemen olduğu toplumlarda bireyselcilik kabul edilmez. Böylece bağımlılık-özerklik çatışması yaşanır ve bu da kişiyi intihara sürükler, der. Ayrıca Durkheim, akıl hastalığı ile intihar arasında ilişki olmadığını savunuyor. Çünkü araştırmalarında erkeklere, kadınlara nazaran daha az akıl hastalığı teşhisi konulmasına rağmen daha fazla intihar ettiklerini ortaya koyduğunu anlatıyor.

Aslında intihara etki eden süreçler psikolojik, biyolojik, ekonomik ve toplumsal olabilmektedir. Hatta intihara yatkınlığın, genetik olduğunu savunulur.Örneğin; annesi intihar eden bir çocuğun, intihar ederek onunla aynı kaderi paylaşmaya ,onun intiharını temsil etme meyli de olabilir.

ALGILAR

Toplum olarak bizim yanlış bir algımız vardır o da; intiharın genelde ağır ruhsal bozukluğu olan kişilerde daha çok görüleceğidir. Halbuki görünürde herhangi bir psikolojik rahatsızlığı bulunmamasına karşın intihar eden ya da teşebbüste bulunan birçok kişi vardır.. Bu da genellikle kişilik yapısı ile bağlantılıdır. Örneğin; aile içi şiddet görüp direkt dayanamayıp intihar eden de olabilir bununla mücadele edip; bir şekilde tedavisini görüp iyileşmeyi seçen kişiler de vardır. Bu durumda genelde hayat ile mücadelesinde kişinin bakış açısı ve içsel motivasyon düzeyinin de etkili olduğunu görürüz.

Saygılar

Bu yazı toplam 367 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

Sosyal Medya


 

KÖŞE YAZARLARI


Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


 

Srt Programlarımız