SRT Yayın Akışı - 21.10.2017

MESELE REFERANDUM DEĞİLDİR MESELE DEMOKRASİYİ İÇİMİZE SİNDİRMEKTİR21 Nisan 2017 - 13:00, Cuma


Feyzullah Turan

Referandum maratonu Pazar akşamı neticelendi ve sandıktan Parlamenter Sistemden Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçiş noktasında bir irade oluştu. Yeni sisteme Kasım 2019’da Meclis ve Cumhurbaşkanlığının bir arada yapılacağı seçimle geçilecek. Öte yandan paketteki 3 madde; HSK’nın yeni yapısı, Askeri Mahkemelerle ilgili düzenleme ve Cumhurbaşkanının parti üyeliğine ilişkin reformlar hemen gerçekleştirilecek.

Türkiye’de her seçimde olduğu gibi 16 Nisan’da da seçmen sandıktan yine ince ve hassas mesajlar verdi. Çıkan tablonun ülkede ayrışmayı ve kutuplaştırmayı arttıracağını, anayasa değişikliklerinin yüksek bir toplumsal kabulle geçmesi gerektiğini aksi takdirde birbirine yakın çıkan evet/hayır tablosunun meşruiyetinin tartışılacağını söyleyenlerin nasıl bir siyasi akılla hareket ettiklerini kestirebilmek oldukça güç.

Anlamadıkları nokta şu;

Bakın, seçimlerde amaçlar farklıdır. Mesela; genel seçim yapıyorsunuzdur amacınız tek başına iktidar olup ülke yönetiminde söz sahibi olmaktır. Koalisyonların geriletici, sıkıcı ve bunaltıcı siyasi kavgalarından kurtulup(artık bu sistemle koalisyon dönemleri de kapandı gerçi) istikrarı tek elden sağlamaktır.  

Yerel seçim yapıyorsunuzdur. Amacınız ülke genelinde partinize bağlı adaylar yoluyla en çok belediyeyi kazanmak ve modern şehircilik perspektifini ülkenin en geniş katmanlarına uygulamak ve vatandaşların hayatlarını kolaylaştırarak yaşanabilir kentler oluşturmaktır.

16 Nisan’da yapılan halk oylamasında ise amaç; hazırlanan anayasa değişikliği paketini milletin önüne getirerek en az %50+1’in desteğini alarak öngörülen reformları hayata geçirecek sistemin önündeki tıkanıkları aşmaktır.

Ortada reel bir durum var; fakat kaybeden taraf bu realiteyi kabul etmek yerine yine spekülasyon üretme çabasında ne yazık ki. Çok ciddi çelişkiler mevcut: %49’luk hayır bloğu oylarını büyük bir başarı olarak kabul ediyorlar ama öte yandaki %51’lik evet bloğunun meşru olmadığını söylüyorlar. Kimisi çıkıp oran %70 olmadıkça çıkan evet meşru değil bile diyebiliyor. Öbürü bir anket üzerinden evet oylarının büyük bir oranı ilkokul mezunu/eğitimsiz kesim tarafından verildi bu yüzden bu sonuçla sistemin değişmesi mümkün değil dahi diyebiliyor. Üstüne CHP kanadından sine-i millet sesleri yükselmeye başlıyor ki bu açıkça demokrasiye ihanettir. Nasıl bir kafa yapısı varın siz hesap edin.

Ak Parti/MHP İttifakı

10 Ağustos seçimlerinde Erdoğan’ın tek başına aldığı oy oranı %52 idi. Dolayısıyla yapılan hesap kemikleşmiş %52’lik Erdoğan oyunun üstüne kabaca %10’luk MHP oyu eklenerek Evet ’in %60’ı bulacağı yönündeydi. Fakat yukarıda belirttiğimiz aynı hata burada da mevcut. Seçimler kendi içerisinde değerlendirilmeli. Özellikle 7 Haziran-1 Kasım ekseninde Ak Parti oylarındaki geçişkenliği de göz önünde bulundurursak ortada kabaca %8-9 oranında oyunun renginin konjonktüre göre değişkenlik gösterdiği bir seçmen kitlesi var. İşte bu kitle her seçimi kendi şartları dâhilinde değerlendirerek sandığa gidiyor.

Özellikle 16 Nisan’da bu ortadaki seçmen kitlesi tercihini bölgesel bazda değerlendirdiğimizde farklı yönlerde kullanmış gibi gözüküyor. Örneğin; Doğu ve Güneydoğu’da her ne kadar çoğu ilde hayırlar ipi önde göğüslese de evet oylarındaki ciddi artış ve bu artışın son 1 Kasım seçimlerindeki bölgedeki Ak Parti oylarını aşmış olması 1 Kasım’da tercihini HDP’den yana kullanan seçmenin yapılan terör operasyonları, hendek-barikat çilesinin sona ermesi gibi etmenlerden dolayı referandumda Ak Parti’ye döndüğünün açık delili.

Diğer taraftan halk oylamasının son düzlüğünde Evet cephesinin danışmanlar kanalıyla bölgesel bağlamda özerklik kokan gereksiz ve kafa karıştırıcı söylemleri zaten konuya hassas ve ortada duran seçmeni Hayır’a doğru kaydırdığını gösteriyor. Cumhurbaşkanının bu konudaki çabaları “siz beni dikkate alın” söylemi de maalesef son kertede işe yaramış gözükmüyor.

Üstelik şu da bir gerçek ki; MHP tabanında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı Çözüm Süreci politikasından kalma halen büyük bir nefret söz konusu. Dolayısıyla bu nefreti Bahçeli’nin dahi çabasıyla birkaç ayda tersine döndürmekte pek mümkün gözükmüyordu ki, nitekim tablo da bu tezi doğruluyor.

Kısacası %51’lik Evet oylarının net okuması şu ki; Doğu-Güneydoğu’da Kürt seçmen yeni sistem için Erdoğan’a destek verirken diğer bölgelerdeki özellikle milliyetçi yönü ağır basan kitle sisteme Evet oylarını esirgemiş gözüküyor. Peki, kurulan bu dengede çıkan %51’lik evet kararı başarı mıdır, bence kesinlikle büyük bir başarıdır. Henüz 1 yıl önce Başkanlığa desteğin %30’larda olduğu varsayılırsa bugün yakalanan %51 gerçekten büyük başarıdır. Ve bu başarı milletin haddizatında Erdoğan’a olan inancının bir tezahürüdür. Yani bir nevi verilen Evet, Erdoğan’ın güven oylamasıdır da denebilir.

%85’lik yüksek katılım oranı da gösteriyor ki; 16 Nisan’da millet, yine sandığa yüksek bilinçle ve milli sorumluluk duygusuyla giderek ince bir ayar daha yaptı. Evet olsun, Hayır olsun. Verilen her oy değerlidir, ve verilen her oy geleceğimizin teminatıdır. Bu tartışma da çok sık yapıldığı için ekliyorum ki; tabi ki evet de hayır da bir iradedir. Hepsine saygı göstermek demokrasinin gereğidir. Fakat %51 ile gelen bir evet meşru değildir demek de demokrasiye ihanettir, %49 hayır oyu verenleri hainlikle yaftalamak da milli iradeye ve demokrasiye vurulmuş çok büyük bir prangadır.    

Bu yazı toplam 1165 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

Sosyal Medya


 

 

 

KÖŞE YAZARLARI


Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


 

Srt Programlarımız