SRT Yayın Akışı - 24.10.2019
Son Dakika

Nesnel Açı5 Ekim 2019 - 08:34, Cumartesi


Murat Beyaz

Yıllardır sürüp gelen bir ikilemdir; “sanat sanat içindir” – “sanat toplum içindir”. Sanat camiasını sürekli dürten mevcut tez-antitez ilişkisi üzeri örtülecek, “karar” metni ile rafa kaldırılacak bir mevzu değil. Hele ki bu konuda nokta koymaya teşebbüsüm de olmayacak.

Bu mevzunun her daim “fildişi” olsun, “azıdişi” olsun zıt kuleler arası cenklere plato olacağı malum.

Gayem naçizane kalemim döndüğünce, kendi gözlüklerimle algıladığım nesnel açıyı tariften öte değildir.

Öncelikle tartışma konusunu teşkil eden kelime olan “sanat” tanımına bakalım. Sözlük karşılığı “bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yetenek-ustalık” olarak görülmekte. Anlatım amaçlı kullanılan yöntem enstrümanlarını dört başlıkta toplamak mümkün. Edebiyat-Müzik-Güzel Sanatlar(sanki diğerleri güzel değilmiş gibi…) ve El Sanatları. Uzatmamak adına “şu da var- bu da var”şeklindeki polemik görüşler ile satır kalabalığı yapmak istemiyorum.

Bir fiil-eylemden bahsediliyor ise tartışmasız o eylemi icra eden olacaktır. Sanatın(beşeri) bahsedildiği yerde de dairenin merkezine koyacağımız öznenin sanatçı olduğu katidir. Buraya kadar hemfikiriz sanırım…

Kişisel “alan derinliği”mde gördüğüm o ki, sanat önce hatta en önce “kendin” içindir.

Sanat genel anlamda kişinin/sanatçının duygusal tecrübelerinin, yaşanmış ve yaşanmamışlarının farklı araçlar ile dışa vurumudur. Acı, mutluluk, özlem karmaşası içinde devamlı bir bocalama halinde hayat süren ruhun can simidi ile açığa çıkma halidir. Birikim ve coşkusunu bir kaba boşaltma, deşarj noktasında bir eserde biçimlendirme metodudur. Ve metod tercihide o kişinin sanatını belirler. Sanatı ile de kendini anlatabilme derdindedir.

“Sanat; ne bir oyun ne de bir eğlencedir, o ancak ruhun dışarıya vurarak, kendisini

göstermesi ihtiyacıdır.” E.G. Benite

Sanat; kişinin iç dünyasını, iniş-çıkışlarını, kendi ile kavgasını somut hale getirme eylemidir.

Sonrasında gelen beğenilme ve “bende varım” tanınma dürtüsüdür. Sanatçı eserini okşar-sever. Kendinin ve eserinin öne çıkmasını, takdir görmesini bekler. “O kadar da değil” demeye lüzum yok her insanda bu dürtü mevcuttur ancak “sanatçı ruh”larda bu duygu ve beklenti daha üst seviyelerdedir. Bastırılmaya çalışılsa da “tevazu” kisvesine tutunulsa da “beğenilme-takdir edilme” arzusu inkar edilemez.

Parlak renkleri halk sever. Ama sanatçı kendini topluma değil, anlayan insanlara

beğendirmeye çalışır.” Leonardo da Vinci

 

Sanatın bir de şahsi geçim kaynağı olma yönü de vardır ki farklı açıdan “kendin” için olma önermemin altını kalınca çizmektedir.

Dedim ya, gözlüğümün elverdiği ölçüde gördüğüm küçük bir detayı paylaşmak istedim.

Teker üzerinden selamlarımla.

Bu yazı toplam 314 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

KÖŞE YAZARLARI

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


Evren TV Programlar