SRT Yayın Akışı - 23.07.2019

SİYASETİN NEFRET DİLİ4 Mart 2019 - 10:27, Pazartesi


Zemine YILMAZ İŞÇİ

Bunca çözülmemiş sorun ve bunca yanıtı alınmamış soru arasında insan bazen kendine yaşam alanları yaratmak zorundadır. Bunları yapmazsa, kendini daha mutlu hissedeceği güzelliklere doğru kanat çırpmazsa, hayata tutunmanın yollarını aramazsa, mutsuzluğunun katlanarak artmaması, içine birikenlerin kök salıp büyümemesi için kabullenmek ve boyun eğmek yerine meşguliyetler yaratmazsa, ona ilham veren, enerjisini yükselten yollara girmezse korkularını yenemezmiş.

   Yaptıklarını anlatırken heyecanlanan, yapacaklarını anlatırken coşan adayları dinlerken  hayrete düşüyorum.

   İçimize kötülük tohumları ekenler keşke birazda güzellik ve kardeşlik tohumları ekse, biraz da bu konularla ilgilense bazı şeyler değişirdi belki. 

   Hayatımızın son yıllarının ‘en’lerine bakınca  eleştirme, yaftalama, saldırma, sözle- bakışla dövme, linç etme, cinayetler  sanki bizim yaşam tarzımız oldu.

      Toplumsal vicdanı böylesine paramparça eden nedir? Bu tip bir sorunun tek bir cevabı yok elbette.

     Ancak ülkemizde siyaset oldukça karmaşık bir toplumsal zemin ve güç dengeleri üzerine oturdu.

   Çünkü biliyoruz ki   siyasetin  nefret dili günbegün toplumsal vicdanı parçalayarak ülkenin ortak geleceğini tahrip ediyor.

   Türkiye’nin genel politik atmosferine hakim olan buyurgan üslup, toplumsal vicdanın parçalanmasına ve güç nesnesine yönelerek adalet ve hak duygusundan uzaklaşmaya neden oluyor. 

   Siyasetçi, bu karmaşıklığı aşmak için siyasetin türünü değiştirerek polemiği zaman zaman doğruların önüne geçirip gerçeklerin kavranmasını zorlaştırıyor.

    Çünkü iktidarın başarısızlığı devletin zaafı, milletin kaybıdır. Heba edilen zaman ve kaynak hükümetin değil milletindir. İçerideki mücadele partiler ve iktidarlar arasında olsa da o mücadele gelip geçicidir.

    Eleştiriden önce uyarıya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Ülke eğer denildiği gibi bir “beka sorunu” ile karşı karşıya ise bu ihtiyaç sandığımızdan da fazla demektir.

   Böyle bir ortamda insanları birbirinden biraz daha uzaklaştıracak, biraz daha kutuplaştıracak üsluptan öncelikle siyasetçilerin, özellikle de yönetim kademesindekilerin kaçınması gerekiyor.

    Halk, siyaseten ne olmaması gerektiğini bilir, ne olması gerektiği hususunda ise “hisleri” vardır; hislerini politik dile tercüme etme zorluğu içindedir; bu işi politik aktörler yapar ve eğer bu tercüme işini iyi yaparlarsa halkın temsiliyetini de üstlenirler.

    Bu nedenle popülizm; ekonomik, dini, siyasi, hemen toplumsal hayatın bütün alanlarında kendisini gösterir.

    Klişe tabirle iğneden ipliğe, gerçek anlamda her şeye zam geldi mi? Evet. Kuru fasulyeden nohuda, mercimekten pirince, çaydan şekere, peynirden zeytine, ekmekten yağa, etten tavuğa, benzinden motorine her şey arttı mı? Arttı.  Pazarlar fiyatlar  cep yakarken iki  ilde açılan tanzim  mağazaları için  bunlar varlık kuyruğu dense de ben cebimden çıkana ve boğazımdan  geçene bakarım.

 

 

 

----------------

HER İKİ KESİMDE HAKLI

 

 Konumuz sokak köpekleri.  Buna sokağa terk edilmiş köpeklerde diyebiliriz.

Hiçbir medeni ülkede sokaklarda  köpek göremezsiniz.

Bunu nerden bildiğimi soracaksınız. Biraz araştırırsanız  sizde öğrenebilirsiniz.

Bir tarafta da  şu sokak köpekleri için bir şey yapın. Çocuğumu okula götüremiyorum, dışarı çıkamıyorum  diyen şikayetlerde alıyoruz.

Bir taraftan da  hayvan severlerin itirazları da var.

 Her iki kesimde haklı

 Bu sorunu kimin çözeceği de belli.

5199 sayılı Hayvan Koruma Kanunu’nun ne söylediği ortada. Hayvanları Koruma Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 7 maddesinde belediyelerin alacağı tedbirler başlıklı bölümde a,b,c,d bentlerinde belediyelerin bakımevi oluşturması, sahipsiz hayvanları kısırlaştırması, aşılaması, sahiplendirme yapması, hasta, yaralı ve bakıma muhtaç hayvanların bakımını yapması, kısırlaştırılan hayvanların alındıkları yere bırakılması  gibi.

Belediyeler  bu sorumluluklarını  yerine getiriyor mu acaba?

Hesap sorduğunuz zaman da ''Paramız yok'' , ''filanca belediye buraya köpek atıyor'' gibi bahanelerle ya da hayvanları ne kadar çok sevdikleri ile ilgili türlü örneklerle sorunu geçiştirmeyi seçiyorlar.

Ben bir hayvan sever olarak, insanın  kendi cinsinden  görmediği  dostluk , sadakati köpeğinden  gördüğü çoktur   öyle ki  bazen köpeklerin  sahiplerine olan sevgilerinin  kendilerine olan sevgilerini aştığı görülmüştür . 

Hayatınızda kaç defa bir hayvan tarafından ısırıldınız, ekmeğiniz elinizden alındı , kovalandınız , iftiraya uğradınız , kalbiniz kırıldı  , küstürüldünüz ,  peki  bütün bunlara dost bildiğiniz insanlar tarafından kaç defa  maruz bırakıldınız  ve hepsi insandı değil mi ? 

Yaşamımızın ayrılmaz ve vazgeçilmez parçası olan dostlarımız herkese ve her şeye rağmen bizlere karşılıksız ve koşulsuz sevgilerini altın tepside sunmaya devam ediyorlar.

Kar kış bastırınca, kar manzarası yanında, “lütfen sokaktaki hayvanlar için bir tas yemek, apartmanınızda sıcak bir köşe” gibi çağrıda bulunan, paylaşım yapan o kadar çok güzel insan var ki!

Yazın su, kışın sıcak bir yer ve yemek çağrısı yapılıyor mesela.

Bir sürü şeyi dinleyemiyorum, dinlemek de istemiyorum ama bu konuda bir şey dendiğinde gülümsüyorum anında.

Bu topraklarda hayvan sevgisinin, böylesi bir merhametin, korumasızlığı kocaman, sevgisi sonsuz ve karşılıksız olan bu canlara karşı böylesi bir değer artışı varsa, bu ancak ve ancak iyiye işarettir.

Bu yazı toplam 627 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

Sosyal Medya


 

KÖŞE YAZARLARI


Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

----

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


 

Srt Programlarımız

okur