SRT Yayın Akışı - 27.01.2021
Son Dakika

SPOR VE ETİK12 Ocak 2021 - 09:19, Salı


Ertuğrul Akgün

İnsan yaşamında tek bir ahlak yoktur, çünkü o çok yönlüdür ve yaşamımızın her alanın kendisine özgü bir ahlakı bulunması olağandır. Örneğin ticaret ahlakı, bilim ahlakı, günlük yaşama ahlakı, evlilik ahlakı, vb. gibi. Bir ahlak olarak spor, tıpkı günlük, olağan yaşamdan olduğu gibi, bütün bunların da üzerinde, bunlara koşut (paralel) ve dolaylı ilişkidedir. Önemli ayrılığı onun yapısı, özü gereği bir ahlak olmasıdır. Sporu belirleyen ilkeler ve özellikler aynı zamanda bu ahlakı ya da yaşama biçimini de belirlemektedir. İnsanlık tarihinin erken dönemlerinden bu yana, sportif başarıyı dışarıdan müdahale yoluyla, haksız bir şekilde etkileme düşüncesi, insanın bilinçaltında hep var olmuştur. Tabi ki beraberinde sportmence ve centilmence davranma düşüncesinin varlığı da, tarihin bilinen en eski günlerine kadar indiği bir gerçektir. Tarihsel gelişim süreci içerisinde Fair Play idealinin araştırılmasında sık sık karşılaşılan bir problem, hangi zaman diliminin başlangıç noktası olarak alına bileceğidir. Spor bilimcilerin görüşleri, genellikle Antik Çağ, Orta Çağ ve 19. Yüzyıl Viktorya dönemi İngiltere sinde yoğunlaşmaktadır. Gerek Antik Çağ Olimpiyat Oyunlarında, gerekse Orta Çağ Şovalye Turnuvalarında Fair Play prensiplerinin kapsamına giren erdemli davranış biçimlerine rastlanılmaktadır Fairness kavramının İngilizlerin spordaki ahlak anlayışlarını ve genel yaşamdaki erdemlilik özelliklerini yansıttığını ileri sürülmektedir. Bu anlamıyla Fairness kavramı orta çağdaki “Şovalyelik Ruhu” ile eş anlama gelmektedir. Sümerlerin efsane kahramanı ve Sümer düşüncesinin temsilcisi Gılgamış, Asurların aslan avcısı Asurbanipal ve bunun gibi pek çok tarihi şahsiyet, zamanlarının sportif anlamdaki en önemli sembolleri ve aynı zamanda töre düzenini kuran ve koruyan kişileri olmuşlardır. Antikçağda, klasik Olimpiyatlarda sporcuların kendi kent devletlerinde çok iyi yetiştirilip, değişik elemelerden geçirildikten sonra, istenen niteliği gösterebilenlerin Olimpiyat Oyunlarına gönderildikleri, oyunlar başlamadan 30 gün önce Elis’te bulunan bir kampa alındıkları ve orada hem sportif güç ve hem de sportmence yaşama bakımından çok ciddi elemelerden geçirildikleri, sonuçta Zeus tapınağında büyük bir dinsel tören yapılarak yarışmalarda bütün kurallara uyacaklarına dair yemin ettirildikleri bildirilmektedir. Modern Olimpiyatların kurucusu Coubertin; isteyerek, arzu ederek, kurallara uyarak, muhtemel bazı riskleri de göze alarak ve daima daha ileri gitmek üzere yapılan adaleli çalışmaları spor olarak tanımlamıştır. Bu çalışmalar; cesareti, iradeyi, sebatı, soğukkanlılığı, dayanıklılığı, aynı zamanda ahlakı geliştirmektedir. Spor güzellik yaratmaktadır. 1919’ da Sportif Pedagoji ifadesini kullanan Coubertini’in bir sporcu ve sportif hareket ile ilgisi olmamıştır. Onun aradığı, ahlaki güzelliği ve sportif estetiği yaratan, her gün “CITİUS, ALTIUS, FORTIUS” a ulaşmayı amaçlayan sporcu ruhunun yakalana-bilmesidir.

Bu yazı toplam 349 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
KÖŞE YAZARLARI

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


Evren TV Programlar