SRT Yayın Akışı - 21.10.2020
Son Dakika

ÜÇ SAĞLIN 7 Eylül 2020 - 03:27, Pazartesi


Zemine YILMAZ İŞÇİ

 Kadına şiddet, çocuk taciz ve korona bu üç salgında  devam diyor.

 Bu üç sağlını da önleyemiyoruz

Yanlış giden bir şeyler var.

Kadına yönelik şiddeti önleme amacı taşıyan, Türkiye’nin de imzacısı olduğu uluslararası bir sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin tartışmalar sürerken, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun açıkladığı rapora göre, Temmuz ayında 36 kadın cinayeti işlendi, 11 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulundu.

     Öldürülen 36 kadından 18’inin neden öldürüldüğü tespit edilemedi, beşi ekonomik bahaneyle, 13’ü de boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldü.

     Platformdan şüpheli ölümlere ilişkin yapılan açıklamada, “18 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesi, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucudur. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor” denildi.

     Temmuz ayında öldürülen 36 kadının 3’ünün kim tarafından öldürüldüğü tespit edilememiştir. 11’i evli oldukları erkek, 5’i birlikte olduğu erkek, 5’i tanıdığı biri, 4’ü eskiden evli olduğu erkek, 2’si akrabası, 2’si babası, 2’si eskiden birlikte olduğu erkek ve 2’si de oğlu tarafından öldürülmüştür.

   Sözleşmeden çıkılması tartışmaları sürerken Pınar Gültekin’in vahşice öldürülmesi ülkede büyük yankı uyandırdı. Kadınlar ayrılma, boşanma, çalışma veya barışma teklifini kabul etmeme gibi bahanelerle her gün en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyorlar. Ancak Pınar Gültekin’in öldürülmesi, İstanbul Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasının aslında kadınların yaşam hakkının tartışmaya açılması ile eşdeğer olduğunun en somut örneği oldu. Binlerce kadın Türkiye’nin farklı illerinde, sokaklarında, meydanlarında bir araya geldi, kitlesel eylemler gerçekleştirdi. Nefretle işlenen bu cinayetlerde, saldırıya uğrayan şey kadın kimliğidir.

 

HEPİMİZ SUÇLUYUZ

 

Her gün ufacık çocuklara yapılan bir cinsel istismar, ölüm  ile sarsılıyoruz, uykularımız kaçıyor. Diğer yandan, tacizi önleme konusunda hiçbir ilerleme kaydedemediğimiz aşikar, Ayıbımız büyük, suçumuz affedilir gibi değil. Neyi yanlış yapıyoruz?

Durup düşünmemiz lazım

 Daha  Şiar’ın açısını yaşarken , Akyazı’da tarikat  liderinin   12 yaşındaki çocuğa cinsel istismarda bulunması vicdanı olan herkesi  çok derinden üzmüştür

Burada tek suçsuz   12 yaşındaki çocuğumuz.

Hepimiz suçluyuz.

Burada bir kereden bir  olmaz diyerek geçiştiremeyiz

Din tüccarlığı yaparak çocuklarımızı kandırılmasına izin vermeliyiz.

 Burada en önemli görev anne baba ve devlete  düşüyor.

 Sırf dinin öğrensin diye niye tarikat  yuvalarına  çocuklarımızı gönderiyoruz

 Her mahallede bir imam hatip yapıldı.  Niye buralara göndermiyoruz?

 Diyorum ya hepimiz suçluyuz

 Olay ilk ortaya  çıkaranı  suçlayarak “gizliliği ihlal" suçlamasıyla soruşturma açtı ve "Türkiye'nin günlerce konuştuğu tarikatın lideri çocuk istismarından tutuklandı" haberine erişim engeli getirildi.

 Hepimiz konuşmalıyız

Hepimiz yazmalıyız

 Herkes suspus

 Fetö den bile ders çıkaramamışız

Fetö nün yerini başka tarikatlar  dolduruyor

  Yine   dinimizi kullanarak bunları yapıyor

“Hele İslami devlet olsun; en güzel sarığı biz saracağız, en güzel cüppeleri biz giyeceğiz. Vakti saati var her şeyin. Devletin kontrol mekanizmalarında olalım” diyen tarikatı lideri  devletin en üst protokollerinde ağırlandığı ve bazı isimlerle yakın ilişki içinde olduğu ortaya çıktı.

  Türkiye'de tarikatların ve dergahların kapatılması gerektiğine inanıyorum. Akyazı’da

dergahta  yaşanan çocuğa cinsel istismar olayıyla bir kez daha ortaya çıkardı.

"Muhalefet neden 'tarikatlar kapatılsın' demiyor. Muhafazakarlardan alınacak 3-5 oy için mi?

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın Ayasofya'nın açılışı sırasında minbere kılıçla çıkarak Mustafa Kemal Atatürk'e lanet okurken, bunu iki  satır yazıyla geçiştiremez.

En kutsal varlığımız çocuklar, çocuklarımız..

Onlardan daha değerli, daha kıymetli hiçbir şey yok! Olamaz da..

 

 ENDİŞELERİMİZİ ARTIYOR

COVİD-19 endişelerimizi artıyor

belirsizlik sonucunda umutsuzluk ve karanlıkları çoğaltırken en çok da planları, projeleri, buluşmaları, beklentileri, heyecanları, mutlulukları erteletti. Virüs çok şeye, çok cana, çok hayale mal oldu…

 Lanet olası virüs her şeyi değiştirdi. Alışkanlıkları, dostlukları, hayalleri, programları, verilen sözleri, atılacak adımları, gidilecek yerleri.

 Düşünüyorum da; “yeni bir hayata başlamanın en iyi yolu unutmaktır” sözü ilk kez önemini yitirdi. Neyi, nasıl unutacağız ki?

 Markete gidiyorsun marketçide maske yok

 Pazara gidiyorsun, pazarcıda maske yok

Fırına gidiyorsun  fırıncıda maske yok

 Sokağa çıkıyorsun ne mesafe, ne maske var

 Çark Caddesi  eski günlerini aratmıyor

 Sahada hâlâ mesafe ve maske konusunda ciddi eksiklerimiz olduğunu görüyoruz.

Bunlar yaşanırken biz nasıl korunacağız.

Bu yazı toplam 996 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
KÖŞE YAZARLARI

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


Evren TV Programlar