SRT Yayın Akışı - 22.06.2021
Son Dakika

YAPILMASI GEREKEN ÇOK ŞEY ALINMASI GEREKEN ÇOK YOL VAR10 Mayıs 2021 - 01:15, Pazartesi


Zemine YILMAZ İŞÇİ

Sağlık Bakanı’nın açıklamaları, konunun uzmanlarının konuya ilişkin çok az umut, daha çok iç karartan sözlerine rağmen Valilik,  Emniyet ve Sağlık İl Müdürlüğünden Sakarya için iç açıcı açıklamalar geldi.

   Ama yapılması gereken çok şey, alınması gereken çok yol, bilinmesi gereken çok gerçek var.

      Kapanmanın uzaması halinde kapatılan kafelerin, restoranların, kuaför salonlarının çalışanlarının artan ve biriken faturaları var.  Ücretsiz izne çıkarılanların bu belirsizlik sürecinde işsiz kalma kaygısı var. Sokağa çıkamayanların moral çöküntüsü var.

     Zor günlerden geçiyoruz doğru!

 Ama bu kapanmaları doğru yapan çok ülke var

 Kanada başbakanı ne demişti “Parayı düşünmeyin, işimi kaybeder miyim diye korkmayın! Siz sağlığınızı düşünün. Para bizim işimiz”

En zorlu, en dertli, en sıkıntılı zamanlarda böyle bir şey diyebiliyor muyuz biz.

 Çünkü herkes kendi kaderiyle baş başa kaldı.

     Genelde ülkede olup bitenleri, yaşananları, alt üst oluşları suskun izleyen bir toplumuz. Ayrıca bazı sözcüklerin anlamını yitirdiği süreçteyiz, daha doğrusu insan onuruna saygı adına sözün bittiği yerdeyiz.

Esnaf çaresiz batıyor, gençler işsiz, pahalılık ocakları söndürüyor.

Kimine yasak, kimine serbest olan uygulamalar “bu nasıl iş, bu nasıl çifte standart, bu nasıl vicdan!” dedirtiyor.

     Semt pazarları kapanırken atılan soğan ve patatesleri kapmak için yarışanların sergilediği lebalep yoksulluk fotoğrafıyla da mutluluk duyulur mu?

     Unutulmamalıdır ki her görevli yaptığı işin nedenlerini ve sonuçlarını bilmekle yükümlüdür. Hele de yüce makamlarda olanlar  iki kez sorumludur.

   Belki herkes kendi sorumluluğunu bilseydi, durum bu kadar vahim olmaya bilirdi.

        Kabus  gibi üzerimize  çöken bu  koronavirüsten nasıl  kurtulacağımızı  düşünürken

maskem duruyor mu diye burnumuzu günde kaç kez yokladığımızı, virüs korkusu yaşamın üzerine kara bir bulut gibi çökerken nelerden vazgeçtiğimizi, nelerin kursaklarda kaldığını, yaşama sevincimizin, hasretlerimizin, özlemlerimizin, sevgilerimizin nasıl da görünmez bir el tarafından çalındığını hatırladım.

     Bu nasıl bir mikroptu hayallerimizi çaldı, hayatlarımızı aldı, yaşamı alt üst etti, umutlarımızı azalttı, enerjimizi yerle bir etti, 65 yaş üstünün moral değerlerini çökertti, binlerce canın yitip gitmesine neden oldu.

  Artık  yeter “gidişin olsun gelişin olmasın” dedirtiyor.

       Koronayla birlikte beynimize doldurduğumuz   test, maske, mesafe, hijyen, aşı, mutasyon, entübe, karantina, vaka, vefat, PCR testi, negatif, pozitif, sürüntü, turkuvaz tablo, yoğun bakım, sinyal veren su sorunu, satışları tavan yapan sabun, kolonya, dezenfektan gibi  kelimeler çıksın istiyoruz.

     Evlerimize hapsolarak, sevdiklerimize sarılamayarak, dostlarımızı göremeyerek, çarşı pazar dolaşamayarak, derslerimizi yüz yüze veremeyerek, sinema, konser, tiyatro gibi zevklerden mahrum kalarak, seyahatlerimizi erteleyerek, arkadaşlarımızın, yakınlarımızın acılarını, mutluluklarını paylaşamayarak  bir buçuk yıl geçirdik…

    Yinede karamsarlığa kapılmayalım,

Nazım  Hikmet ne diyor?

“Yok öyle umutları yitirip, karanlıklara savrulmak.  Unutma! Aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak…”

Bu yazı toplam 140 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
KÖŞE YAZARLARI

Sosyal Medya



Çok Okunanlar

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Bu Hafta
  4. Bu Ay

E-Posta Listesi

Adınız E-Postanız

Arama


Arşivde Ara


Evren TV Programlar