DOĞAYI TÜKETMEK!

İlimizin doğa harikası i Sapanca'da, ormanlıklarda bulunan göl manzaralı bahçeler, son yıllarda art arda inşa edilen villalarla betonlaştı.
Bize bahşedilen ‘büyük projeler in, yaşam alanlarımıza verdiği geri dönüşsüz zararlar karşısında nasıl önlemler alacağımızı bilmiyorsak bedelleri ağır oluyor.
Doğa tükenirken, bizim de birlikte tükenmekte olduğumuz gerçeğini unutmamalıyız
Doğanın yasalarına aykırı uygulamaların ağır bedellerinin ortaya çıkması, biyolojik zamanda hemen olmayabilir. Ama jeolojik zamanlara ilişkin uzun süreçleri beklemeyeceği de unutulmamalıdır. Yağmur sularını çekecek toprak kalmadı her taraf beton yığını oldu.
Türkiye’nin yaşam standartları yüksek ve yeşili fazla olan ilçesi Sapanca’da her noktasında Arapça konut ilanlarına rastlamak mümkün.
Sapanca Arapların yeni yurdu olma yolunda hızla ilerlerken, özellikle yaz aylarında ilçenin nüfusunun günlük 5 bine kadar çıktığı ifade ediliyor.
Son 12 yılda Sakarya bir bakarsak Serdivan’da yeşil alan neredeyse kalmadı. Sapanca’yı ise bitirdik. Sapanca'da yabancı yatırımcılara tahsis edilmek üzere, 'villa köy' adı altında evler yapıldı.
Özellikle Suudi Arabistan ve Katar'dan gelen zengin aileler için yaptırılan, göl manzaralı, ultra lüks villalar, için ağaçlar kesildi. Sapanca'nın doğasına aykırı olacak şekilde beton bina çokluğu aldı başını gidiyor.

Sapanca’da 1999 depreminden sonra sahil kenarlarında yapılaşmalar başladı. Restaurantlar sahil kenarlarını
doldurdu. Yapılaşma ile birlikte Sapanca’nın şekli şemaali de değişti. Sapanca’nın tam bir Arap işgali altında.
Her taraf lüx Mercedes minibüslerle dolu. İnanın o minibüslerden araba çekecek yer bulamıyorsunuz. Sapanca dağları lüx villalarla doldu. Buralarında sahipleri genelde Arap’lar.
Çok odalı, kalabalık aileler için yapılmış özel evler. Ve Sapanca halkı da artık bu misafirleri kabullenmiş.
Araplar sayesinde, Sapanca’da küçük bir piyasa da oluşmuş durumda. Otoparklardan, tuvaletlere, yiyecek isimlerinden bölgede kurulan halk pazarına kadar her noktada Arapça tabelaların yer aldığı ilçeye çok sayıda firma da günlük turlar düzenliyor.
Her şeyin para demek olmadığını, Her şeyin para için doğal güzellikleri bozmak olmadığını, Her şeyin bugünü kurtarmak için gelecek nesli sıkıntılı günlere sokmak olmadığını belki bir gün anlayacağız ama o zaman iş işten geçmiş olacak.
Gidin o yörenin eski insanlarına sorun hangi Sapanca’yı seviyorsun diye.
Eminim ki onlar eski Sapanca’yı isteyecektir.
Her yerin ağaçlık olduğu, yeşilin gölle buluştuğu Sapanca’yı isteyecektir.
Aradan geçen 12-13 yılda Sapanca'daki yapılaşmaya bakın; yok olmuş, yeşil yok olmuş. Nefes alamayacak hale geleceğiz. Biz ormanları koruyalım hatta ağaç dikelim, derken kendi elimizle çevreyi yok ediyoruz.

SUÇU KADERE ATMAK

Acaba zamanı durdurma imkanınız olsaydı ne yapmak isterdiniz yada geçen zamana dönme şansınız olsaydı
hayatınızda neleri düzeltmek isterdiniz? Neleri silmek isterdiniz hayatınızdan yada neleri eklemek isterdiniz?
Hiç düşündün mü niçindir yaşamak?
Hayatta bazen birilerini silmek ve hayatınızdan çıkarmak istersiniz. Yaşanan bazı olaylar artık sizi bu kararı almaya itmiştir ve kimse artık önünüzde duramaz. Bir anda karar verip, hayatınızdan çıkması gereken insanları çıkarırsınız...
Nazım Hikmet de bunu şöyle dile getirmiş:
Bir silgi olsaydın ne silmek isterdin?
Hatalarını mı yoksa kötü anılarını mı?
Yoksa başarısızlıklarını mı?
Kalem olsaydın kimi eklemek isterdin hayatına?
Seni dinleyecek birini mi?
Sana küçük mutluluklar yaşatanları mı?
Yoksa her daim yanında olanları mı?
Şimdi durup bir düşün, neler eklemek isterdin?
Neler silmek isterdin?
Romancı Adam Fawer: “Hayatından silmek istediklerini gerçekten sil, çünkü geri dönüşüm kutusunda bekletirsen sistemini yavaşlatır.”

Siz ne silmek isterdiniz veya eklemek?
Düşündüğümüzde belki de silmek istediğimiz çok şey vardır. Olması hiç istemediğimiz olaylar mutlaka olmuştur, keşke yaşanmasaydı, şöyle olsaydı, böyle olsaydı dediğimiz durumlarla karşı karşıya kalmışız bazen. Çoğu kez kader böyleymiş, yaşanması gereken yaşanmış diyerek kader olarak değerlendirdiğimiz oluyor.

Suçu kadere atmak da çok kolay oluyor değil mi? Tabii sorumluluktan kaçmak için. Yanlışımızı, hatamızı görmemezlikten gelmek için.
İnsan vermiş olduğu kararlarla, attığı adımlarla kendi kaderini çiziyor ve yaşıyor sözüne ne dersiniz?
İnsan neden sorumluktan kaçmak istiyor?

Dost görünenleri, sana zulmedenleri, seni menfaatleri için kullanmak isteyenleri, ikiyüzlü davrananları, seni aldatanları, mutluluğunu elinden almak isteyenleri, huzurunu bozmak için uğraşanları, her durumda suçu sana atmak arzusunda olanları, hayatını zehir etmek için iftira atanları, acına acı katanları, neşene engel olanları, seni incitenleri, sana hakaret edenleri, yaptığı bir iyiliği hep yüzüne vuranları, moralini bozanları, hakkında hep olumsuz yorum yapanları, kendilerini hep haklı görerek seni suçlayanları silmek istemez misin?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zemine Yılmaz İşçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adapostası Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adapostası Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Adapostası Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adapostası Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.