FATURA ALACAĞI FAİZ BAŞLANGIÇ TARİHİ

Değerli dostlar, bugün alacak davaları ve faize ilişkin emsal bir karar ile bilgilendirmede bulunmak istiyorum.
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında, sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde öngörülen "eser sözleşmesi" ilişkisi kurulmuş olup, yüklenicinin edimi eseri iş sahibinin amacına uygun fen ve tekniğine uygun olarak teslim etmek, iş sahibinin edimi ise iş bedelini ödemektir.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190 maddeleri uyarınca taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Yine, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere; ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kişiye düşer.
Bilindiği üzere; 6098 sayılı Borçlar Kanununun 117 Maddesinde Temerrüt; ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklinde düzenlenmiştir.

Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması vs. suretiyle gerçekleşir. Sözleşmeye aykırılık hükümlerine göre; borçludan faiz talep edilebilmesi için bir ihtar ile ya da aleyhine bir dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Dolayısıyla her ne kadar davacı taraf faizin başlangıç tarihinin faturanın vade tarihi olarak kabul edilmesini ve vade tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini talep etmiş ise de; faturada ve taraflar arasındaki sözleşmede açıkça kesin bir vade kararlaştırılmadığı gibi, dava tarihinden evvel davalının temerrüte düşürüldüğüne dair de dosya kapsamında bir belge bulunmamaktadır. Bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen değere dava tarihinden, ıslah ile arttırılan değere ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. Dolayısıyla sadece 1 araç devrine yönelik borcun ispatı ve davalı vekilinin kısmi kabul beyanı dikkate alınarak mahkemec davacı davasının 160.609,00 TL üzerinden kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de; yapılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davacı vekilinin istinaf taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK 353/1-b.2 maddesi hükmü
gereğince kaldırılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Bu karardan da anlaşılacağı üzere taraflar arasında yapılan alış-veriş sonucunda faturanın düzenlenmiş olması alacaklı tarafın faturayı düzenlediği tarihten itibaren faiz işleteceği anlamına gelmemektedir. İş bu faturanın diğer tarafa ödeme talebi ile bildirilmesi gerekmektedir. İşte bu ihtarname ile alacaklı tebliğ tarihinden itibaren borçluyu temerrüde düşürmüş olacak ve bu tarihten itibaren alacağına faiz işletebilecektir.
Saygı ve sevgilerimle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlker Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adapostası Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adapostası Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Adapostası Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adapostası Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.