LİYAKAT VE SADAKAT

Yeterlilik ilkesi olarak da adlandırabileceğimiz liyakat, verilen görevi başarı ile yapabilme yetisi olarak tanımlanabilir.
Göreve kabul edilme ve yükselmelerde “bilgi, görgü ve diplomayı” esas alan bir anlayıştır.
Sadakat kelimesi, içten bağlılık anlamına gelir.
Bu kelime, eski zamanlardan beri dilimizde yaygın bir şekilde kullanılır.
Bunun yanında sadakat kelimesi, sağlam ve güçlü dostluk anlamına da gelir.
Niyette söz, dürüstlük ve davranışların doğru ve gerçeğe uygun olması şeklinde bilinen bir ahlak terimidir.
Osmanlı İmparatorluğunu bu kadar uzun süre ayakta tutan yönetim felsefesinin temel dinamikleri arasında özellikle dikkat çeken bazı değerler vardır.
En başta, yabancı araştırmacıların deyimiyle "circle of justice" yani "daire-i adliye" gelir.
Çarkın en altında bulunan kişinin korunmasını amaçlayan ve orada bir sorun olursa sistemin bütününe sirayet edeceği endişesini merkeze koyan bir anlayış hakimdir.
Adalet kavramını önceleyen bir devletin liyakati esas alması kaçınılmazdır.
Devşirme sistemi ile çocuklar seçilerek kabiliyetleri doğrultusunda değerlendirildi.
Kişiye özgü bir eğitim modeli mevcuttu.
Bir nevi sadakat ve liyakat üretme merkezi de diyebileceğimiz, saray eğitim kurumu olan, Enderun
Mektebinde şehzadelerin de katıldığı bir eğitim modeli tesis edilmişti.
Bireylerin ahlaklı yetişmeleri halinde kanunlara bile gerek kalmayacağını ifade eden Konfüçyüs'ü hatırlayalım.
Ayrıca, her bir toplum için sadakat ve liyakat kavramlarının tanımlamaları da farklıdır.
Çin medeniyetinde liyakatli olmak doğal olarak sadık olmayı da beraberinde getirir.
Bir bakıma tanım içerisinde sadakat liyakatin bir parçası, ama önemli bir parçası, olarak varlık göstermektedir.
Günümüze gelirsek;
Neredeyse 20 yıldır belli bir siyasal eğilime karşı değil, hangi siyasal eğilimden olursa olsun, ehliyete, liyakate, kariyere, kıdeme ve uzmanlığa karşı savaş açmıştır. Unutulmamalı ki ehliyet, liyakat, kariyer ve kıdem esas alınmadıkça etkili ve istikrarlı bir kamu yönetimi kurulamaz.
Cumhurbaşkanı çevresini ehliyet ve liyakat sahipleri yerine kendisine sadakat ile bağlı olanlardan oluşturmuş ve bu nedenle devletimiz hukuki, ekonomik, siyasi ve sosyal anlamda koca bir çıkmaza girmiştir.
Liyakatın bir kenara atıldığı, sadakatın ön plana çıktığı bir yönetim anlayışı bir ülkeyi doğruya değil yanlışa sevk eder.
Beceriksiz idareciler, beceriksiz devlet adamları kendi kabiliyetleri ve becerileri olmadığı için kendilerine verilen talimatları tam bir sadakat içinde yerine getirir.
Sonucunun ülke için yararlı veya zararlı olduğunu düşünmez.
Sadakatlata bağlı göreve gelen istifa etme becerisini bile gösteremez.
O başarısız olduğunda azledilmeyi bekler.
İşte bizim de geldiğimiz durum aynen bu.

GÜZEL SÖZLER

Bir sözün ardından koşmamalıyız, söz bizim ardımızdan koşmalı, bize hizmet etmeli.
Montaigne

GÜNÜN FIKRASI

Temel, Dursun'a misafirliğe gitmiş. Gece sağanak halde yağmur başlayınca; Dursun konukseverlik
göstermiş:
-Temel çok fena yağmur yağıyor, eve gitme, burada kal.
Temel kabul etmiş, ama ansızın ortadan kaybolmuş. Aradan epeyce zaman geçtikten sonra kapı
çalmış, bakmışlar kapıda sırılsıklam Temel:
-Neredesun ula Temel merak ettik ?
-Eve cittum pijamamu aldum da...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ferudun Özdemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adapostası Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adapostası Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Adapostası Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adapostası Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.